Makale Başlığı: Dylan Kotlu – Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Sivas’ta vatandaşlara seslenerek, “Sevgili kadınlar, size ihtiyacım var. Sebebi şu ki, bu ülkede bir erkeğe yapılmayan bütün iğrençlikler bana yapılmış. Anlıyorum ki size yapılmışlar. Bu yasak, bu çirkinlik, bizi yoksulluğa mahkum eden bu ayrımcılık. Bizi taciz, tecavüz ve dayakla suçlayan bu zihniyeti ortadan kaldıracağız. Bitirmezsem Allah beni öldürsün. Bu yasak sistem, bu kadın düşmanlığı, ben çok dürüst ve katıyım.” Akchner, “18-26 yaş arası gençlerimiz ile ev hanımlarına iş bulana kadar sorgusuz sualsiz ve şartsız 2 bin 500 lira ödeyeceğiz” dedi.
Akşener mitingde şunları söyledi:
“PKK sahasıysam bırakın beni”
“Şuan seçime gidiyoruz. Sanki seçime değil savaşa gidiyoruz. Bu savaş ortamında tehditler savruluyor, hakaretler uçuyor, iftiralar savruluyor. Ama bu adamların bahsetmediği bir şey var. .Cumhurbaşkanı Muhsin’in katilleri kimler konuşulmadı.”Sinan Ateş’in katilleri kimler bunlar konuşulmuyor. Küçük çocukların işsizliği konuşulmuyor. 82 puan almış atanmamış ve mülakatta dışlanmış bunlar konuşulmuyor. Ama ne diyorsunuz? PKK’da Sivas’ta ama Diyarbakır’da ‘faili meçhul’. Arkadaşım kim olduğuna siz karar verin. Ben bu ülkenin İçişleri Bakanlığı görevini yürütmüş bir insanım, İçişleri Bakanıyım ve Türkiye’nin en derin sınır ötesi operasyonuna imza attım. C, ben devletin emriyle muhterem Türk polisinin koruması altındayım.Abi ben PKK’lıysam tutuklayın beni niye muhterem Türk polisinden koruyorsunuz o nedir biliyor musunuz? Aldırmazlık demektir.Devletin ciddiyetini hafife almak demektir.Megri Megri türküsünü söylemedim.Teröristlerin başlarına atılan kupürleri kaçırmadım, havaya uçurmadım. Hapur boyamasını yapmadım. Habur’un bu rezaletinden teröristler rahatsız olmasın diye Atatürk’ün ve Türk bayrağının fotoğrafını çeken ben değilim, sizsiniz. Açılışı yapan ben değilim, sensin. Bu noktada Sayın Erdoğan. Hizbullah sağınızda ve siz bu seçime gidiyorsunuz. Cafer Akan’ın katilleri sağ elinde, PKK ise sol elinde. Abdullah Öcalan’la akrabasınız. Abdullah Öcalan’ın kardeşine “Muhammedna” diyorsunuz. Hükümdarlara talimat verdim, Oslo’ya gittim ve haburun rezilliğini yaptım. 31 Mart seçimleri yolunda geri döndüm ve Öcalan’ın mektubunun okunduğunu ve okunduğunu söyledim. Helal vergilerden ödediğimiz parayla tuttuğunuz TRT’ye Öcalan’ın kardeşini getirdim. Sen başkansın, geri döndüm dedim ki: Vallahi senin kırmızı bayrakla arandığını bilmiyordum. Ama başka şeyler de yaptın. Türk ordusunu yerle bir edip FETÖ’ye teslim ettiniz. Ergenekon’du, balyoz oldu, onların savcısı oldum. milli orduyu boşalttı. Bütün bunlara baktığımızda Sayın Erdoğan bu konuda en son siz konuşuyorsunuz.
Erdoğan: 14 Mayıs’ta bu aziz millet sizin için sandıkları gömecek!
“Şu anda Sivas’ta bulunan tüm psikiyatristleri bu arkadaşları incelemeye davet ediyorum. Yazık bu ülkeye.”
Daha vahim bir durum var, çıldırdılar. Durumlarına çok üzülüyorum ve gerçekten onlar için üzülüyorum. Bir adam çıktı, güvenlikten o sorumlu olmalı, adamın ağzından sürekli; LGBTQ olacağız, iktidar olursak erkek erkeğe evliliğe izin vereceğiz. Akla gelen her şey arasında, bu bu. Daha ciddi bir şey var. Bu onun için yeterli değildi. Meğer erkekler de hayvanlarla evlenecek, biz de onları özgür bırakacağız. Bu bir fantezi mi oğlum? Şu anda Sivas’ta bulunan tüm psikiyatristleri bu arkadaşları incelemeye davet ediyorum. Yazıklar olsun bu ülkeye. Başka biri geldi ve biz kazanırsak Veto kazanır dedi. 8 yıl meclisi ben yönettim, bir bilseniz FETÖ’nün sevdalı söylemlerini, o meclisteki çıtır çıtır çıtır çıtır. Çıkın oradan, sümüklü çocuklar. Ama dışarıda biri var, hayran kaldım. Şimdi başbakanlık görevini yürüten kişi yazıdan istiklal marşını okuyamıyor. Bu kardeş gitti. Biz işgalcilerdik, onlar bağımsızlık için savaşıyorlardı. Bakın vatansever ona oy verecek, oy verecek. Politikacı işi “başın üstünde” anlamına gelir. Kime oy verdiğin önemli. Seçmenlerin tercihlerini sorgulayamayız. Bir politikacı tetikte durmalı ve seçmenlerin önünde durmalıdır.
İşsiz gençler için ne yapardınız?
Şimdi, hakkında konuşman gereken, az önce bahsettiğin çılgın sohbetler değil. Gençler için ne yapacaksın, kadınlar için ne yapacaksın, adalet için ne yapacaksın; Hukuk için, tarım için, işsiz gençler için ne yapacaksınız? Konuşulması gereken bu. Projelerinizi tanımlarsınız, hizmet vizyonunu tanımlarsınız, seçim bölgeniz karar verir ve bunu takip edersiniz.
“Ağzını açsan annen baban gelip telefonu çeviriyor”
Ben 1980 öncesi öğrencisiyim, o zamanlar sefil öğrenciler olmamıza rağmen böyle bir zulüm görmemiştim. Bu nasıl bir yer? Ağzını açsan amcalar gelip telefonu çeviriyor. Ali’nin cebinde para yok ama amcası diyecek ki: Ben Almanya’dan geliyorum, harika bir hayatım var. Telefonunu göster. Senin hayatın harika, benimki kötü. Ancak bu çocuklar uzaktan eğitim aldı. İnternete ihtiyacımız vardı, bilgisayara ihtiyacımız vardı, tablete ihtiyacımız vardı. oradaydı? hava gazı. Devlet önce açlığını gidermeli, gerisini içeride tutmalı. Bir şey daha söyleyeceğim. Onlar hırsız.
“Kadınlara karşı bu maskaralığı ve başarıyı bitirmezsem, Tanrı hayatımda olabilir.”
On üçüncü cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Kemal’e bir oy. O zaman İYİ Parti birinci olacak; Miral için bir oy. Sizlerin değerli oylarıyla artık başbakan olacağım. Ama senin iraden olmadan değil. pazarlık yapmıyorum Çünkü bu helal iradeye, halkın iradesine ihtiyacım var. Başka bir şeye ihtiyacım var. Sevgili kadın, benim de sana ihtiyacım var. Bunun nedeni şudur; Bu ülkede insana yapılmayan iğrençlikler bana yapıldı. Senin için de yapıldığını anlıyorum. Dolayısıyla bu haram meselesiyle, bu çirkinlikle, bizi yoksulluğa mahkûm eden bu ayrımcılıkla el ele vereceğiz. Bizi taciz, tecavüz ve dayakla suçlayan bu zihniyeti ortadan kaldıracağız. Bunun için kadınların desteğine ihtiyacım var. Bu haram sistemi, bu kadın düşmanlığını bitirmezsem Allah beni kahretsin. Sadık ve kararlıyım.
“18-26 yaş arası gençlerimize ve ev hanımlarına da iş bulana kadar 2 bin lira sorgusuz sualsiz karşılıksız maaş ayıracağız.”
Ev hanımlarımız var, erkeklerimiz var. 18-26 yaş arası gençlerimiz ile ev hanımlarına iş bulana kadar 2 bin lira karşılıksız maaş vereceğiz. Hemen 100.000 öğretmeni işe alacağız. Ardından 150.000 öğretmen daha gelecek ve hemen 250.000 öğretmen alacağız. Tüm köylerde okulları yeniden açacağız. Köye bir öğretmen, bir veteriner ve bir ziraat mühendisi görevlendireceğiz. Köylerde ellili yaşlardakiler dışında kimse yok. Gençlere, ‘Gidin, babanızın toprağını işleyin, verimli olun’ diyeceğiz. Köye yerleşmeye karar veren her gence 5 yıl SSK veya BAĞ-KUR primi ödeyeceğiz. Çiftçilerin borçlarını yeniden yapılandıracağız. Aynı düzenlemeyi bayiler için de yapacağız.
Bu şehir, bu cumhuriyeti kuran şehirdir. Siz kurdunuz, buranın iradesi de kurdu. Peki bu hukuksuz düzeni, bu hırsız düzenini, bu hırsızlık düzenini, bu yeme hakkını, bu haram yeme düzenini, bu insan yiyen düzeni 14 Mayıs’ta değiştirelim mi? Sayın Kılıçdaroğlu’nu başkan mı yapacağız? İYİ Parti’yi birinci parti yapalım mı? Allah razı olsun.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]