Veli Ağa: Evini, iş yerini yerle bir edenden 1 TL almayacağız

CHP Genel Başkan Yardımcısı Fili Ağababa, deprem bölgelerinde esnafın desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Kasabaların, şehirlerin ayağa kalkmasını istiyorsak esnafı desteklemeliyiz. Aksi takdirde tüccarı olmayan o şehirler yok olur. Ya hibe ya da faizsiz uzun vadeli krediler verildi.” Şu anda birçok şehir merkezi yıkıldı. Tüccarlar bir an önce kepenklerini açsın ki başka illere göç edenlerin kendi illerine dönebilsinler” diyen Erdoğan, iktidara gelmeleri halinde yıkılan ev ve işyerlerini depremzedelerden para almadan yeniden yapacaklarını, Ağa, “Evini ya da iş yerini yıkan kimseden 1 TL almayacağız, kış gelmeden bu evleri teslim edeceğiz.”

Malatya CHP Milletvekili Veli Ağababa bugün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında deprem bölgesinin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Malatya’da can kaybının az ama yıkımın büyük olduğunu söyleyen Ağababa, “Maalesef Afet ve Acil Durum Yönetimi kendi başına yara aldı. AFAD’ın başına gelenleri depremde gördük. AFAD gibi bir kurum yok. Allah yaratmadı.” AFAD’a göz verin, vicdan verin” dedi.

Türk Kızılayı’nın Türkiye’deki tek konteyner üretim tesisinin Malatya’da olduğunu anlatan Ağaba, “Kızılay 580 dönüm arazide konteyner üretiyor mu ve nasıl yok ediliyor, kurumlar nasıl beceriksizlikle yok ediliyor.

Fili Ağababa’nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Kent merkezinin tamamen yıkıldığını söylemek mümkündür: Malatya halkının durumunu sizlere aktarmak istiyorum. Malatya’nın deprem nedeniyle harap olmasıyla ilgili kamuoyunun pek bilgisinin olmadığını düşünüyoruz. Malezyalılar da aynı şekilde düşünüyor. Ölü sayımız az ama şehir merkezinin tamamen yıkıldığı söylenebilir. Her üç evden biri yıkıldı. Özellikle ticari hayatın yoğun olduğu İnönü Kapalıçarşı, İsmet Paşa heykeli karşısı dediğimiz bölge, Malatya’nın simgesi olan Yeni Cami ve çevresi, Akpınar, Eski Halep Caddesi, Şile Çarşısı, Kasap Hali , Bakırcı Çarşı, Turgut Temeli Sokak, Tyvek Sokak Temeli, İnönü Sokak, Fuzuli Sokak, Çavuşoğlu mahallesi gibi merkezlerimiz yıkıldı.

AFAD maalesef felaket durumda: Burada işin en yoğun olduğu bölge, yani Kişla bölgesinden Niazi Misr Caddesi’ne kadar olan bölge yıkıldı. Genel değil. Ayrıca Doğanşehir mahallesi de yıkıldı. Bir moloz yığını gibi. Bölgemize bağlı Polat kasabası Doğanşehir, İrkink ve Koroçova yerle bir oldu. Doğanşehir’in birçok köyünde can ve hayvan kaybı artıyor. Aksadağ bölgesine bağlı Ören kasabası bir kez daha yıkıldı. Malatya harabe halindedir. Malatya’daki bu durumu tüm seyircilerle paylaşmak isterim. Ne yazık ki, bu sık sık gündeme gelmez. nedeni; AFAD diye bir kurum var. Ne yazık ki, Afet ve Acil Durum Yönetimi kendi başına bir felaket yaşadı. AFAD’ın başına gelenleri depremde gördük. AFAD diye bir kurum yok. Malatya Valiliği, “harabeden en az etkilenen illerden biri Malatya…” diyen raporu yayınlıyor. Allah AFAD’a göz de vicdan da vermedi.

Kızıli’nin en büyük ve Türkiye’nin tek konteyner üretim merkezi Malatya’da bulunuyor: Bu deprem bize ülkenin nasıl yönetildiğini gösterdi. 155 yıllık Kızılay’ın nasıl yok edildiğini ve beceriksizlikten nasıl yok edildiğini gördük: Çadır satan Kızılay, çadır temin edemeyen Kızılay. Ayrıca halk bilmeyebilir, Kızılay’daki en büyük konteyner üretim merkezi ve Türkiye’deki tek konteyner üretim merkezi Malatya’da bulunuyor. Kızılay 580 dönümlük alanda konteyner mi üretiyor? hayır. Ne yazık ki, günde 20 konteyner çalıştırıyor. Malatya devlet kurumlarının nasıl yıkıldığını, nasıl yıkıldığını, kurumların beceriksizlikle nasıl yıkıldığını bizlere gösterdi.

Tedbirlerde dahi bulunamayan binlerce vatandaşımız var: Tek adam sisteminin başarısızlığı. Ne yapıyor efendim? Muhalefet liderlerini tehdit eder ve aşağılar. Bu durumun sebebi muhalefet liderlerini tehdit eden anlayıştır. Açıklanan rakamlar 50 bin. Bunun gerçekçi olmadığını hepimiz biliyoruz. Enkaz altında bile kalmayan binlerce vatandaşımız var.

Umut yok edildiğinde: Ne yazık ki insanların evlerini, işyerlerini, ailelerini, şehirlerini yitirdiği, geleceğe dair belirsizlik nedeniyle çaresizlik sarmalına düştüğü bir durumla karşı karşıyayız. Bir ay sonra yarın ne olacağını bilmeyen depremzedelerle karşı karşıyayız. Umut gitti. Ne yazık ki bu politikadan, ülkeyi yönetenlerden umutlarını kestiler.

Harakiri’yi aslında hazır hale getirmelerini beklemiyoruz ama bu ülkede sıfırlandılar: Deprem bizim kendi gerçeğimizdir. Bilimi dinlemeyen, mühendisleri yok sayanların geldiği nokta budur. Meslek örgütlerinin meclisteki yetkilerini azaltanlar sayesinde ülkedeki durum netleşti. Ne yazık ki, ülkeyi yönetenlerin Japonya’daki kadar onurlu davranacağını düşünmüyoruz. Hariri yapmalarını zaten beklemiyoruz ama bu ülkede istifa çok görüldü.

4 kat verilecek binalara 12 katı sağlayanlar ile tarım arazisini yapılaşmaya açanlar da sorumludur: Bu yıkımın sorumlusu sadece müteahhitler, mühendisler, teknik personeller, direk kırıcılar, yapı denetimciler değildir. Bu yıkımdan sorumlu olan en önemli kişiler göz ardı edilmektedir. Yerel yönetimler. Bu zemin yüksekliğini verenler, 4 kat verilecek binalara 12 kat verenler, imar için tarım arazisi açanların da sorumluluğu var.

Deprem bölgesinde yaşadıklarınıza ne oldu: Su, çadır ve konteyner sıkıntısı var. Hayvan çadırları, yem ve yiyecek sıkıntısı var. Ne yazık ki ülke yöneticileri bunu seyretmekle ve muhalefet liderlerine karşı kışkırtıcı söylemler kullanmakla meşgul. Büyük bir sorumsuzlukla karşı karşıyayız. Buna rant diyorlar ve başka bir şey söylemiyorlar. Maalesef deprem bölgesinde temel atılan yerlerde jeolojik sondaj ve rölöve yapmıyorlar. Deprem bölgesinde kazı yapılmadan binalar yükselmeye devam ediyor. Bu depremde çok insan öldü. Tekrar Allah’tan rahmet diliyoruz. Deprem bölgesinde yaşadıklarımı ne yürek kaldırabilir ne de vicdan. Sorunlar devam ediyor.

Geçen yıl alacakaranlık poliçesi 327 TL iken bu yıl aynı konut için 655 TL’ye çıktı: Zorunlu DASK’ta 10 ilçe ortalamasına bakın arkadaşlar. Kahramanmaraş’ta 53, Hatay’da 40, Osmaniye’de 42, Kilis’te 59, Diyarbakır’da 33, Malatya’da 52, Adıyaman’da 44. Her iki evden biri sigortasız. DASK’ın sunduğu fırsattan hiçbir ev sahibi yararlanamayacak. Geçen yıl 327 TL’den yapılan DASK poliçesi bu yıl aynı konut için 655 TL’ye çıktı. iki kere.

