Kayıt Türleri | YerelHaberler – Türk Edebiyatı Dergisi

Profesörler tarafından yazılan dergiler, dergiyi bir tür haline getirdi ve normal dergilerden ayırdı. Birkaç tür günlük vardır: edebiyat günlüğü, eleştirel günlük, sanatçının günlüğü, okuma günlüğü ve şairin günlüğü.

Edebiyat Günlüğü: Edebiyat günlüğü sadece bir yazarın günlüğü değil, edebi olaylara, kişilere ve sorunlara odaklanan bir günlüktür. 20. yüzyılda özellikle Batı’da popüler hale gelen bu tür anılar, aynı zamanda “özel anılar” olarak da nitelendirilir. André Gide, Julian Green, Max Frisch, Stefan Zweig gibi başka türlerde de eserler vermiş yazarlar, edebi günlüklerin dikkate değer örneklerini geride bırakmışlardır. Örneğin Gide, Kalpazanlar adlı romanını yazarken bir günlük tutmuş, eserinin aşamalarını ve teorisini net bir şekilde ortaya koymuştur. Bir yandan Gide’nin bu “edebi” günlükleri aynı zamanda en mahrem olanlarından, yazarın iç dünyasına sapladığı bir neşter gibi ürpererek okuyoruz onları. Edebi günlüklerin iki unutulmaz örneği Katherine Mansfield ve Virginia Woolf’unkilerdir. Mansfield, henüz 16 yaşındayken yazmaya başladığı A Grief Diary’de tutkularını, hırslarını, kıskançlıklarını ve kırgınlıklarını dürüstçe ortaya koyuyor. Bu üzücü günlük, Mansfield’ın erken ölümünden sonra yayınlandı. Virginia Woolf, bir Yazarın Günlüğü’nde adından da anlaşılacağı gibi çalışmalarına ve yazarlığına da odaklanıyor. Bir Yazarın Günlüğü gibi metinler, günümüzün edebiyat tarihçileri ve meraklı okurları için birer hazinedir.

Anıların İntihar Eden Yüzü: Geçen yüzyılda edebi günlükler çoğalırken, başka bir avantaj elde ettiler: yazar hayattayken yayımlanmak. Bu, günlüklerin gerçekliğini sorgulasa da Cocteau, Maugham, Maurois, Gide ve Green gibi birçok yazar günlüklerini hayattayken yayınladı. Belki de kısmen bu nedenle, anılarını yaşamları boyunca yayınlamayanların yazıları daha “şişman” bulundu. Ayrıca yazarın serbest meslek sahibi olması günlüklere ayrı bir çekicilik ve özgünlük katmıştır. En iyi örneklerden biri, intihar eden iki yazarın, Cesare Pavez ve Sylvia Plath’ın anılarıdır. Cevat Kaban’ın Yaşayan adıyla dilimize kazandırdığı Pavez’in anıları, edebiyat tarihinin belki de en sarsıcı metinlerinden biridir. Çok iyi bir edebi hatırat sayılabilecek hayat, adım adım intihara giden depresif bir yazarın iç dünyasını hiçbir “özel” hatıranın yapamayacağı kadar ince bir şekilde yansıtıyor. Pavese’nin bir otel odasında intihar etmesinden sonra kitap olarak yayınlanan ve uzun yıllara yayılan bu anılar, yazarının diğer eserlerini adeta gölgede bıraktı. Sylvia Plath’ın anıları da intiharından sonra eşi Ted Hughes’un araya girmesiyle yayınlandı. Plath’ın günlükleri, yıllar boyunca büyük bir dikkatle okundu ve okundu, ancak başyapıtı The Bell Jar kadar değil.

Okuma Anıları, Eleştirmen Anıları, Sanatçı Anıları: Zamanla edebiyat günlüğünün alt dalları ortaya çıkmıştır. Eleştiri notları yazmaya ve günlükler okumaya başladım. Türkçe yayınlanan son örnek ise Alberto Manguel’in Okuma Notları oldu. Öte yandan günlük, modern romanda da bir fırsat olarak karşımıza çıkmış ve bir anlatım yöntemine dönüşmüştür. Örneğin, Sartre’ın Nausea’sı, Malte Laudris Bridge’in Rilke’nin Notları veya Martin Walser’in Jocob Von Gunten’i gibi çağdaş edebiyatın büyük eserleri günlük şeklinde yazılır. Neden Fernando Pessoa’nın başyapıtı The Book of Upheavals’ı okuru her zaman farklı kimliklerle karşı karşıya getiren bir şairin anı kitabı olarak okumayasınız? Sadece edebi türler değil, diğer sanatlar da arkalarında günlük edebiyatın harika metinlerini bıraktı. Kierkegaard’ın Günlüğü felsefe tarihinin en önemli eserlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır. Marcel’in anıları ve Camus’nün defterleri de hem gündelik edebiyat hem de felsefe tarihi için önemli metinlerdir.

Öte yandan, Rousseau’nun İtirafları yalnızca günlük türüyle ilişkilendirilebilir. Ressamlar bu konuda filozoflardan çok daha üretkendir: Dali, Delacroix ve Klee’nin anıları, iyi bir ressamın anıları olmasının yanı sıra, resim sanatı hakkında ilginç fikirlerin gelişmesine de vesile olmuştur. Film yapımcılarından çok Cocteau, Zavatnyi ve Tarkovsky’nin günlüklerini unutmamak gerekir. Özellikle Andrei Tarkovsky’nin Time in Time başlığıyla Türkçeye çevrilen anıları, sadece sinema tarihinin değil, edebiyat tarihinin de eşsiz bir eseri olarak anılmayı hak ediyor. Batı edebiyatının günlük türünden gelen köklerini iyi şair ve yazarlara borçlu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Victor Hugo’dan Charles Baudelaire’e, Goethe’den W.B. Yeats’e, Dostoyevski’den Whitman’a kadar pek çok şair ve yazarın yolları kayıt altına alınmıştır. Kafka’nın günlüğünü okuduğunuzda, onu sadece Kafka’nın yazabileceğini hissedersiniz. Marcel Proust, Stendhal, Gombrowicz, Romain Rolland ve Batı’dan diğer günlükçüler akla ilk gelenler. Bir de Thoreau, Léataud, Anais Nin, Amiel (174 defter doldurdu!) gibi, bütün hayatlarını edebiyatımızda olmayan, sadece saygı duyulan günlükler yazmaya adamış isimler var!

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın