XX. Yirmi Birinci Yüzyılda Nükleer Enerji

Nükleer enerji uzun bilimsel araştırmaların ürünüdür. 20. yüzyılın başında, atomun parçalanması, büyük enerji kaynakları yaratan yapay reaksiyonların yaratılmasına izin verdi. Ancak, iyi yönlendirilmediğinde, bu güç insanlığa yarardan çok zarar verebilir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında nükleer enerji gibi devasa bir gücün dünya sahnesinde ortaya çıkışına atom bombası damgasını vurmuştur, ancak bu travmatik olaydan sonra artık insanlığın iyiliği için kullanılmaktadır. Sanayide, ulaşımda ve tıpta kullanılan nükleer enerji, tarımda da kullanılmaya başlandı.

Nükleer enerjiyle çalışan gemiler bir yardım talebini hızla karşılayabilirken, nükleer reaktörler uzay araştırmalarına katkıda bulunabilir. Kobalt bombaları sayesinde kanser gibi hastalıklar tedavi edilebilmekte ve radyoaktif bitkilerin dünyası hakkında yeni keşifler yapılabilmektedir.

Ancak Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerinde atom bombası nedeniyle hayatını kaybeden yüzbinlerce insanın unutulmaması, nükleer enerjinin her zaman insanlığın yararına kullanılmasına özen gösterilmesi gerekiyor.

Nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına en güzel örneklerden biri elektrik üretimidir. 1940’ların sonlarından bu yana nükleer enerji üretimi çalışmalarında büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

Dünyanın ilk atom santrali (1956) Cumberland, Calder Hall’da inşa edildi. Santral şu ​​anda yılda 180 megavat (180 milyon watt) elektrik üretiyor.

Dünyanın en büyük atom santrali, 1973’te yıllık 2.160 Mengawatt üretimle Ontrlo Hydro’daki Pickering Tesisidir. En büyük (tek) nükleer reaktör, Alabama’daki Wheeler Rezervuarı’ndaki Browns Ferry Unit-1’dir. 1973 yılında faaliyete geçen reaktördür. 1973 yılında faaliyete geçen bu araç 1098 megavat üretmektedir. Ancak Mississippi, Port Gibson’daki Büyük Körfez Nükleer Santrali, Alabama’daki reaktörü üretmeye yaklaşıyor.

Elektrik üretiminde kullanılan fuel oil ve kömürün kaynaklarının giderek azalması nükleer enerjiyi ön plana çıkarıyor. Nükleer enerji kaynaklarının günümüzde mevcut petrol yataklarından elde edilebilecek enerjiden 100 kat daha fazla olduğuna inanılıyor.

Nükleer enerjinin kullanımı ile meydana gelebilecek teknik ve bilimsel gelişmeleri anlamak için dünyadaki bazı gelişmelere bakmakta fayda var.

Stockholm’ün eteklerinde bulunan Fritz’de ısıtma, merkezi olarak bir nükleer reaktör tarafından sağlanmaktadır. Franza, Chinon’daki nükleer enerji santrali, bir ton uranyumdan 10.000 ton kömür üretmeye yetecek kadar elektrik üretiyor. Yakın gelecekte bir ton atomik yakıtın 600.000 ton kömürden elde edilebilecek kadar elektrik üretebileceğine inanılıyor.

Gemi ve denizaltı yapımında nükleer enerji kullanılmaya başlandı. ABD uçak gemisi Enterprise, nükleer reaktörlerle donatılmıştır. Nükleer denizaltılar yüzeysiz kalabilir ve çok hızlı hareket edebilir.
Uzay yolculuğunda kullanılması planlanan nükleer enerji, insanın uzayı bile fethetmesini sağlayacak.

Ancak nükleer enerjinin artan önemi dünya ülkelerinde rekabetin artmasına neden olmaktadır. Bu, bugün insanlık için bir tehdittir. Bu gücün insanlığın yararına barışçıl bir şekilde kullanılması insanlığa büyük fayda ve umut olacaktır.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın