Anayasa, devletin temel yapısını, çalışma ve çalışma sistemini gösteren, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan en üst hukuk kuralıdır ve kurallar hiyerarşisinin en tepesinde yer alır. Kurallar hiyerarşisi, yazılı hukuk kaynakları arasında en yüksek olan itaat ilişkisidir. Bu hiyerarşi, hukukun ana kaynaklarındaki yazılı kaynakların sırasını tanımlar ve hangi yazılı kaynağın önceliğe sahip olduğunu netleştirir. Aynı durum ileride çıkarılacak kanun için de geçerlidir ve bu konuda Anayasa’nın ülkenin temel kanunu olduğunu söyleyebiliriz.
İçindekiler
Ülkemizdeki anayasal faaliyetler
1876 Kanun-i Esasi; Türk tarihinin ilk anayasası olarak bilinen Kanun-i Esasi, Belçika, Prusya ve Polonya anayasalarından esinlenmiştir. Abdülhamid bunu bir ferman olarak ilan etti. Bu anayasa padişahın egemenliğine dayanmaktadır ve kuvvetler ayrılığı ilkesini uygulamamaktadır. Yasama ve yürütme yetkilerinin kime ait olduğu belirtilmemiştir. 1876 Anayasası, Heyet-i Ayan ve Heyet-i Mebusan olmak üzere iki meclisli bir meclis kurdu. Ayan Cemiyeti’nin tüm üyeleri padişah tarafından seçilir ve ömür boyu görevde kalır.Daha sonra 1909 yılında Anayasa’da yapılan değişikliklerle padişahın yetkileri daraltılmış ve Meclis’in yetkileri artırılmıştır.
1921 Anayasası; Milli Mücadele’nin devam ettiği istisnai dönemlerde hazırlanan, “Millete egemenlik kayıtsız şartsız” ilkesini kabul eden 23 maddelik kısa bir anayasadır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri TBMM’de toplanır ve yürütme erki Meclis içinden seçilenler tarafından kullanılır. Ve yargı yetkisinin kullanılması sırasında 1876 Kanunu hükümlerinin kullanılması kararlaştırıldıysa da, durum böyle olmadı. Dava, dönemin istisnai koşullarında gerçekleşmiş ve yargı yetkisi İstiklal Mahkemeleri tarafından kullanılmıştır.
1921 Anayasası, “halk yönetimi” nezdinde ülkeyi coğrafi ve ekonomik ilişkiler açısından vilayet, ilçe ve kazalara ayırmıştır. Yerelleşme ilkesini o döneme göre çok ileri düzeyde benimsemiştir. 1923 yılında Anayasa’da yapılan değişikliklerle;
* Türk devletinin yönetim şekli Cumhuriyet’tir,
* Resmi dil Türkçe’dir,
Devletin dini İslam’dır.
Hükümler kabul edilmiştir.
1924 Anayasası; Parlamenter hükümet ile parlamenter sistem arasında karma bir hükümet sistemi benimsedi. Katı bir anayasadır. Çünkü anayasa değişikliği için çoğunluk şartı aranıyor. Ayrıca 1924 Anayasası, “Anayasa’nın hiçbir maddesi yürürlükten kaldırılamaz, ihmal edilemez. Hiçbir kanun anayasaya aykırı olamaz.” Hükümleri var. Anayasanın üstünlüğünü benimsedi.
1928’de yapılan değişiklikle anayasadan “devlet dini İslam’dır” ibaresi çıkarıldı.
1961 anayasası; 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Ulusal Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi’nden oluşan Kurucu Meclis’in hazırladığı anayasa taslağı, ardından halk oylamasıyla kabul edildi. 1961 anayasası iki meclisli bir parlamento oluşturdu. Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’ndan oluşan Meclis’te (örneğin 1876 Kanun-i Esasi) kanun yapma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir. 1961 Anayasası, anayasal ve bağlayıcı egemenlik ilkesini kabul eden katı bir anayasadır. Tarihimizde sosyal devlet ilkesini benimseyen ilk anayasadır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıçlar Yüksek Kurulu’nun oluşumu açısından da çok önemlidir.
1982 Anayasası; 1961 anayasası gibi detaylı hazırlanmış katı ve katı bir anayasadır bunun nedeni anayasanın tepkisel bir yapıya sahip olmasıdır. Karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak için bu sistem kullanıldı. Askeri müdahale ile oluşturulmuş ve halk oylamasına sunularak yürürlüğe girmiştir. Siyasi çalkantı ve kaos döneminde yürütme erki güçlendi ve erkin ağırlığı arttı. Kamu yararının bireylerin çıkarından önce geldiği düşünülerek hak ve özgürlüklere sınırlamalar getirilmiştir. Örneğin; Daha az katılımcı bir demokratik model benimsenmiştir. Siyasi partilerin kadın ve gençlik kolları gibi imtiyazlı kollar kurmaları yasaktır.
1961 Anayasası gibi, 1982 Anayasası da askeri kanat ve sivil kanattan oluşuyordu. Askeri kanat Milli Güvenlik Kurulu, sivil kanat Şura Meclisi idi ve sivil kanadın sınırlı yetkileri vardı ve hükümeti devirme veya kabine kurma yetkisi yoktu.
Türk anayasacılık tarihinde en çok değişikliğe uğrayan anayasa 1982 Anayasasıdır. İlk değişiklik 1987 yılında yapılmış ve günümüze kadar gelmiştir.
kaynak:
Anayasa Hukuku Erdoğan Teziç
Bülent Tanur, Osmanlı Türk Anayasal Gelişmeleri
www.turkhukuksite.com
yazar: Emine Burcu KarakilÇik
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]