Bellek (hafıza) nedir? – Tanım ve Özellikler | YerelHaberler

El-Ani, Arapça’da “anıt” kelimesiyle eş anlamlıdır. Terimin anlamı, “kişinin yaşadığı veya yaşadığı dönemde meydana gelen olay ve olguları, gözlem ve bilgilerine dayanarak anlattığı yazı türüdür.” Anıları “kişinin özel veya sosyal yaşamının yazılı yazıları” olarak da değerlendirmek mümkündür. Anılar, olayların kişinin hafızasında bıraktığı izlerdir. Anı yazarı yaşadığını değil yaşadığını yansıtmaya çalışır.

Günlükte önemli olan görüleni ve bilineni tüm çıplaklığıyla anlatmaktır. Ancak çoğu yazar buna bağlı kalmıyor. Bazı yazarlar gerçekleri kendilerinden saklamayı tercih ederken başkaları hakkındaki gerçekleri belirtirler; Bazıları görmediklerini, duymadıklarını hafızalarına dahil ederken, bazıları da Tolstoy gibi hatıralarını somutlaştırmayı tercih ediyor. Günlük, yazarların dünyayı ve olayları hangi pencereden gördüklerini anlamak kolaydır.

Anı yazarları, gerçeğe sadık kalmak için zaman zaman mektuplar, günlükler, dergiler, gazeteler ve görgü tanıklarının anlatımlarını kullanabilirler. Anılar iki şekilde yazılabilir: Bazı anı yazarları anılarını sırayla yazmayı tercih ederler. Diğerleri istedikleri gibi yazarlar. Özgünlük ve samimiyet bir anı yazarının dikkat etmesi gereken özelliklerdir.

Anıların diğer edebî türlerle ilişkisi şöyledir:

Günlükler ve Anılar: Hem günlüklerde hem de anılarda yazarlar kendi iç dünyalarından hareket ederek dış dünyayı anlatmaya çalışırlar. Her iki türde de yazarlar kendilerini tanıtmak ve tanıtmak isterler. Süt Kemal Yetkin’e göre hatıra ile hatıra arasındaki fark, hatıraların ileriye, hatıraların geriye gitmesidir. Biri yazılı, diğeri yaşıyor. “Anı yazarları olay ve olguları sosyolojik bir yaklaşımla ele alırlar ama bunu yaparken öznelliği de ihmal etmezler. Bu öznellik en çok günlüklerde hissedilir. Günlükler gün be gün tespit edilen olay, düşünce ve duygulardan oluşur. Günlük ise , yıllar önce yaşanmış olayları anlatır. Dolayısıyla günlüklerin doğruluk açısından daha inandırıcı olma şansı vardır.”

Anılar ve Otobiyografiler: Anılarda yazarlar duydukları ve tanık oldukları olayları anlatırken, otobiyografilerde ise kendi hayatlarından bahsederler. Yani biyografisinde yazarın özel dünyası hakimdir. Yazar, otobiyografisinde sadece kendinden bahseder. Yazar, karakterini oluşturan çevreyi odak noktası yapar. Sık sık bu çemberin dışına çıkmaz. Anı yazarı kendi iç dünyasına dönerken özel hayatından da çıkıyor. Hafızasında kalanları yazarken olayların sebepleri üzerinde durmaya çalışır.

Anılar ve Anılar: Anılar ve Anılar ile karıştırılmamalıdır. Herhangi bir dergi veya gazetede yayınlanan bir başyazı veya başlık, o dergi veya gazetenin yayınını tanımlayabilir. Bu bir an değil. Ancak aynı yazı, yıllar sonra o dergiyi veya gazeteyi çıkaran kişinin hatıralarında yer alırsa hatıra olur. Harfler ve hatıralar da zaman zaman karışabilir. Yazıldığı günlerde postalanan mektuplar, anılardaki mesajlar bir başkadır.

Anılar ve kişisel fotoğraflar: Kişisel fotoğraflar, anılarla yakından ilişkilidir. Fransızca’da anıt olarak adlandırılan bir fotoğraf, bir yazarı veya bir kişiyi anlatıyorsa günlük olarak kabul edilir.

Anılar ve Tarih: Anı yazarları, kendi hayatlarından yola çıksalar da tarihe, yaşadıklarını ve gördüklerini olduğu gibi anlatmak açısından yaklaşırlar. Ancak hafıza, tarih anlamına gelmez. Anı yazarları, bir tarihçiden çok bir romancı gibi kişisel bir duruş sergilemelidir.

Anılar ve Roman: Bazı romanlar anı türünde yazılabilir. Bazen notlar yeni bir teknik olarak kullanılabilir. Bazı romanlarda kahramanların anıları, olayların ilerlemesini sağlayan önemli unsurlar haline gelir.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın