Canlı bir organizma olarak dil, çeşitli etkilerle değişir. Doğal gelişim sürecinde farklılaşan ve bu değişimi yabancı etkilerle sürdüren dillerin temellerinin atıldığı günümüzde bile ses ve biçim yapısındaki değişiklikleri fark etmek mümkündür. Türkçe de yaklaşık 10.000 yıllık bir süreçte gelişmiş, köklü ve güçlü bir dil olarak yaşamaktadır.
Türk milletinin dünyada çok geniş bir coğrafyaya yayılmasından dolayı Türk dili milyonlarca kilometrekarelik bir alanda kullanılmaktadır. 300 milyona yakın Türk’ün iletişim aracı olan Türkçe, hiç şüphesiz yayıldığı yere göre farklılaşmış ve özellikle ses yapısında yerel özellikler taşıyan yeni lehçeler üretmiştir. Bu da Türk dünyası arasındaki ilişkilerin zayıflamasına neden oldu. Ancak Türkçenin güçlü bir dil olarak kullanılmasına engel olmamıştır.
Türkçe Anadolu coğrafyasında gelişen Türkçe, Türkçenin doğduğu lehçelerden biridir. Türkçenin batı (Oğuz) kolundan olan Türk Türkçesi, Osmanlı Türkçesinin yeni kullanılmaya başlandığı yıllarda kullanılmasından dolayı çoğunlukla Arap ve Fars dillerinin etkisinde gelişmiştir. Özellikle Tanzimat döneminden sonra Fransa ile ilişkilerin artması nedeniyle dilimize Fransızcanın etkisi artmış ve günümüzde Türkiye’nin yüzünü Batı’ya çevirmesiyle bu etki yerini “İngiliz” ekseninde Batı dillerine bırakmıştır. .
Yapı olarak hala eski Türkçenin devamı olma avantajını gösteren ve yüzyıllar boyunca dimdik ayakta kalmayı başarsa da bu yönüyle kendini korumayı başaran Türkçe; Söz varlığı açısından yabancılaşma engellenemez. Günümüzde Türk dilindeki en büyük sorun, Batı’ya duyulan ilgi nedeniyle binlerce yıl öncesine dayanan Türkçe kelimeler yerine yabancı kelimelerin tercih edilmesidir. Ayrıca Türk dilimizin biçimsel ve derin yapısında kavram aktarımları ve gramer tesirleriyle meydana gelen değişiklikler de Türk dilinin özünü saptıran sebeplerdir.
Ömer Seyfeddin gibi Türk müntesiplerinin öncülüğünde başlayan Türkçülük hareketinin devam ettirilmesi, Türk dilinin sadeleştirilmesi ve yabancı dillerin etkisinden kurtarılmasına yönelik mevcut çabalar desteklenmelidir. Türk dilinin kâinatın dili olabilmesi için önce Türk milletinin ne kadar güçlü olduğunun ispatlanması, ardından yabancıların bile matematiksel bir sistemi olduğuna inandıkları güzelim Türk dünyasının öğretilmesi gerekir.
İhtiyacımız olan kelimeler dışında Türk dilinin yozlaşması moda ve hüsnükuruntularla önlenirse Türk dili bilim ve edebiyat dili olarak binlerce yıl varlığını sürdürebilecektir. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi: “Vatanına ve yüksek bağımsızlığına sahip çıkmasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan korumak zorundadır.”
YerelHaberler
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]