Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, Şanlıurfa 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Hapis cezasının istendiği iddianamede M. Apartman binasının enkazı.
İddianamede şu ifadelere yer verildi:
“Yapının demir desteği olan üzengi demirlerinin uçlarının 135 derecelik açıyla bükülmesi gerekirken, tüm etriyelerin enkaz alanında son bulduğu belirtilmiş ve 90 derecelik açıyla kontrol edilmiştir. Yapı projesinde yer alan yönetmelik gereği Uygulamalı Uygulamada bunun sağlanamadığı belirtilmiştir. Dökülen beton bileşenler TS EN 13791 standardına göre sabit betonarme proje için öngörülen B10 (C14) sınıfına uymamaktadır.
Tepebaşı sözcüleri eğitimlerine 34 yeni gönüllü ile devam ediyor
Bu duruma çoğunlukla üretim aşamasında meydana gelen hatalardan (uygun olmayan agrega kullanımı, yüksek ince malzeme içeriği, yetersiz sıkıştırma, yüksek su ve çimento oranı, eksik kürlenme vb.) kaynaklandığı anlaşılmıştır. Donatıda belirli bir derecede korozyon tespit edilmiş olması, beton kalitesinin düşüklüğünün, betonarme elemanları çevresel korozyona karşı savunmasız hale getiren bir durum olduğunun açık bir göstergesi olarak alınabilir. Olay yerinde yapılan gözlem ve bilirkişi raporundan zanlının binanın inşaatı sırasında büyük imalat hataları yaptığı ve zaman zaman eksik malzeme kullandığı, betonun mukavemetinin düşük ve kötü olduğu anlaşılmaktadır. kalitesi ve agrega adı verilen sütunlardaki çakılların bazen bir boyut sütununa ulaştığı. Bu öngörülebilir sonuç açısından yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve özen ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket eden şüpheli, isnat edilen suç bakımından kusurludur.”
İddianamede ayrıca apartmanın yapımından sorumlu olan 4 kişiden 3’ünün depremden önceki yıllarda hayatını kaybettiği belirtiliyor.
– Enkaz altında müteahhidin oğlu da hayatını kaybetti.
Öte yandan şüpheli müteahhit MD, iddianamedeki ifadesinde, 1991 yılında yaptığı apartmanı sağlam temeller üzerine inşa ettiğini öne sürerek, binanın çökmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını ileri sürdü.
Yıkılan binanın zemin katında ve bazı apartmanlarda iş yeri olduğunu duyduğunu savunan MD, şunları söyledi: “Binanın bu tadilatlar nedeniyle depremde moloza döndüğünü düşünüyorum. Ben de kesinlikle kaçmadım. Ben yaparken herhangi bir malzeme.Suçlamaları kabul etmiyorum.Oğlum söz konusu binanın acil servisinde yaşıyordu ve depremde göçük altında kalarak hayatını kaybetti.Acı çekiyorum. oğlumun.” ifadesini kullanın.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]