Doku rejenerasyonu beyni kontrol edebilir mi? ” YerelHaberler

Kök hücreler, herhangi bir hücre tipine farklılaşmamış organlarda bulunan hücre tipleridir. Örneğin; Karaciğer ve deri hücreleri dediğimiz hücreler, organın işlevine göre farklılaşır ve üreme yetenekleri sınırlıdır. Dokulardaki kök hücreler, farklılaşan hücreler öldüğünde çoğalarak ve farklılaşarak yerlerini alırlar. Bu sayede kök hücreler vücudun tüm organlarını sürekli yeniliyor. Vücuttaki kök hücrelerin çoğalmasını kontrol edebilirsek; Kanser kök hücrelerinin çoğalmasını önlemek ve doku yenilenmesi için kök hücrelerin çoğalmasını uyarmak gibi birçok tıbbi faydası olabilir. Kök hücre çoğalmasının da ilk kez otonom sinir sistemi (ANS) tarafından kontrol edildiği gösterilmiştir.

CEVAP Solunum, kan akışı ve sindirim gibi bilinç dışı tüm işlevleri kontrol eder. Sinir ağları beyinden tüm organlara yayılır, böylece ağlardaki nöronlar tüm organları kontrol edebilir. Bu nöronlar, nörotransmiter adı verilen kimyasalları serbest bırakır ve bu kimyasallar, hedef hücreleri doğrudan veya dolaylı olarak etkiler. Nörotransmiterler, belirli bir hücrenin zarı üzerindeki reseptörlere (zardaki sinyal reseptörleri olarak işlev gören protein molekülleri) bağlandıklarında, hücrede bir yanıtı tetiklerler. Ek olarak, nörotransmiterler iltihaplanmaya neden olduğunda ve kan akışını değiştirdiğinde dolaylı olarak hücrelerde değişiklikler meydana gelir.

Physiological Reports dergisinde yayınlanan çalışmada bilim adamları, ANS’nin kök hücre çoğalmasında yer aldığından şüpheleniyorlar. Ancak bu ilişkinin doğrudan mı yoksa dolaylı mı olduğunu bilmiyorlardı. Doğrudan ilişki, ilaç geliştirme çalışmaları için çok anlamlı olabilir. Örneğin; Bir organın rejeneratif potansiyeli değişirse, nöronların uyarılmasına veya bastırılmasına gerek yoktur. Alternatif olarak, proliferasyonu kontrol eden nörotransmiterler belirlenebilir ve bu kimyasallar, hedeflenen ilaç salınımı ile kök hücrelere iletilebilir. Araştırmacılar bu ilişkiyi açıklamak için fare bağırsağındaki kök hücrelere odaklandı.

Ek olarak, ANS, bağırsak epitel hücreleri ve dendritik hücreler ile yakın ilişki içindedir. Kök hücre davranışının ANS stimülasyonu ile değiştiğini göstermek için, kök hücreler laboratuvarda yüksek seviyelerde iki nörotransmitter, norepinefrin ve asetilkolin’e maruz bırakılır. Norepinefrin, sempatik sinir sisteminin (ANS’deki organ aktivitesini uyaran sistem) ana nörotransmitteridir ve tehlike karşısında kaçma veya savaşma dürtüsünü oluşturur. Asetilkolin, dinlenme kısmında ve sindirim sisteminde parasempatik sistem (organların aktivitelerini yavaşlatan periferik sinir sisteminin bir sistemi) tarafından üretilir. Deneyde bu sistemlerden herhangi biri etkinleştirildiğinde kök hücre çoğalmasında azalma gözlemlendi. Bunun nedeni, uçuş-savaş sistemi aktifken vücudun yeni kök hücreler üretmek için enerji harcamaktan kaçınması olabilir. Dinlenme ve sindirim sırasında oluşan serbest radikaller (organik moleküllerle reaksiyona girebilen reaktif oksijen türleri) yeni hücrelere de zarar verebileceğinden kök hücre çoğalması azalabilir.

Araştırmalar bağırsak epiteline odaklanmış olsa da, periferik sinir sistemi vücudun diğer bölgelerindeki kök hücre çoğalmasını da kontrol edebilir. Sinir sistemindeki nöronlar, vücuttaki çok sayıda hücrenin yanı sıra kök hücrelere de erişebilir. Eğer öyleyse, kök hücreleri kontrol etmek için sinir sistemini kullanabiliriz. CEVAP Beyin ve merkezi sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Bilim adamları, beynin periferik sinir sistemi aracılığıyla tüm dokulardaki rejenerasyonu kontrol ettiğine inanıyor. Örneğin; Daha geniş bir bağlamda baktığımızda, şiddetli depresyon yaşayan kişilerde de organlarda hasar meydana gelmektedir. Stresin etkisi, ANS yoluyla doku rejenerasyonu olasılığını azaltabilir. Çıkan sonuçlara göre bu konuda doğrudan bir etkisi var. Gelecekte, bu mekanizmayı hedeflemek hastalık tedavisini mümkün kılabilir.

kaynak:

yazar:Ayka Olkay

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın