TİP asgari ücret açıklaması – Dokuz8haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP), 2023’te geçerli olacak ve 15 bin 400 lira olan asgari ücret teklifini açıkladı. Parti meclis üyesi Hakan Koçak, “Bugün itibarıyla 15 bin 400 TL’nin altındaki bir rakamın enflasyonda asgari ücreti ezeceğine ve bu lüksten pay almalarına engel olacağına inanıyoruz” dedi.

TİP Çalışma Ofisi Sözcüsü Hakan Koçak, bugün partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında asgari ücrete ilişkin önerilerini açıkladı. Koyak dedi ki:

“Asgari Ücret Numarası 400 Dolar Üzeri, 200 Adete İndirin”

“TIP olarak bizim reddettiğimiz, asgari ücretin rüşvet olarak genel kabul görmesidir. Ancak asgari ücretin belli kriterlere göre belirlenmesi ve bir mücadele nesnesi olması gerekir.

Asgari ücrete baktığımızda bizim için en önemli konu asgari ücretin ya da asgari ücretin etrafındaki bölge sayısının azalması ve bu toplumun duruma göre yüzde 50’lere varan asgari ücretten tasfiye edilmesidir. merkezde. Banka verileri. Yani asgari ücretten ziyade asgari ücrette çok fazla işçi olması sorun teşkil etmektedir. Türkiye’de bu oran son yıllarda kademeli olarak artmıştır. Asgari ücret ve çevresinde maaş alanların oranı toplumda çok arttı. Öte yandan, asgari ücret birkaç değer açısından önemli ölçüde azaldı. Örneğin dolar değerine baktığımızda asgari ücret 400 doların üzerinde bir rakama denk gelirken 200 rakamına doğru düşüyor.

Asgari ücret mantığı bir sosyal adalet mekanizmasıdır.

Bir diğer önemli nokta; Genel olarak, emeğin milli gelir içindeki payı son altı yılda yüzde 9’dan fazla düştü. Asgari ücrete kişi başı GSYİH açısından baktığımızda değerinin düştüğünü görüyoruz.

Asgari ücretin mantığı, bir sosyal adalet mekanizması olmasıdır. Dar gelirlilerin bu gelirini minimumda tutmak ve milli gelir içindeki paylarını artırmak, sosyal adaleti sağlamak amacıyla ortaya atılmış ve dünyada yıllardır uygulanan bir sosyal haktır. yüz yıldan fazla.

Türkiye’de 1936’daki ilk iş kanunundan bu yana uygulanmaktadır. Dolayısıyla asgari ücretin bu temel mantığını hatırlamak gerekir. Biz de bu noktada TİP olarak asgari ücretle ilgili spekülatif rakamlar ortaya koymak yerine bazı temel ilkelerimizi kamuoyuna sunmak istiyoruz:

Orta ve yüksek riskli işlerde yüzde 25 ek ödenmelidir.

Öncelikle asgari ücretten değil, taban ücretten bahsediyoruz. Mesleğe, kıdeme, eğitime, işin hafif ya da ağır olmasına göre değişen oranlarda belirlenen bu asgari ücretler kademeli olarak asgari ücretin üzerine çıkmalıdır. Asgari ücret bu bağlamda en düşük olmalıdır.

Asgari ücret sadece en hafif işi yapan vasıfsız işçiye uygulanmalı. Aşıldığında, hafif işler hariç, orta ve yüksek riskli işlere yüzde 25 ek pay ayrılmalıdır. Çalışan üniversite mezunları için taban ücret bu oranda artmalıdır.

Büyük şehirlerde asgari ücretlere yol geçiş ücretleri, kiralar ve yemek ücretleri eklenmelidir.

Asgari ücretin, her yıl için %2 oranında deneyime kıdemin eklendiği bir kıdem kotası olmalıdır. Eğitim, sağlık ve benzeri kamu hizmeti veren iş kollarında kamuda benzer işlerde çalıştırılan işçinin taban ücretinden az olamayacağı belirlenir. Tecrübe gerektiren mesleklerde ise esas ücretin meslek odaları tarafından beyan edilmesi zorunludur.

Evli veya bekar olup olmadığına bakılmaksızın, birden fazla kişinin olduğu hanelerde yalnızca bir çalışan varsa, devlet temel ücretin yüzde 20’si oranında aile gelir desteği sağlamak zorundadır. Çocuklarıyla yalnız yaşayan kadın işçilere gelince bu desteğin yüzde 50’ye çıkarılması gerekiyor. Büyük şehirlerde asgari ücrete yol yardımı, kira ve yemek ücretleri eklenmeli.

Hükümet, Türkiye’yi ekonomik olarak büyüyen bir ülke olarak tanımlıyor. Ancak genelde işçiler, özelde asgari ücret alanlar ve çevresindekiler, böyle bir ekonomik büyüme olursa bu ekonomik büyümeden faydalanamazlar. Ancak bu büyüme ve refahtan yararlanmak onların da hakkı.

Bu açıdan baktığımızda asgari ücretle ilgili bir rakam söylememiz gerekiyorsa elimizdeki objektif verilere göre bir hesaplama yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu nasıl bir örnek olabilir? Örneğin içinde bulunduğumuz an itibariyle bu yıl sonu için beklenen açlık sınırı 8 bin 400 TL civarında. Buna yüzde 25’lik bir refah payı ve yüzde 5’lik bir büyüme payını eklediğimizde 11 bin TL’lik bir meblağ elde ediyoruz. Buna gelecek yılın enflasyonunu da eklemek gerekir.

Bugün itibarıyla 15 bin 400 TL’nin altında belirlenecek rakamın enflasyonda asgari ücreti baskılayacağına inanıyoruz” dedi.

Asgari ücret denilince sıkça söylenen sözlerden biri de “İşçiyi ezmeyeceğiz, enflasyonist asgari ücret” sözüdür. Asgari ücretin enflasyonun altında kalmasını gerçekten istemiyorlarsa, gelecek yıl beklenen enflasyonun şimdiden asgari ücrete yansıması gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı yüzde 20 gibi oldukça iyimser bir enflasyon rakamından söz etti. Ancak %60’lık bir enflasyon beklentisi var ki bu daha gerçekçi bir rakam. Bunun ortalamasını alsak bile önümüzdeki yıl enflasyonun yüzde 40’ın altına düşmeyeceğini hesaplayabiliriz. Bu beklenen enflasyonu da eklediğimizde 15 bin 400 lira tutarına ulaşıyoruz. Dolayısıyla bu ekonomik büyümeyi, refah payını yani işçilerin hak ettiklerini de ekleyerek gerçekçi bir asgari ücrete ulaşmak istiyorsak bugünden itibaren 15 bin 400 TL’nin altında bir rakamın asgari ücreti enflasyonda ezip geçeceğine inanıyoruz. bu lüksten pay almalarını engelliyor.

Kapitalizmin sömürüsünü anlamak için asgari ücrete bakmak yeterlidir.


Askeri Hareket ve Demokrasi Programı: Çocuklar için ayağa kalkmalısınız

Koçak’ın TİP Gebze ilçe başkanı Nejla Dolaşık, asgari ücretin işçiler ve kadınlar için önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Dulac dedi ki:

“Bir ülkede her çocuğun kaç lokma ekmek yiyeceğine zenginler karar verir. Yetersizliği olanların milyonlarca işçiye dayattığı açlık ve yoksulluk sistemine elbette bir cevabımız var: Yeter! Kapitalizmin işçileri sömürdüğünü anlamak, Asgari ücrete bakmamız yeterli… Kaldım Kapitalizm insanı öyle bir hapishanede ki, yarın aç kalma korkusuyla çalışıyor ve hayatta kalma mücadelesi veriyoruz.

Asgari ücret, bir aylık yaşam için gerekli olan toplam tutardır. Ancak bu kavramın pratik hayatta yeri yoktur. Asgari ücret ile asgari yaşam koşulları arasında sıkışan milyonlarca işçi, her ay ekonomik mucizeler yaratarak hayatta kalmaya ve ailelerini geçindirmeye çalışıyor. Enflasyonla mücadele yalanlarına inanmayın. Küçüklerin ekonomik krizinin faturasını ödemeyi kabul etmiyoruz.

“Emeğimize, kılıcımıza karşılık istemiyoruz, izin vermiyoruz.”

Ekonomi iyi diyenler enflasyonla büyümeyi tercih ettiler. “Bu sistemden dar gelirliler dışında herkes yararlanır” diyen Nabati’nin gözlerindeki ışıltının zenginler ve destekçiler için olduğunu biliyoruz. Milyonları açlığa mahkum etmeyi amaçladıklarını söylemekten çekinmiyor. Diyor ki: “Fakirden alıp zengine veriyoruz.”

Sadaka değil, emeğimizin ve emeğimizin karşılığını istiyoruz. Bu sistemde her gün işçiler iş başında ölüyor ve iş cinayetleri durmuyor. Siyasi yetkililer bu ölümlere “içgüdü, kader” diyerek sorumluluktan kaçmaya çalışıyor. İşçinin doğası çalışırken ölmez.

Sonsuza kadar süreceğini sandığınız bu sistemi yerle bir edeceğiz. Neoliberal politikaların kadınları daha da yoksullaştırdığını biliyoruz. Kadının mesleği çocuk sahibi olmak ya da evde oturmak değildir.

“Tutarlı bir zihniyet, kadını ev, işi çocuk bakıcısı olarak konumlandırır”

Kadınlar sistematik olarak işten dışlanıyor. Muhafazakar zihniyet, kadının yerini ev, işini çocuk bakımı olarak tanımlar. Kadınlar güvencesiz, sigortasız, asgari ücretin altında ödenen işlere layık görülüyor ve kadın emeği ucuz. Devlet, vermesi gereken eğitim ve bakım hizmetlerini kadınların omuzlarına yüklemiştir. Kadınların işgücüne katılımının önündeki en önemli engel bakım hizmetleri, özellikle çocuk bakımı olmasına rağmen, ücretsiz, kaliteli kamu kreşleri açılmıyor.

Emeğimize ve bedenimize yönelik bu sömürü düzenini yıkacağız” dedi.

Emeklerinin karşılığı ödenmese bile çalışmaya mecbur edilen fakir kadınlar da, cemaat ve tarikatlar için Kuran’ın bir hükmü olarak mahalle aralarında kurulan yerlere çocuklarını bırakmak zorunda kalıyorlar. Modern, kaliteli ve ücretsiz anaokulu talebimizi yineliyoruz. Emeğimize ve bedenimize yönelik bu sömürü sistemini yerle bir edeceğiz.

İşçiler için insanca yaşam, insanca ücret ve çalışma koşulları için örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz ve güçlendireceğiz. Türkiye için üreticilerin yönettiği bir yol var, gelin bu yolu birlikte yürüyelim.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın