SES Antalya Şube Eş Başkanı Dr. Taşer’den kızamık açıklaması: Tedbir alınmazsa yeni salgınlar ortaya çıkar



Büro işçileri sendikası 25 yaşında

Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşçileri Sendikası Antalya Şubesi Eşbaşkanı d. Kan Tashir, kızamık vakalarındaki artış ve alınacak tedbirler hakkında açıklamalarda bulundu.

Kapitalizm bir halk sağlığı sorunudur

21. yüzyıl, artan nüfus, çarpık kentleşme ve pazarlanan koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşan sağlık sistemlerinin giderek gerileyen anlayışı ile bir pandemi yüzyılı olmuştur. Olacak ve olacak bir çok salgına karşı etkili bir bilimsel mücadele sunmak gerekiyor.Finansal göstergeye dayalı piyasayı anlamak, insanlığın karşısına yıkıcı bir şekilde çıkmakta ve artık finansal açıdan da net bir şekilde görülmektedir. görüş. Kapitalizmin bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebepler sonucunda uzun süredir yok edilmeye çalışılan bu konuda tüm dünyada büyük ilerlemeler kaydedildiği için kızamıkta artış olmuş ve epidemiyolojik boyuttan söz edilmeye başlanmıştır.

Kızamık oldukça bulaşıcı bir hastalıktır (virüs, aşılanmamış 10 çocuktan 9’unu tek bir kaynaktan enfekte edebilir) ve tek bir RNA parçasından kaynaklanan bir virüsün neden olduğu ölümcül olabilir. Virüs, enfekte yüzeylerde ve havada iki saat boyunca aktif kalır. Aşılanmamış popülasyonda her 2-3 yılda bir salgınlar meydana gelir.

bütün dünyada; 1980’lerde yılda 2,6 milyon, 2000’de 777 bin, 2008’de 164 bin, 2011’de 158 bin ölüm meydana geldi. Türkiye’de aşılama 1970’te başladı. Bu süreçte birçok program ortaya atıldı ve 2006 yılı itibariyle KKK monovalan aşı ile değiştirildi.

Türkiye’de 2010’dan beri yükselişte

Türkiye’de 2010 yılından bu yana artış gösteren vaka sayısı, özellikle Nisan 2022 ile Mayıs 2023 arasında 457 vaka tespit edilmiş olup, bunlardan 343’ü Ocak ve Şubat 2023’te, özellikle 2023’te görülen süreçte yeni yayılımlar göstermektedir. Bu yayılma ile aşılanmamış veya tam aşılanmamış kişiler, bağışıklığı baskılanmış kişiler, hamile kadınlar, çocuklar veya yaşlılar, A vitamini eksikliği ve beslenme yetersizliği olanlar risk altındadır.

Bu süreçte aşılama oranları 2005 yılına kadar üç kez %90’ı aşmış olsa da 2006 yılı itibari ile aile hekimliğine geçişle birlikte bir anda aşılama oranları %96’yı geçmiştir. Bu konuda ciddi şüpheler doğuyor, örneğin Dünya Sağlık Örgütü 2012 verilerini şüpheli buluyor. İlçe bazında koruyucu sağlık sisteminden aile hekimliği gibi nüfusa dayalı bir sisteme geçilmesiyle birlikte kayıtlı nüfusta daha yüksek oranda aşılanma oranları meydana gelse de, TC kimlik numarası olmayanlar, kayıtlı aile hekimi listeleri olmayanlar, ve çocuklar Kaydı olmayan gebelerden doğanlar, Listede takip edilmeyen gebelerden doğan çocuklar, Hastanede doğup FA siciline intikal etmeyenler, Aile dışından hizmet alanlar doktor olup aile hekimini tanımayanlar, Hastanede doğup da FA siciline intikal etmeyenler, Aile hekimliği açık kontenjanı olan ASM’lerde kayıtlı olanlar, listelerde olup da başvurmayanlar, mevsimlik tarım işçiler, göçmen mülteciler, depremler nedeniyle zorunlu göçe maruz kalan bölge sakinleri. Bu durumlarda açıklanan verilerin sorgulanabilir olması kaçınılmazdır.

Özellikle önümüzdeki dönemde yeni salgınlarla birlikte aşı ile önlenebilir birçok hastalığın ortaya çıkacağı netlik kazanmıştır.

Ülkemizde sağlık çalışanları başarılı bir aşılama programı ile kızamığı eliminasyon aşamasına getirmeyi başarmış olsa da, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile aşılama oranları şüpheli bir şekilde yüksek olmasına rağmen, koruyucu sağlık hizmetlerinden ziyade tedavi edici hizmetlere evrilen birinci basamak sağlık hizmetleri , ve salgınlar tekrarlama eğilimindedir ve bu kadar kısa sürede azaldığı görülmüştür. Öte yandan sağlık alanında giderek gericileşen bir anlayışın tezahürü olan aşı karşıtlığının özellikle Covid-19 pandemisinde doruğa ulaşması, bu sürece kayıtsız kalınması ve bakanlığın önlem almaması. herhangi bir işlem yapın. kızamığın yeniden gündemimize girmesine neden oluyor ve bu konuda özellikle risk grubundaki birçok kişi etkileniyor. Aşı ve benzeri aşılarla önlenebilen birçok hastalığın özellikle önümüzdeki dönemde yeni salgınlarla karşımıza çıkacağı netlik kazandı.

Bu nedenlerle birçok acil ve kalıcı mücadele önlemi ve programı planlanmalı ve uygulanmalıdır.

topluluk açısından;

  • Bilimsel kurumların harekete geçirme davetleri ciddiye alınmalı ve tavsiyelere uyulmalı,
  • Aşılanmamış çocukların aşıları hızlı bir şekilde tamamlanmalı,
  • Durum bölgelerinde veya topluluklarda aşılama durumu ne olursa olsun, aşılama dozu sağlanmalıdır,
  • Nüfusa dayalı sistemden vazgeçilerek ilçe çapında aşılama programı getirilmeli, mevsimlik tarım işçileri, mülteci ve göçmenler için özel planlamalar yapılmalı,
  • Aile sağlığı merkezlerindeki boş kontenjanların ivedilikle doldurulması,
  • Toplumun aşılama konusundaki bilgi düzeyini artıracak çalışmalar yapılmalı,
  • Deprem bölgelerinin durumuna ve demografik yapısına göre planlama yapılmalı, depremzedeler dikkate alınarak ek sağlık çalışanı alımı yapılmalı, uygun aşılama çalışmalarına bir an önce başlanmalıdır,
  • Tüm döküntü vakaları şüphe ile karşılanmalı ve kızamık açısından değerlendirilmeli, gerekli işlemler hızlı ve hijyenik bir şekilde yapılmalıdır,
  • Hastane ve bağlı kuruluşların fiziki ortamlarının salgın hastalıklara göre düzenlenmesine yönelik çalışmalar başlatılmalı,
  • Kızamığın yayılması konusunda halka açık ve doğru bilgiler verilmeli,
  • Kapatılan Refik Sidam Hıfzıssıhha Merkezi açılmalı, aşı ve serum ülkemizde üretilip geliştirilmelidir.

Sağlık çalışanları açısından;

  • Tüm sağlık çalışanlarına kızamık antikor testi planlanmalı,
  • Personel aşılama işlemleri düzenlenmeli,
  • Taşıma sırasında koruyucu ekipman bulundurulmalı, yeterli malzeme temin edilmeli,
  • Çalışma ortamının fiziki koşulları bulaşıcı hastalıklara göre düzenlenmeli,
  • Çalışanlara hastalıkla ilgili düzenli bilgiler gerçekçi ve açık bir şekilde verilmelidir,
  • Temaslı sağlık çalışanının gerekli tedavisi süratle yapılmalıdır.
Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın