Tuncer Bakırhan: Çözüm tehdit diliyle değil müzakereyle mümkün’

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, katılmış olduğu Sözcü TV canlı yayınında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye’ye dair gerçekleştirdiği son açıklamaları değerlendirdi. Fidan’ın kullandığı üslubu “tehditkâr” olarak nitelendiren Bakırhan, bölgedeki krizin aşılması noktasında askeri yöntemlerin değil, müzakere ve diplomasi kanallarının etkin şekilde kullanılması gerektiğini belirtti. Bakan Fidan’ın Suriye’nin iç meselelerine dair adeta o ülkenin kabinesinde yer alan bir isim gibi beyanlarda bulunmasının siyasi açıdan anlaşılır bir durum olmadığını vurgulayan Bakırhan, bu yaklaşımın diplomatik süreçlere katkı sunmadığını kaydetti.

TEHDİT YERİNE ÇÖZÜME KATKI VURGUSU

Halep’in tarihsel ve stratejik önemine dikkat çeken Bakırhan, bu kentin yüzyıllardır çok sayıda farklı inanç ve kimlik grubuna ev sahipliği yapan kadim bir merkez olduğunu hatırlattı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Geçici Şara hükümetinin Suriye menşeli yapılar olduğunu ifade eden Bakırhan, bu tür yerel oluşumların temsilcilerinin bölge hakkında konuşmasının doğal olduğunu ancak dışarıdan bir müdahale diliyle hareket edilmesinin izahının güç olduğunu söyledi. Bakan Fidan’ın açıklamalarında “güç kullanımı” vurgusunun öne çıkmasına da değinen Bakırhan, sahada gücü fiilen kullanan tarafların kimliği ve bu gücün kime hizmet ettiği konusundaki belirsizliklerin kamuoyunda soru işaretleri yarattığını belirtti.

GÜÇ KULLANIMI VE GÖÇ DALGASI ELEŞTİRİSİ

Suriye’deki krizin çözümünün sanılanın aksine çok daha kolay bir yöntemle gerçekleştirilebileceğini savunan Bakırhan, mevcut çıkmazın temelinde yatan tekçi ve mezhepçi yönetim anlayışlarının terk edilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye’de kurulacak yeni rejimin karakterinin henüz netlik kazanmadığına işaret eden Bakırhan; gelecekteki anayasal yapının Kürtler, Aleviler, Dürziler ve Türkmenler gibi ülkede yaşayan tüm milletleri ve inançları kapsayıp kapsamayacağının hayati bir öneme sahip olduğunu kaydetti. Demokratik ve kapsayıcı bir sistem inşa edilmeden bölgede kalıcı bir barıştan söz etmenin mümkün olmadığını ifade eden Bakırhan, Esad döneminden kalan yönetim geleneklerinin sürdürülmesinin çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirtti.

Bölgede yaşanan zorunlu göç hareketliliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Afrin ve Resulayn gibi yoğunlukla Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerde insanların silah zoruyla yurtlarından ayrılmak durumunda bırakıldığını söyledi. “Silahları bırakın ve bulunduğunuz yerlerden çıkın” şeklindeki çağrıların insani trajedilere yol açtığını vurgulayan Bakırhan, Türkiye’nin Suriye meselesine tehditkâr bir tonla yaklaşmak yerine, yapıcı bir çözüm sürecine nasıl katkı sunabileceğine odaklanması gerektiğini ifade etti. Bakırhan, askeri yöntemlerin yerine siyasal ve diplomatik yolların tercih edilmesinin tüm taraflar için daha yapıcı bir süreci beraberinde getireceğini sözlerine ekledi.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın