Halk arasında “pnömoni” olarak da bilinen zatürrenin nedenleri ve tedavisi hakkında birçok yanlış bilgi bulunmaktadır. Bu yazıda, bu hastalık hakkındaki mitleri ortadan kaldıracağız.
biliyor musun
İlk altı ay emzirilen bebeklerin çocukluk çağı pnömonisi geliştirme olasılığı daha düşüktür.
Zatürre ile ilgili yanlış inanışlar yıllar içinde dilden dile aktarılarak yayılmıştır. Bu kavram yanılgıları, hastalığın yanlış anlaşılmasına ve yanlış tedavi edilmesine yol açmaktadır. Zatürre hakkında bilgi edinmek istiyorsanız yapmanız gereken ilk şey bu hastalıkla ilgili istenmeyen sonuçlara yol açabilecek mitleri öğrenmektir.
Pnömoni hakkında yanlış bilinenler:
1) Zatürre her zaman antibiyotiklerle tedavi edilebilir:
Bir an önce düzeltilmesi gereken bir hata, pnömoninin her zaman antibiyotiklerle tedavi edilebilmesidir. Öncelikle pnömoniye neden olan etken belirlenmeli ve buna göre tedavi planlanmalıdır. Her şeyden önce, bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için antibiyotikler kullanılmalıdır ve pnömoniye her zaman bakteriler neden olmaz. Bakteriler en yaygın neden olmakla birlikte, virüsler ve mantarlar da akciğerleri etkileyerek zatürreye neden olabilir. Ayrıca bazı durumlarda antibiyotiklere dirençli bakteriler de olabilir.
2) Zatürre de bir soğuk algınlığı türüdür:
O sözü kim söylediyse çok ciddi bir açıklama yapmış. Gerçek şu ki, zatürre sadece soğuk algınlığından çok daha fazlasıdır. Pnömoninin ilk belirtileri soğuk algınlığına benzer. Belki de bu yüzden bu yanlış anlaşılma ortaya çıktı. Ancak pnömoni ilerledikçe semptomlar kötüleşir ve tıbbi tedavi gerekir.
3) Sağlıklı yetişkinler zatürreye karşı bağışıktır:
Bu bilginin gerçeği, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin pnömoni geliştirme riskinin daha yüksek olmasıdır. Normalde sağlıklı bir bağışıklık sistemi pnömoni gelişimini engeller ancak bu sağlıklı kişilerde pnömoni gelişmeyeceği anlamına gelmez. Yani tamamen sağlıklı olsanız bile zatürree olabilirsiniz. Sağlıklı bireylerde pnömoni gelişme riskinin azaldığı kaçınılmaz bir gerçek olsa da sağlıklı bireylerin bu hastalığa tamamen dirençli olduğu söylenemez.
4) Zatürre önlenemez:
Sağlıklı beslenirseniz, sigara içmek gibi sağlıksız alışkanlıkları bırakırsanız, kişisel hijyeninizi korursanız ve hava kirleticilerine maruz kalmayı azaltırsanız zatürreden korunmak mümkündür. Bu faktörler bağışıklık sistemini güçlendirir ve pnömoni riskini azaltır.
5) Zatürre nedeniyle hastaneye yatırılmalıdır:
Pnömoninin şiddeti kişiden kişiye değişir. Örneğin, zayıflamış bağışıklık sistemi olan kişilerin şiddetli pnömoni geliştirme olasılığı daha yüksektir. Öte yandan, sağlıklı bir bağışıklık sistemi zatürre ile savaşacaktır ve bu nedenle gözlenen semptomlar hafif olacaktır. Bu kişilerin hastaneye yatırılmasına gerek kalmayacak. Hafif ila orta dereceli ev tedavisi genellikle yeterlidir.
6) Sadece soğuk ortamlarda yaşayan kişilerde zatürre olur:
Tropikal iklimlerde yaşayan insanların zatürreye yakalanma ihtimalinin daha düşük olduğunu düşünüyor musunuz? Keşke olsaydı! Zatürree olma olasılığının hava koşullarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Kış aylarında hepimiz evde kalmak ve sadece gerektiğinde dışarı çıkmak isteriz. Kapalı ortamın sıcak olması zatürreye neden olan bakterilerin çoğalarak insanları etkileyebileceği bir ortam sağlar. Toplumun büyük çoğunluğu kış aylarını kapalı ortamlarda geçirme eğilimindedir. Bu nedenle kış aylarında zatürre vaka sayısında ani bir artış olmaktadır. Tropik bölgelerde hakim olan iklim koşulları, zatürreye neden olan bakterilerin çoğalmasına uygun, sıcak ve nemlidir. Tropikal ülkelerde sıcak hava, kalabalık ortam, kirli hava ve kötü beslenme pnömoni prevalansını arttırmaktadır.
7) Zatürre durumunda bir haftalık yatak istirahati zorunludur:
Evet, zatürree hastalarının iyileşmesi ve dinlenmesi için yatak istirahati önerilir. Bu, durumun daha kötüye gitmesini engeller. Ancak bu, pnömoni çok ciddi olmadığı veya hasta izlenmediği sürece hastanın bütün gün hareketsiz yatmasını gerektirmez. Bütün gün hareketsizlik kesinlikle zatürreye çözüm değildir ve solunum yollarındaki fazla mukusun atılmasına yardımcı olmaz. Bu nedenle kısa süreli hafif yürüyüşler mukusun atılmasına ve solunum problemlerinin çözülmesine yardımcı olur.
8) Her iki akciğerdeki zatürre zatürreden daha ciddi:
Her iki akciğeri etkileyen pnömoni, yalnızca bir akciğeri etkileyen pnömoniden daha ciddidir. Etkilenen akciğerlerin sayısı, durumun ciddiyetini belirlemede bir faktör değildir. Akciğerin yalnızca bir lobunu etkileyen akut pnömoni, her iki akciğeri de etkileyen kronik bir durumdan daha şiddetli olabilir. Yani hastalığın şiddeti belirlenmeden her iki akciğerde ortaya çıkan pnömoninin daha ciddi olduğunu söylemek yanlış olur.
9) Zatürre aşısına sadece yaşlılar ihtiyaç duyar:
Evet, 65 yaş üstü kişilerde pnömoni riski daha yüksektir, ancak bu sadece bu grup için aşılanmaları gerektiği anlamına gelmez. Astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, diyabet gibi kronik hastalığı olan ergenler ve çocuklar, aşırı alkol tüketenler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler doktora danışarak aşı olabilirler.
Kaynak:
http://www.buzzle.com/articles/9myths-about-pneumonia-debunked.html
yazar:Tülay Ersoy
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]