Dil İnkılâbı, dilimizi tarihi devirlerin getirdiği iniş çıkışlardan arındırmak ve yol göstermek için 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin (şimdiki adı Türk Dil Kurumu) kurulmasıyla başlayan tüm çalışmalara verilen isimdir. sağlıklı gelişimin. Başka bir deyişle, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından ve cumhuriyet sisteminin kurulmasından sonra giriştiği ulusal toplumsal yenilenme hareketlerinin dille ilgili kısmıdır.
Atatürk, kurduğu devlet yapısını ve Türk toplumunun tarihsel koşullardan doğan sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan bir yenilikçi olduğu için, diğer yandan geleceğini sağlam temeller üzerine oturtmayı amaçlayan bir yenilikçiydi. yapılanların tarihsel bir temeli ve geleceğe uzanan bir yönü vardı. Bu nedenle Atatürk inkılâpları, tarihi temelleri ve fikri temelleri bilinmeden tam anlamıyla anlaşılamaz.
Osmanlı Devleti’nin siyasî ve sosyal şartlarını ve yaşadığı bir dizi felaketi yakından takip eden Mustafa Kemal, imparatorluğun çöküşünün büyük ölçüde toplumsal temellerdeki bunalımlardan kaynaklandığını biliyordu. Avrupa XV. Osmanlı Devleti, 16. yüzyıldan itibaren başlayan rönesans ve reform hareketleriyle fikir alanında büyük gelişmeler gösterirken, Osmanlı Devleti 16. yüzyılda siyasi yapısı ve doktriner hukuk sistemi nedeniyle içine kapanmış ve gelişmelere ayak uyduramamıştır. yaşında. Yüzyılda hızlı bir gerileme dönemindeydi. 1839’da Tanzimat’la başlayan Batılılaşma hareketi beklenen verimi sağlayamadı. Bu dönemde düzeltme girişimleriyle çözüm bekleyen toplumsal sorunlara kısmi çözümler arandı. Ancak toplumsal yapıya asimile edilmeleri için radikal önlemler alınamadığı için olumlu sonuçlar alınamaz. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra Türk milletinin bağımsızlığını bir bütün olarak görmüş ve toplumsal yenilenme devrimlerini bu bağımsızlığın birbirine bağlı halkaları olarak kabul etmiştir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı devlet felsefesi ile inkılapların dayandığı fikirler arasında tam bir paralellik vardır.
Atatürk devrimlerinin arkasındaki ana fikir, Türkiye Cumhuriyeti’nde devletin ve devletin durumunu, dünya var oldukça dünyayı ayakta tutacak ve aynı zamanda bir düzen garantisi olacak sağlam temeller üzerinde anlamaktır. Kısaca çağdaş değerlere sahip bir Türk toplumunun oluşturulması, yani modernleşmedir. Bu hedef Atatürk’ün şu sözleriyle ifade edilmiştir: “Yaptığımız ve yürütmekte olduğumuz inkılâpların amacı, Türkiye Cumhuriyeti milletini bütün manaları ve mânâlarıyla tam anlamıyla muasır ve medeni bir meclis (cemaat) haline getirmektir. tarifler.(getirmek).Bu bizim devrimimizin temel ilkesidir.”
Aynı durum Türk dili yani Türkçe Türkçe için de geçerlidir. Türk dilinin neden böyle bir yönelime ihtiyaç duyduğu sorusunun cevabı da dilimizin tarihsel kaderi ile bağlantılıdır.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]