Romanın özellikleri, tarihsel gelişimi ve aktörleri | YerelHaberler

insanlar veya insan toplulukları tarafından deneyimlenmiş veya yaşanması muhtemel olan sosyal, politik, psikolojik, ekonomik, askeri vb. Olayların bir düzene bağlı bütünlük içinde anlatıldığı anlatı temelli anıtsal metinlere roman denir. Batılı roman kavramı, masal, hikâye, efsane gibi geleneksel anlatı türlerinin aksine ilk kez Tanzimat döneminde ortaya çıkmaya başlamıştır.

Romanın ayırt edici özellikleri şunlardır:

• Roman, nesirle yazılmış uzun, katmanlı, kurmaca bir kurgu biçimidir.
• Bireyin kendisini çevreleyen gerçeklikle, sosyal ve fiziksel gerçeklikle olan ilişkilerini tanımlayan, inceleyen ve sorgulayan içerik içerir. Kendi iç gerçekliğini kurarak gerçekliğin farklı biçimlerini yansıtır.
• Roman, farklı söylemleri bir araya getirerek ve karşı karşıya getirerek toplumsal hiyerarşiyi kırdığı gibi, farklı türlere yer açarak türler arasındaki hiyerarşiyi de kırar.
• Roman, modernitenin, yani Batı’nın bireyci, rasyonel ve seküler dünya görüşünün bir ifadesiydi.
• Roman bir kez daha kendini modernliğin gereği olarak eleştirmiş ve bu bireyci, akılcı ve seküler dünya görüşüne karşı koyabilmiştir.
Bireyin, toplumun ve çevrenin değişim ve dönüşümlerine uyum sağlayabilen esnek yapısı, değişmez kurallara bağlı kalmaması ve sürekli kendini değiştirme eğilimi ile romanın edindiği biçim çokluğu en önemli özellikleridir. temel genel özellikler.

Roman, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren farklı içerik, biçim ve yöntemlerle karşımıza çıkmış ve birçok alt tür kategorisine ayrılmıştır. Romanı türlere ayırma girişimleri hep farklı bakış açılarından yapıldığından bir bütünden söz edilemez. Örneğin içerik açısından roman: tarihi roman, gotik roman, macera romanı, görenek romanı, psikolojik roman, otobiyografik roman, polisiye romanı vb.; Üslup açısından: romantik roman, gerçekçi roman, natüralist roman, izlenimci roman, roman vb. ayrılabilir Bu ders programları kişilere ve bakış açılarına göre sık sık değişmektedir. Postmodern romanlarda ise tarih, fantezi, suç, çeşitli teknolojiler gibi temalar iç içe geçmiş ve bu ayrım bir şekilde kırılmıştır.

Tanzimat’tan günümüze Türk romanı nesir dili ve üslubu bakımından iki ana kola ayrılmıştır:

a. Namık Kemal’in başını çektiği ve Zia, Yakub Kadri, Ahmed Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay gibi yazarların devam ettiği sanat çağı. Bu tarzda yazılan romanlar belli bir eğitim ve kültür düzeyine sahip okurları cezbeder. Ayrıca dil ve üslup derin düşünce, duygu ve hayalleri ifade etmenin birer aracıdır. Bazı yönlerden bu romanları süslü nesir türüne yerleştirebiliriz. Günlük, mektup, biyografi, günlük, roman, tiyatro, anekdot, röportaj, deneme, haber, kritik, deneme, gezi, deneme, röportaj

B. Ahmed Mithat’la başlayan popüler roman dönemini Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmed Rasim, Ercomment Ekrem, Guzid Sabri, Cahit Ojok, Turhan Tan, Karim Nadir, Müezez Tahsin Berkan ve Ahmet Günbay Yıldız gibi yazarlar sürdürür. Bu tür romanlar genellikle düz nesirle yazılmış olup, çok sayıda insan tarafından kolayca okunup anlaşılabilen bir eser türüdür.

Türk edebiyatında Türk romanının ilk örneği; Finlon Youssef Kamel Paşa’nın “TALEMAK” olarak tercümesidir. Roman türünün ilk örneği XVI. 16. yüzyılda, İspanyol yazar Miguel de Cerfontes (Michel de Cervantes) Don Kişot adlı kitabında bunu tanıttı.

Edebiyatımızda roman türünün ilk örneklerinden Namık Kemal İntibah adlı eseriyle Halit Ziya Uşaklıgil, “Mai ve SİYAH” romanıyla modern romanın ilk örneğini vermiştir. Eylül romanıyla Sevdasi ve Mehmet Rauf.

Türk edebiyatında daha önce bu tipin yerini alan bir “MESNEVİLER” vardı. Şemstine Sami, Taaşuk-u Talat ve Fitnat adlı eseriyle ülkemizdeki ilk Türk romanını yazmıştır.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın