Sindirim Sistemi Mikroflorası, Psikotrop Antibiyotikler ve Beynimiz «Bilgiostam

İnsan sindirim sisteminde yaklaşık 10-100 trilyon mikroorganizma bulunmaktadır. Bu sayı, insanlarda bulunan toplam vücut hücresi sayısının 10 katıdır.
İnsan sindirim sistemindeki probiyotik bakterilerin çoğu bağırsak bakterilerinden gelir. Probiyotikler, “yeterli miktarda verildiğinde konakçıya sağlık yararları sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlanır.
Probiyotiklerin konakçı (probiyotiği tüketen canlı) üzerinde bazı birincil olumlu etkileri vardır.
Bu etkiler:

    Antimikrobiyal etkiler Antagonistik etkiler Anti-patojenik etkiler Patojenik bakterilerin diğer patojenik bakterilerle rekabet yoluyla etkileri

Laktik asit bakterileri, probiyotik olarak kabul edilen en yaygın bilinen bakteri türüdür. Ayrıca bifidobakteri grubu probiyotik olarak bilinen ve yaygın olarak bulunan bir bakteri türüdür. Daha spesifik probiyotik bakterilerin isimlerini sayarsak, bunlar Lactobacillus rhamnosus, Lactobacillus casei, Lactobacillus plantarum, Lactobacillus johnsonii, Lactococcus ve Bifidobacterium’dur. Ayrıca Saccharomycetes boulardii probiyotik olarak bilinen ve üzerinde en çok çalışılan maya türlerinden biridir.
Beyin ve sindirim sistemi bağırsak eksenine bağlıdır. Bu iletişim yolları çift yönlüdür ve bu iletişim immün, endokrin ve nöronal yollarla sağlanır.
Bu bağlantı temel olarak bağırsak mikroorganizmalarının bağışıklık sistemini harekete geçiren ve nörotransmisyonu sağlayan bazı bileşenleri (nörotransmiterler) üretmesi ve bu bileşenlerin kan-beyin bariyerini geçerek çevreye salınarak beyin fonksiyonlarını etkilemesi ile açıklanabilir. Çok sayıda çalışma, sindirim sistemindeki bakterilerin beyin işlevi üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Probiyotik bakterilerin, özellikle gastrointestinal sistemden Lactobacillus ve Bifidobacterium bakterilerinin beyin fonksiyonlarını iyileştirdiği ve hafızayı güçlendirdiği bildirilmiştir. Bu nedenle bu probiyotik bakterilere “psikobiyotikler” de denir. Psikobiyoloji bilişsel işlevler üzerinde olumlu etkiler yaratırken bağırsak bakterilerini de düzenler.
Yapılan bir araştırmaya göre, probiyotiklerin salgıladığı nörotransmitterlerin epitel hücrelerini aktive ederek bu hücrelerin hormon ve sitokin salgılamasını sağladığı ve bunun sonucunda nörotransmiterlerin sinir sinyallerini düzenleyerek beyin fonksiyonları üzerinde olumlu etki yaptığı belirlendi. Bu bağlamda, bağırsak bakterilerinin triptofan, serotonin ve GABA gibi nörotransmitterleri ürettiği ve/veya bunlara katkıda bulunduğu ve bunları düzenlediği ve bu bileşenlerin çeşitli şekillerde bilişsel işlevleri düzenlediği doğrulanmıştır. Örneğin bazı araştırmalara göre Lactobacillus spp. ve Bifidobacterium spp. Bakteriler GABA ve Bacillus spp. üretir. ve Saccharomyces spp. Norepinefrin üreten bakteriler, Candida, Streptococcus, Escherichia. ve Enterococcus spp. Bakterilerin de serotonin ürettiği bulunmuştur.
Bu bakterilerin tamamı probiyotik özellik göstermese de, nörotransmisyonu sağlayan ve bilişsel işlevler üzerinde olumlu etkisi olan bu bileşenleri gastrointestinal sistemdeki psikobakterilerin doğrudan ürettiği veya beyinde üretimini teşvik edip düzenlediği araştırmalarla gösterilmiştir. Bu çalışmalar ışığında depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, otizm spektrum bozukluğu gibi pek çok durumda ilaç tedavisine alternatif olarak biyopsikoterapinin literatüre girebileceği düşünülmektedir. Ancak bilişsel işlevlerin tedavisinde antibiyotik kullanma fikri henüz çok yeni ve bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Öte yandan bugüne kadar yapılan çalışmalar ve elde edilen sonuçlar, probiyotiklerin (Psikobiyotikler) beyin fonksiyonlarına önemli ölçüde ve olumlu yönde katkıda bulunduğunu göstermiştir.

kaynak:
Barrett E, Ross RB, O’Toole BW, Fitzgerald GF ve Stanton C (2012). İnsan bağırsağından kültürlenen bakteriler tarafından gama-aminobütirik asit üretimi. J Apple Microbiol, 113(2), 411-417. doi: 10.1111/j.1365-2672.2012.05344.x
Cenit, MC, Sanz, Y. ve Codoner-Franch, P. (2017). Bağırsak mikrobiyotasının nöropsikiyatrik bozukluklar üzerindeki etkisi. Dünya J Gastroenterol, 23 (30), 5486-5498. doi: 10.3748/wjg.v23.i30.5486

yazar: Sağbasan Buketi

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın