650’den fazla sülük türü olduğu bilinmektedir. Bu türler arasında tıbbi öneme sahip olanlar olduğu gibi ekolojik denge için önemli olan türler de bulunmaktadır. Göstergenin (kirlilik göstergesi) bataklık alanlarda yaşadığını görebiliriz. Örneğin organik maddenin bol olduğu suyu analiz ediyorsunuz, bazı baskın sülükler çıkıyor ama daha temiz sularda ve bitki örtüsünde tıbbi sülüklerin hakim olabildiğini görüyorsunuz. Yine bazı türlerini akarsularda görebilirken bazılarını ise sadece durgun göl ve bataklıklarda görebilirsiniz. Çoğu sülük bir yıl yaşar. İlkbaharda yumurtadan çıkan sülükler ertesi yıl olgunlaşır.
Yaşam döngüsü beslenme alışkanlıklarına ve yaşam ortamına bağlıdır. Tıbbi sülük (Herodo Medicalis ve diğer Herodo türleri) diğer türlere göre daha uzun yaşar. Bir ekosistem içindeki yumurtlama modelleri büyük ölçüde değişir. Bazı türler yumurta keselerini taş gibi sert yerlere yapıştırırken, şifalı sülük dediğimiz Heredot türleri toprağa girerek yumurtalarını buraya bırakırlar. Tıbbi sülükler ekonomik açıdan önemli oldukları için toplanmakta ve tehlike altındadır. Bu bakımdan yaşam sürecini iyi bilmek gerekir. Sülükler yaz kış kış uykusuna yatar. Uykudan çıktıklarında yumurta bırakırlar. Uykudan çıktıkları dönem süt verme dönemidir. Mart, Nisan ve Mayıs – bahar ayları beslenme dönemidir. Eylül, Ekim ve Kasım – sonbahar aylarında yaz uykusundan uyanır, yumurtlar ve beslenmeye başlar. En hareketli dönem ilkbahardır. Tıbbi sülükler için, yeraltındaki en uzun kış uykusudur. Yumurtaya belli bir derinlikten girer ve belli bir basınç altında bırakır.
Onlara pupa diyoruz. Su sıcaklığına bağlı olarak 20 °C’de ortalama 30 gün sonra yumurtadan çıkarlar. Tıbbi sülük yetiştirdiğimizde sülüklerin yumurtadan çıkamadığını görebiliriz. Bunun kültür ortamındaki basıncı yeterince ayarlayamamaktan kaynaklandığına inanıyoruz. Bu gibi durumlarda 30 gün sonra yumurtaların uçlarını kesip yavrulara yardımcı oluyoruz. Kültürel koşullarda böyle bir durum var ama doğadaki denge çok iyi çalışıyor. Sülüklerin üremesi ile ilgili bir şeyden daha bahsedeceğim. Yavrularına bakan sülük türleri de vardır. Düzinelerce kurabiyeyi midesinin altına koyuyor. Yavrular kozadan çıktıktan sonra 10-15 gün anne karnında kalır ve sonra ayrılırlar. Kreş gibi bir şey.
Türkiye sülük bakımından dünyanın merkezi konumundadır. Avrupa, Asya, Afrika ve Ortadoğu ile etkileşim halinde olduğu için göçmen kuşlara tutunarak birçok yere taşınabilir. Herodo’nun tiplerini doyurduktan sonra ayrılırlar. Kalkış süresi yarım saat ile 3 saat arasında değişebilmektedir. Su kuşları 3 saatlik bir mesafeyi kat ederek bu canlıları kolaylıkla başka yerlere taşıyabilirler. Ayrıca su kuşlarının yediği sülükler kolay sindirilirken sülükteki kozadaki yumurtalar da kolay sindirilmez. Böylece sülükler göçmen kuşlar tarafından başka yerlere kolaylıkla nakledilmekte ve burada kuş dışkısı ile bırakılan yumurtalardan yavru sülükler çıkabilmektedir. Herodot türleri alçak sülüklerdir. Dolunca tutunduğu canlıyı bırakır. Ancak bir yandan kendisine yapışan organizmayı emip, diğer yandan da kan döken bazı türler vardır. Bu türler kalıcı parazitlerdir. Ameliyatla çıkarılmazsa yaratığı kan kaybından öldürebilir. Bu tür sülüklere en iyi örnek Limnatis nilotica’dır.
Sülüklerin ekolojik dengedeki rolü nedir?
Çevresel faydaları sonsuzdur. Bazı sülükler asalaktır, bazıları ise küflüdür. Çevredeki kirleticileri tüketirler. Ölü dokuları yiyerek beslenirler, bu nedenle arınma görevi görürler. Size farklı bir şey anlatayım, çünkü doktoram için üzerinde çalıştığım Nephelopsis obscura türü parazittir, balıkları bu parazitten nasıl korurum diye çalıştım. Ve baktım ki farklı kimyasallarla kontrol altına almayı planladığımız bu sülük bazı kimyasallar içeren suyu filtreliyor ve temizliyor. Bunu mukus ve bağlayıcı kimyasallar salgılayarak yapar ve Hirudo ailesindeki tıbbi sülükler kan emerek beslenirler. Bu sülükler asalak olmalarının bir gereği olarak beslenmek için kan emerler fakat bu özellikleri ile insanlara şifa olarak hizmet ederler. Doğanın insana verdiği doğal bir şifa kaynağıdır. Sülük türlerinin biyokimyasal analizleri gereklidir. Bu analizler detaylı bir şekilde yapılırsa çok farklı etken maddeler bulunabilir. Bu etken maddelerin nerede ve nasıl çalıştığı incelenmelidir.
Sülüklerin doğada hiçbir şeyin boş yere yaratılmadığının delillerinden biri olduğunu söyleyebilir miyiz?
Evet, harika bir örnek. Düşünmek! Halihazırda Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanıp ilan edilen ve internet sitesinde görüşlere sunulan “Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” bulunmaktadır. Bu yönetmelikte sülükle tedavi de onaylanmıştır. Sülük tedavisi 2004 yılında bir sülük üreticisinin talebi üzerine ABD tarafından onaylanmıştır. Şifalı bataklığın tedavi amaçlı kullanımına ilişkin yönetmeliğin yakın zamanda kabul edilerek yayınlanmasını bekliyoruz.
Bu canlıları tedavide nasıl kullanırız?
Bu canlılar halk arasında birçok hastalığa karşı bilerek veya bilmeyerek kullanılmaktadır. Son yıllarda açılan kliniklerde de sülük tedavileri kullanılmaktadır. Sülüğün bir yandan kan emerken diğer yandan da vücuda “hirudin” ve benzeri birçok biyolojik maddeyi vererek hastalıkların tedavisinde rol oynadığı bilinmektedir. Bu 100+ aktif biyolojik maddenin bağışıklığı artırdığını gösteren çalışmalar var. Ayrıca sülüklerin antibakteriyel, analjezik, antiromatizmal, antidepresan ve antioksidan özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir. تقلل العلقات من الألم الناجم عن التهاب الأسنان والتهاب المفاصل وتآكل المفاصل ، وترميم الأنسجة المجزأة ، وتوفر الدورة الدموية بعد خياطة أجزاء مثل اليدين والذراعين والقدمين والأصابع المكسورة في الحوادث ، وتخفيف آلام السرطان ، وجمع الدم ( ورم دموي) ، مرتفع ومن المعروف أنه يستخدم في علاج tansiyon. Ayrıca etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmamış olsa da kangren, damar tıkanıklıkları, romatizma, eklem ağrıları, dolaşım bozuklukları, varis, hemoroid, felç, kısmi felç gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. göz tansiyonu. Farklı ülkelerde ve insanlar arasında kornea ve retinanın hipertansiyonu ve iltihabı. İltihap, göz hematomu, retina altı kanama, glokom gibi göz hastalıkları, katarakt, kulak çınlaması, kronik orta kulak iltihabı, sinüzit, dermatit, yaşlılarda cilt sertleşmesi, hemoroid, yatak yaraları, egzama, siroz, boyun ve bel fıtığı. Yönetmeliğe göre doktorların yukarıda sayılan hastalıklara karşı sülük uygulama hakkı bulunmaktadır. Sülüklerin bazı hayvan tedavilerinde kullanılması da mümkündür. Örneğin bir köpekte kaza sonucu kanın olduğu bölgeye sülük sürüldüğünde köpeğin normalden çok daha kısa sürede iyileştiği gözlemlenmiştir.
Peki sadece insanlarda değil hayvanlarda da kullanılabilir mi?
Kesinlikle. Tıbbi sülüklerden tamamen doğal birçok ilacın yanı sıra ilaçlarda kullanılan enzimler ve hormonlar da elde edilebilmektedir. Hiyalüronidaz ve hirudin bu maddelerin en iyi örneklerinden bazılarıdır. Hiyalüronidaz, antibiyotiklerin etkisini on kata kadar artıran ve vücutta yayılmalarını hızlandıran bir maddedir ve hirudin, kanın pıhtılaşmasını önleyen biyolojik olarak aktif bir maddedir.
Tıbbi sülük yetiştirilebilir mi?
Bunun üzerinde çalışıyoruz. Sülük üretilebilir. 2011 yılına kadar da ürettik. Ancak seri üretime geçenler hüsrana uğradı. Geniş alanlara ihtiyaç vardır. Büyük bir özveri ve özenle yapılmalıdır. Sülük üretmeye çalışan, hayatını ona adamalıdır. 20 yılı aşkın süredir bunun üzerinde çalışıyorum. Çok olumlu sonuçlar veren ürünler ürettik ve fazla araştırma ilişkilerimizi kolejimizin döner sermayesi aracılığıyla satın almak isteyenlere sattık. Ülkemizde kontrollü ıslah konusunda ticari girişimler var ama çok başarılı olduklarını söyleyemem. Bu işi zaten ticari olarak yapan örnekler var.
Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya ve Ukrayna tıbbi sülük üretebilen ülkeler arasındadır. Ukrayna kapalı bir sistemde zaman zaman kavanozlardaki suyu değiştirerek bunu kolayca yapıyor. Fransa tıbbi sülük yetiştiriyor ve onları toprak yataklarında yetiştiriyor. Aslında bu ülke 2004 yılında Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylandı. Amerika’dan onay aldıktan sonra tekrar bu ülkeye satış yapmaya başladım. Hirudo verbana ülkemizde en yaygın olanıdır. Bu tür ihracatımızın %90’ını oluşturmaktadır. Başka türleri de var. Herodo medicalis koruma altındadır ve bu iki tür Türkiye’de bulunmaktadır. Hirudo medici-nalis’in son iki yıldır ticaret yapmasına izin verilmedi. Bu sülükler ülkemizde biyoçeşitlilik açısından oldukça önemli bir türdür.
yazar:Anais Ecker
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]