mizah, espriler ve fıkralar anlatmak; Bireylerin kişiliğinden kaynaklanan toplumsal sorunları ve eksiklikleri eleştirirken gülme ve davranış unsurunu kullanan manzum veya nesir metinlerdir. Güldürmek ve güldürmek amacıyla mizahi bir metin yazan bir yazar veya şair, sinizm, ironi veya ironi duygusuyla hareket etmez. Bu anlamda mizah metinleri hicivli (eleştirel) metinlerden farklıdır. Mizahçılar onları eleştirileri hakkında düşündürmek ve onları güldürmek isterler. Ancak hıçkırığın (hiciv metnini yazan kişinin) eleştirme, küçümseme ve zayıflıkları göstermeyi amaçladığı hicivde böyle bir amaç yoktur. Öte yandan mizahi metinler güldürür ve düşündürür ama bunu yaparken okuyucuya bir mesaj vermeye çalışırlar. Mizah yazarları, amaçlarına ulaşmaya çalışırken günlük dilden, izleyicinin kullandığı sembolik ifadelerden ve belirli yaşam deneyimlerinden yararlanırlar. Yazdıkları metnin okuyucular tarafından kabul görmesi, dikkate alınması ve mesajın iletilmesi (anlaşılması) için bu gereklidir.
Mizahta zeka unsuru çok önemlidir. Mizah eserinin yazarı, somut ve soyut, genel ve özel, şaka ve gerçek arasındaki ilişkileri zekice kelime oyunları yaparak ortaya çıkarmaya çalışır. Hayal gücünü ve aklını kullanarak bu ilişkilerden bazı sözel ilişkiler çıkarmaya çalışır. Yazar ya da şair, toplumsal ya da bireysel bir sorunu işaret eden bir temayı kelime oyunuyla somutlaştırmaya çalışır.
Başka bir deyişle, mizah şaka yapar. Hafif ve yumuşak bir tonda, karşıdakini kırmak istemeden ama içinde bulunduğu olumsuz durumu ortaya çıkaracak şekilde konuşur. Necib Fadel, Dia Paşa, Yahya Kemal ve Süleyman Nazif gibi pek çok yazar ve şair zarif espriler yapmış ve muhatabı kırmadan zekice fıkralar anlatabilmiştir.
Mizahın gerçekle örtüştüğünü söylemek mümkündür. Gerçeklik duygusu mizahın en önemli özelliğidir. Çünkü mizahla uğraşan kişi (yazar ya da şair) nüktesini gerçek bir olay ya da duruma göre yapar. Az önce de belirttiğimiz gibi, kelimelerin büyülü gücünü kullanarak gerçek, yani somut durumu sıyırıp atmakta, sözlerine ve anlatımlarına bir zeka unsuru katmaktadır. Böylece anlatmak istediğini dolaylı olarak örter ve açığa vurur. Okuyucunun veya dinleyicinin detayları yakalamasını ve bu detaylar üzerinden mesajı fark etmesini ister. Bütün bunları somuttan soyuta doğru hareket ederek yapar ki bu da okurun ya da dinleyicinin metne katılımıyla mümkün olur.
kaynak:
Ali Nar, Esprili Edebiyat, Elif Yayınları
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları
yazar: Korhan Altunay
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]