Asgari konut maliyeti 2 milyon TL: İhalede TOKİ’nin verdiği bir listemiz var. Bu listedeki en düşük evin 1.300.000 TL olduğunu görüyoruz. Bu konut fiyatları 2 milyon TL’ye çıkıyor. Tabi bu fiyatların değerlendirilmesi gerekiyor. Burada arsa payı yok. Bu evler hazine ve otlaklar için yapılmıştır. Fiyat farklılıkları yoktur. Buna rağmen en düşük konut maliyeti 2 milyon TL olacak. Bu 2 milyon gerçeğini görelim. DASK yapanlara devletin verdiği para 100 metrekareye sadece 300 bin TL. O parayla mutfak dolabı yapılmaz. Banyo ve balkon yapamazsınız. Bu kayıp tazmin edilmelidir.

Yaralara seçimden en az iki ay önce yardım etmeyi umuyoruz: Patronumuz nereye giderse gitsin bu konut ve işyerlerinin yapımı sırasında en az 24 imza atıldığını söylüyor. Bu yükümlülüğe imza atanlar yani devlet bu zararları karşılamak zorundadır. Depremde başarısız olan yöneticiler, depremden sonra da dersliklerde başarısız olmaya devam etti. Bugün bir yasa tasarısı hazırladık. Milletimizin yaşadığı bu büyük felakete millet meclisi olarak çare bulmaya çalıştık. Burada yaraların sarılması için diğer siyasi partilerin de seçimlerden en az iki ay önce bu yasa teklifine destek vermelerini bekliyoruz.

Anlaşmalar, hibe veya uzun vadeli faizsiz krediler olarak verilmelidir: Şehir merkezleri gitti. Şehir merkezlerinin ve şehirlerin yeniden ayağa kalkmasını istiyorsak tüccarları desteklemeliyiz. Aksi takdirde tüccarı olmayan şehirler yok olacaktır. Tüccarlara ya hibe ya da uzun vadeli faizsiz kredi verilmelidir. Aksi halde şehirler yaşayamaz. Birçok şehir merkezi artık yok. Tüccarlar bir an önce kepenklerini açsınlar ki başka illere göç edenlerin kendi kepenklerine dönebilsinler.

Hükümet acilen şu konuya el atmalıdır: Bu fotoğraflar Malatya’daki durumu gösteriyor. Şehirler neredeyse yok oldu. İşyerlerinin yoğunlaştığı yerlerdir. İşte Malatya’nın yukarıdan çekilmiş bir fotoğrafı. Bu, çalışılacak daha fazla yerin olduğu alandır. Dolayısıyla esnafı yükseltmeden sadece fırına ve dükkana derseniz bu olmaz. Tüm işyerlerini kapsamalıdır. Hükümet bu konuda bir an önce önlem almalıdır.


Gülbin Tosun’dan İbrahim Kalın’a tepki: “Acaba ne önlenebilir?

Köy evi 2 milyon 540 bin TL’ye yaptırıldı: Hepimiz iyi biliyoruz ki bu hükümetin en iyi bildiği, takdir edilmesi gereken şey, kiralamak ve sözleşme yapmaktır. Dolayısıyla bu ihalelerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Bu ihalelerin nasıl yapıldığını anlatmak gerekiyor. Burada gösterdiğimiz rakamlar bu Türkiye gerçeğiyle örtüşmüyor. Bunda arazide hâlâ bir çıkar yok. Fiyat farklılıkları yoktur. 2 milyon 540 bin TL’ye yapılan köy evi. Arsa payı yok, fiyat farkı yok. Bu şeffaf bir şekilde yapılmalıdır. Depremzedeler var, depremi fırsata çevirenler var. Geriye dönüp baktığımızda, bunun için pek çok kanıt olduğunu göreceğiz.

Kimseden 1 TL almayacağız, evleri, işyerleri yıkıldı, bu evleri kış gelmeden teslim edeceğiz: Taahhütlerimizden biri olan Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Millet İttifakı’nın taahhüdünü yineleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum. Kimseden 1 TL almayacağız. Evi yıkılan, iş yeri yıkılan kimseden 1 TL almayacağız ve bu evleri kış gelmeden teslim edeceğiz. Adıyaman ve Malatya’da depremden kalan evler hala veremiyor. Ama şunu belirtmek isterim ki sosyal statünün gereği bu diye depremzedelerin evlerini kış gelmeden 1 TL almadan teslim edeceğiz.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın