TÖP Çocuk Hakları Derneği: Çocukların takipçisiyiz

Haber: Fatoş Erdoğan

Toplumsal Özgürlük Partisi (TOP) Çocuk Hakları Derneği, “Depremde kaybolan çocukların takipçisiyiz, depremden etkilenen tüm çocuklar için sokaktayız! Çocuklar yalnız, yetim, yetim değil! Biz varız!” Suriye’de Kadıköy Operası önünde basın açıklaması yapıldı.

Fethi Aguiel'den hükümete deprem eleştirisi
Fethi Aguiel’den hükümete deprem eleştirisi

Kaç çocuk kayıp?

Kaç refakatsiz çocuğa mezhep yurtları verildi? Pankartların taşındığı basın açıklamasında “Hükümet istifa etmeli” sloganlarının yanı sıra “Çocukları yalnız bırakmayacağız. Biz mezhebi değil çocukları koruyoruz” sloganları atıldı.

Basın açıklamasında konuşuyor

TÖP Çocuk Hakları Derneği Sözcüsü Hatice Göz şunları söyledi:

“El Ayn depremin üzerinden 24 gün geçti ve biz buradayız diyerek enkaz altında on binlerce insan öldü. Seslerini duyan olmadı, devlet de halkı enkaz altında bıraktı. İnsanlar ölürken, çadır sattılar, kan sattılar, inşaat açmazına düştüler, bu milletin evlatlarını enkaz altında bıraktılar.” Ve bu devlet ve bu ülke çocukları koruma görevini yerine getirmemiştir. 100’den fazla çocuk hayatını kaybetti, binlerce çocuk yaralandı, çocukların aileleri ve yakınları tam 24 gündür kayıp olan çocuklarını arıyor.Yüzlerce aile enkaz altından çıkarılan çocuklarını arıyor. , “Bebeğim nerede yaşıyor?”

Bugün aile bakanı kayıp çocuklar için bir açıklama yaptı; Hastanelerde çocukların kaybolduğunu farz edersek diye.

Kayıp çocukların üzerinden 24 gün geçmesine rağmen bir bakan hiç utanmadan açıklama yapabilir herhalde!

Çocuk Takipçisiyiz pankartının açılışında TÖP Çocuk Hakları Derneği adına basın açıklamasını Seçil Murtazaoğlu okudu.

Çocuklar için bedelini ağır ödüyor

6 Şubat depreminin üzerinden neredeyse bir ay geçti. İnsanları enkaz altında bırakanlar çocukları da orada bıraktı. Bütünleşik bir çocuk politikası ve rant temelli kentleşme olmamasının en büyük bedelini çocuklara ödettiler.

Şimdiye kadar depremden etkilenen 11 ilçede on binlerce çocuk hayatını kaybetti. On binlerce kişi yaralandı. Tesisi olmayan hastanelerde binlerce çocuk var. Yüzlerce çocuğun yakınları arama ihbarında bulundu. Binlerce çocuğun kimliği tespit edilmeden gömüldüğü tahmin ediliyor. En az 20 çocuğun tarikatın yurtlarına göç ettiğini bizzat bakanlık doğruladı! Yüzbinlerce çocuk başka şehirlere yerleşti. Yüzbinlerce çocuk, temel gıdayı sağlamak için çok az temiz su ve elektriğin olduğu derme çatma çadırlarda yaşıyor.

Çocuklar arkadaşlarını, ailelerini, öğretmenlerini ve akrabalarını kaybetti.

Afet bölgelerindeki alanlar çocuklar için güvensizdir:

Depremler devam ediyor ve daha önce hasar görmüş binalar birer birer yıkılıyor. Depremzedeler hala çadır ve güvenli alan bulmakta zorlanıyor. Deprem bölgelerinde en basit ihtiyaçlar bile karşılanamıyor; Çadır, soba, odun, su, banyo malzemeleri ve yiyecek yok. Çocuklar tüm bu süreci en zor yaşayan gruptur.

Mevcut toplanma alanları da çocuklar için pek çok tehlikeye açıktır. Sınırlı sayıdaki parklar çadır alanına dönüştürüldüğü için çocuklar tehlikeli alanlarda oynamaya çalışıyor. Günlük yaşamlarını yıkılmış binalar, çökmüş yollar, harap olmuş kanallar, tehlikeli maddeler ve kimyasallar arasında geçiriyorlar. Tuvaletten banyoya kadar pek çok alan hala yetersiz olduğu için bu alanlarda en savunmasız grup çocuklar. Yetersiz ve düzensiz beslenmenin bağışıklıklarını ve gelişimlerini olumsuz etkilediği bu koşullarda çocuklar sıklıkla hastalanır. Yaz aylarında arttığına inanılan salgın hastalıklarda en savunmasız grup çocuklar olacak. Bu süreçte özel gereksinimli ve engelli çocukların hayatını daha da zorlaştırdı.

Tüm bu felaketin ortasında çocuklar birçok yönden istismar edilmekte ve ihmal edilmektedir. En temel hak ve ihtiyaçlarına erişemedikleri gibi bilgi ve güvenlik elde etme, duygularını paylaşma, oyun oynama gibi ihtiyaç duydukları durumlara da ulaşamamaktadırlar. psikososyal destek mekanizmaları yetersiz ve parçalı; Bir kez gelip gitmek dışında hiçbir işe yaramazlar.

Ancak, çocukların şimdi ihtiyacı olan şey sürekli yakınlık ve oyundur.

Çocuk istismarı haberini duydum.

Bu alanlar aynı zamanda çocukların istismar edildiği alanlardır. Hatta Maraş’tan Adıyaman’a kadar birçok yerde enkaz altından çıkarılan ve sahra hastanelerinde yatan çocukların özellikle kolluk kuvvetleri tarafından taciz edildiği haberleri duyulmaya başlandı. Dağınık çadır yerleşim yerlerinden kapalı çadır kentlere kadar çocuklar için tehlike büyüyor.

çocuk politikasından; Çocuklara oyuncak ve para dağıtmaktan anlayanların bu süreçte çocukları daha fazla hak ihlallerine maruz bırakmalarına izin vermeyeceğiz. Günlerce çocukları objeleştirip kirli siyasetlerini ve onlara yönelik suçlarını örtbas etmeye çalışanlara izin vermeyeceğiz. Çocukları kullanamazsınız.

Biz sorarız

Depremden etkilenen tüm çocukların temel ihtiyaçları ve hakları ne zaman karşılanacak?

Kimliği belirsiz kaç çocuk gömüldü? Bu çocukları aranan çocuklarla eşleştirmek için etkili bir süreç var mı?

Kayıp ilan edilen ve nerede oldukları bilinmeyen yüzlerce çocuğa bakanlık hattını arayanlara “sabırlı olun” demekten başka ne ve nasıl yapılıyor? Bakanlığın internet sitesinde birkaç günde bir bu çocuklarla ilgili yayınladığı rakamlar dışında nasıl bir süreci var ve bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor mu?

Kaç çocuğa ibadethane verildi? Devletin koruma yükümlülüğü altındaki çocuklar başka kurumlara nasıl verilebilir?

Ampütasyon gibi zorlu operasyonlara zorlanan, hastanelerdeki refakatsiz çocukların yakınlarıyla tek başına buluşması için çalışmalar yapılıyor mu? Bu süreçte aileler kapsanıyor, düzenli bir bilgi akışı var mı? Yoksa çocukların aileleri ve yakınları en başından beri olduğu gibi hâlâ savcılıktan bu hastaneye mi sürükleniyor?

Kaç çocuk okulu bırakıyor? Bakanlık bu verileri ne zaman yayınlamayı ve çocukların hızlı bir şekilde ana dillerinde güvenli ve bilimsel bir eğitime/rutine dönmelerini sağlamayı planlıyor? Yoksa bir salgında olduğu gibi eğitim hakkı ailelerin inisiyatifine mi bırakılacak?

Bölgede ihmal ve çocuk istismarını önlemek, bu noktada ebeveynleri ve çocukları güçlendirmek ve bu tür durumların baştan önlenmesi için neler yapılıyor? Çocukların kişisel olarak erişebilecekleri mekanizmalar var mı? Bu noktada mevcut fontların güvenli, erişilebilir ve ana dile uygun seçeneklere sahip olması sağlanacak mı?

Çocukları psikolojik olarak desteklemek ve birer birer psikolojik destek süreçlerine dahil etmek için neler yapılıyor? Bu süreçte hangi uzmanlarla ve nasıl çalışıyorlar? Bakanlık bu noktada “manevi destek” mekanizmalarını istiflemeyi bırakıp çocuk haklarına odaklanan psikologların ve sosyal hizmet uzmanlarının sahaya girmesinin önünü açacak mı?

Tüm bu soruların peşine düşeceğiz. Her çocuğu tek tek takip edeceğiz.

Bu sorulara yanıt bulana kadar, çocukların tüm hakları korunup hayata geçirilene kadar, kayıp çocuklar bulunana veya yakınlarına durumları bildirilene kadar sormaktan vazgeçmeyeceğiz.

Çocukları adalete, sizin uygunsuz ve çıkar odaklı sisteminize bırakmayacağız. İşte buradayız, çocuklar yalnız değil! Çocuklar için ve çocuklarla birlikte çalışmaya devam edecek, afet bölgesinde ve göç edilen yerlerde çocukların yanında olacağız.

Hatırlatıyoruz!

Devlet, çocukları korumak ve haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Ertelenemez, zamana yayılamaz ve başka kuruluşlara devredilemez!

Afet öncesinde de söylediğimiz gibi, depremde de çocuk haklarını, afet sonrasında da kapsamlı çocuk politikasını söylemeye devam edeceğiz!

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın