Anı türünün özellikleri, tarihsel gelişimi ve temsilcileri | YerelHaberler

İlim, sanat ve siyaset sahalarında ün yapmış kişilerin, yaşadıkları dönemin önemli olaylarını veya özelliklerini gözlem ve bilgilerine dayanarak anlattıkları edebî türdür. Anı’nın eski karşılığı “hafıza”dır. Edebi bir tür olarak hatırat, genellikle kişinin aklına geldiği andan itibaren gördüğü, yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olay ve durumları belli bir sistem içinde yazdığı otobiyografik metinlerdir.

Otobiyografi kişinin sadece kendisi hakkında bilgi verirken, anı hem bireysel hem de toplumsal bilgileri içerir. Günlük tutan yazar, o günkü olayları, yaşadıklarını ve düşüncelerini sıcak bir dille aktarırken; Anı yazarı, antik çağın olaylarını hafızaya veya belgelere dayanarak sunar. Bu bakımdan hatıratlar, sadece hatırlanabilen, unutulamayan ve kaydedilebilen olayları içerdiğinden, tarihi tam olarak yansıtmaktan uzak oldukları gibi, tamamen objektif olmaları da beklenemez. Cemaatlerin sosyal hayatlarında hatıraları aktarmada önemli bir gelenektir. Özellikle yaşlılar gençlere daha önce gördüklerini, yaşadıkları ilginç olayları anlatırlar.

Günlüğe tüm insan hayatını eksiksiz yazmak gerekli değildir. Bir zaman dilimi olarak hayatın tamamını içerebileceği gibi hayatın bir kısmını, bir zaman dilimini veya bir olayın zaman dilimini de kapsayabilir.

Hatıratın konusu olan olay ve kişiler gerçek olduğu için yazar bunları değiştiremez. Ancak yüzde yüz objektiflik ve belgesel kimliğin sıkıcı anlatımından hafızayı kurtarmak için mümkün olduğunca izlenimlere dayalı yorumlar eklemek ve bunu dürüstçe anlatmak gerekiyor. Anı türü tüm bu özelliği ile eleştiriden otobiyografiye, romandan şiire birçok türün kaynağını oluşturmaktadır.

Anılar ya günlük olarak ya da yazarların hatırladıklarıyla yazılır. Ancak aradan bu kadar zaman geçmiş olması anı yazarının bazı olayları yanlış hatırlamasına neden olabilir, bu nedenle anılar uygun şekilde belgelere dayandırılmalıdır. Bu özellik, Anılar kesin bir belge olmayıp, sanat ve siyaset alanındaki ünlülerin anıları tarihi olaylara ışık tutmaya yardımcı olur.

Anılar, yazarın deneyimlerini ve izlenimlerini yazdığı için günlüklere benzer. Ancak yıllar sonra yazılan anılarda birçok küçük ayrıntı unutulsa da olaylar hemen günlüğe yazılır. Bu bakımdan günlükler, doğruluk açısından hatıralara göre daha inandırıcıdır ve hatta bazı hatıralarda çocukluk ve ergenlik dönemine ait küçük detayları listelemek veya olaylara en ince detayına kadar şahitlik etmek hatıraların güvenilirliğini gölgede bırakmaktadır. Bunun bir başka nedeni de anı yazarlarının anılarını yaşadıkları dönemin mantığıyla değil, belli bir olgunluk döneminde yazmalarıdır. Bu nedenle anı yazarları, bazı anı yazarlarının görgü tanıkları ve anılarından daha ikna edici olmak için anılarını genellikle günlükler, mektuplar veya bazı belgelerle tamamlarlar.

Hatıra ve otobiyografi ayrımı da yapmak gerekiyor belki de her ikisi de olabildiğince kendi iç dünyalarına yönelip kendi hayatları, duygu ve düşünceleri hakkında konuşup onları tanımaya çalışır ve bütünleştirerek bir sonuca varırlar. .

Seyahatname, elçilik, anı, otobiyografi, fıkra, anı, otobiyografi ve tarih türünü hatıra niteliği taşıyabilecek hatıra türleri ile karıştırmamak önemlidir. Bu türlerin her birinin farklı bir yazma amacı vardır. Hepsinin ortak özelliği gerçek hayattaki olaylara dayanmasıdır. Ancak bu özellik, birbirlerinin yerine geçmeleri için bir sebep olamaz.

Anılar, tarihsel gerçekleri açıklarken çok faydalıdır. An; Tarih değilse, tarih için yararlıdır. Dönemlerin özelliklerini anlatan hatıratlar, o dönemin tarihini yazacak olanlar için önemli belgelerdir. Bu nedenle anı yazarı, anıları üzerine düşünürken tarihsel gerçekleri bozmamaya çok dikkat etmelidir.

Anı ve anı en kafa karıştırıcı iki türdür. Bu iki tür arasındaki en önemli fark, günlüklerin o yaşarken, anıların ise daha yaşarken ya da yaşamın sonunda yazılmasıdır.

Anı türünde her ne amaçla kaleme alınmış olursa olsun dürüstlük, samimiyet ve sorumluluk duygusu ön planda tutulmalıdır. Anı yazarken öncelikle konusuna karar verilmeli; Ardından, hafızada saklanan günlük notlar veya olaylar dizisi plana göre düzenlenmelidir. Anıları yazarken süslü sanatsal anlatımdan kaçınılmalı; Açık, sade ve akıcı bir üslup kullanılmalıdır. Duygular ve düşünceler gerçeği sadakatle yansıtmalıdır.

Anılar ya günlük notlar şeklinde ya da daha sonra hatırlanarak yazılır. İlk örneğini eski Yunan sanatçısı Xenophon’un “Anabasis” adlı eserinde veren, Batı’da en yaygın olan türdür. Platon’un eserlerinin çoğu bu türdendir. 18. yüzyılda J.J. Rousseau’nun “İtiraflar”ı, Goldoni’nin “Grumpy the Good”, Goethe’nin “Şiir ve Hakikat”i ve André Gide’nin “Günlükleri” bu alanda önemli eserlerdi. 19. yüzyıl Fransız edebiyatında, Victor Hugo’nun “Gördüklerim”, Verlaine’in İtirafları olan “Bencillik Anıları” önemlidir.

Rus yazar Tolstoy’a vefa ”Yirminci yüzyılda dünyanın tüm ülkelerinde birçok yazar bu türden eserler üretmeye devam etti.

Türk edebiyatında 7. yüzyıla ait “Çöktürk Yazıtları” bu türün ilk örneğidir. 16. yüzyılda Hindistan’da imparatorluk kuran Babur Şah’ın Bab-ül Ailesi, 17. yüzyılda İbul Gazi Bahadır Han’ın yazdığı “ecere-i Türk” kitapları, Katib Çelebi ve Naima’nın çeşitli eserleri bunlara örnektir. bu türün

Eski edebiyatta hafıza özelliği taşıyan “haleler, isimler gazavat, isimler sefaret” bu türün örnekleridir. İlk başta Ibusia Tawfiq ve Ali Sui anılarını gazetelerinde yayınladılar. Akef Paşa “Tabsira”
Namık Kemal’in “Majaza Mektupları”, Ziya Paşa’nın “Deftbook-i Amel”i, Ahmed Mit Efendi’nin “Manfa”sı, Muallem Naci’nin “Umer’in Çocukluğu” adlı eseri Servet-i Fünun döneminde; Ahmed Rasem “Aşkal Zaman”, “Falaka”, “Mahrir”, “Şair” “Kırk Yıl” Halit Zia, Saray ve Ötesi, Hüseyin Cahit Yalçın: “Edebi Hatıralar”.

modern edebiyatta;
Yakub Kadri: “Eve Giden Zorunlu Bir Diplomat, Gençlik ve Edebiyat Anıları”
Ruşen Eşref Ünaydın: “Atatürk’ü Özlemek”,
Faleh Rıfkı Atay: “Çankaya”
Halide Edip: “Türk Ateşle İmtihan”
Yahya Kamal: Çocukluğum, gençliğim, siyasi ve edebi hatıralarım
Yusuf Dia Ortak “Al-Arkan, Tellna”
Ahmed Hamdi Tanpınar: “Kerkük Anıları”
Samet Ağaoğlu: “Babamın Dostları”
Salah Bersil: “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu”
Halikarnas balıkçısı: “Mavi Sürgün”
Oktay Rıfat: “Şair Dostlarım”

Ayrıca Celal Bayar, İsmet İnönü, Kazım Karabekir ve Rauf Orbay gibi siyasi şahsiyetlerin yakın dönem kaleme aldığı hatıratları da yakın tarihimize ışık tutması açısından önemli eserlerdir.

Anı ve Anıların Benzer/Farklı Yönleri:

1- Hatıra, tıpkı hatıra gibi, insanın gerçek hayatından kaynaklanan bir yazı türüdür.
2- Günlüğü yaşarken, anıyı yaşadıktan sonra yazarsınız.
3- Anılar, yazarların yaşlılıklarında yazdıkları ve hayatları boyunca karşılaştıkları olayları objektif bir şekilde ortaya koyan yazılardır. Anılar ise, ruhun derinliklerinden gelen sübjektif, derin, dürüst ve anlık duygu ve düşüncelerdir.
4- Anıların anlatım açısından muhayyile niteliği taşıdığını, öte yandan hatıraların hayalden uzak keskin fikirlerin toplamı olduğunu da söyleyebiliriz.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın