Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Bakanı Yusuf Tekin, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) grup toplantısı öncesinde parlamento muhabirlerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Haberde yer alan bilgilere göre Tekin, ramazan ayı etkinlikleri üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt vererek, Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın Anayasa ve kanunlara dayanan görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan bir kamu görevlisi olduğunu belirtti. Tekin, Anayasa’nın amir hükümleri ile Milli Eğitim Temel Kanunu’nun bakanlığa yüklediği görevlerin başında; tüm vatandaşların temel hak ve hürriyetlerden maksimum düzeyde faydalandığı, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı ve milli dayanışma çerçevesinde değerlerin içselleştirildiği bir ortam oluşturmanın geldiğini ifade etti.
İçindekiler
DEVLET BAHÇELİ’YE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
Milli birlik ve dayanışmayı önemseyen tüm kesimlerin bu sürece sahip çıktığını dile getiren Tekin, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü açıklamalarına değindi. Bakan Tekin, “Dün, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisine şükranlarımı sunuyorum. Tam bizim yapmak istediğimiz şeyleri açıklayan, bir devlet adamına yakışır ciddiyette, milli birlik ve beraberlik sürecine sahip çıkan bir açıklama yaptı. Gerçekten şükranlarımı sunuyorum.” dedi. Herkesi milli birlik adımlarına ve gençler arasındaki kardeşliği geliştirecek etkinliklere katılmaya davet eden Tekin, yapılan çalışmaların Anayasa’ya uygun olduğunu tekrar vurguladı.
LAİKLİK BİLDİRİSİNE DAVA AÇTIM
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla yayımlanan bildiriye karşı hukuki süreci başlattığını duyuran Yusuf Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Davayı açtım arkadaşlar. Tekrar altını çizerek söyleyeyim. Türkiye’de kimsenin hukuk kurallarını, anayasayı yorumlama tekeli yok. Anayasa’yı bizim istediğimiz gibi yorumlayacaksınız, evrensel ilkeleri bizim istediğimiz gibi yorumlayacaksınız; bizim istediğimiz gibi yorumlamayanlar gerici, azgın azınlıktır deme hakkı yok. Bu etkinlikleri yerine getiren kişilere gerici, azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak, saldırgan bir tavır içerisinde bulunmak bir hakarettir. Bu etkinliklere katılan çocuklarımızın, gençlerimizin, velilerimizin, öğretmenlerimizin, idarecilerimizin haklarını korumak için böyle bir adım atacağımızı söylemiştim. Biz böyle bir adımı attık.”
Söz konusu ifadeleri “totalitarizmin entelektüel düzeyde vücut bulmuş hali” olarak nitelendiren Tekin, yüzde 99’u Müslüman olan bir toplumun inançlarını kendi perspektiflerinden tanımlayanların azınlık statüsü yaratmaya çalıştığını savundu. Hakarete muhatap olanların yargıya başvurmasının doğru olduğunu söyleyen Tekin, “Kimin gerici, kimin yobaz, kimin temel hak ve hürriyetler anlamında totaliter bir perspektif olduğunu göreceğiz. Kusura bakmasınlar; bu hakareti eden kişilerin, benim tarafımdan haklarını ve hukuklarını korumakla mükellef olduğum kişiler tarafından yargıya taşınması gerekiyor. Hatta bana sorarsanız, bu anlamda hakarete muhatap olan herkesin de kişisel anlamda bu süreçte yargıya başvurmasının doğru olduğunu düşünüyorum.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]