Osmanlı terminolojisinde kullanılan bazı terimler, uzlaşımlar ve anlamlar – İkinci Bölüm

Kayız: Osmanlı terminolojisinde, eseri methiye (övgü) şeklinde takdim edilen büyük ve zengin kişiden şair veya yazarın o dönemde aldığı telif ücretine verilen addır. Bu ücretler bahşiş, para veya ağır hediyeler şeklinde olabilir.

Çelebi: Osmanlı İmparatorluğu’nun her döneminde görgülü, görgülü, olgun, görgülü erkekler için kullanılan bir unvandır. Bugün “insan” ile eşanlamlı olarak kabul edilebilir.

Döngü: Arapça’da “oturmak” anlamına gelir. Osmanlı padişahının ölümü veya tahttan indirilmesinden sonra bir sonraki padişah için harika bir açılış törenidir. Görkemli törenlerde asker ve görevlilere kolos bahşişleri dağıtılması da Osmanlı sarayının önemli bir adetiydi.

Schachnegger: Osmanlı saraylarında veya saraylarında sofra hizmetlerinden sorumlu olanlar için kullanılan bir tabir. Bu kişiler, malzemelerin temininden hazırlanmasına, kontrolünden dağıtımına kadar birçok alanda hizmet vermiştir. Bunlara “zevvakin-i hassa” da denirdi.

Darülbedayi (Osmanlı İlkel Darı): Osmanlı Devleti’nde halen İstanbul Şehir Tiyatroları adı altında varlığını sürdüren sanat camiasının ilk adıdır. Bu sanat kurumu, 1914 yılında İstanbul Belediyesi tarafından önce konservatuar olarak açılmış, daha sonra okul kimliğinden tiyatro grubuna dönüşmüştür.

Darülfünun (Dâr’ül-Fünûn): 1933 yılına kadar Osmanlı Devleti’nde üniversiteye verilen isimdi. Bugün Türkçe’ye çevrildiğinde “İlimler Evi” anlamına gelmektedir. Oldukça kapsamlı bir kütüphane ve laboratuvarlara sahip olan Daralphonon, 1863 yılında dönemin önemli âlimlerinden verdiği derslerle öğretime başlamıştır.

Dresadt: İstanbul şehrinin Osmanlı dönemindeki adıdır. Kelime olarak “(mutluluk) kapısı/yer” anlamına gelir.

Divan Hümayun: Osmanlı Devleti’nin bütün önemli siyasî, idarî, askeri, mali, adlî ve örfî işlerinin halledildiği ve karara bağlandığı en yüksek yönetim organıdır. Bugünün kabinesine benzetilebilir. Başkanlığını Sadrazam’ın yaptığı Divan Hümayun’un en önemli özelliği, kadın-erkek her sınıf ve kesimden halka açık olması, şikâyet ve davaları tarafsız bir şekilde inceleyip karara bağlamasıdır. Padişahın bir kafes arkasından izlediği bu yüce gücün çalışma günlerinin sayısı zamanla azalmıştır.

Edebiyat-ı Cedide: Kelimenin tam anlamıyla ‘yenilikçi edebiyat/yeni edebiyat’ olarak anlaşılabilir. Örgütlerden sonra ortaya çıkmış ve Edebiyat Mahkemesi’ne karşı gelişmiştir. Batı medeniyetinin etkisiyle oluşan, bu akımı temsil eden sanatçıların Servet-i Fünun’un haftalık dergisi etrafında toplandığı ve açılışı Tevfik Fikret’in yaptığı yaratıcı bir harekettir. Bu nedenle bu yeni akıma Servet-i Fünun edebiyatı da denir. Bu yeni edebiyat türünün en önemli özelliklerinden biri de “sanat için sanat” ilkesini benimsemesidir.

Ferman: “Emir/irade/emir” anlamına gelen Farsça bir kelimedir. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki herhangi bir nesnenin veya işletmenin padişahın tuğrası, mührü veya nişanını taşıyan ve zorunlu yazılı emirleri içeren tarihi bir belgedir. Osmanlılarda iki tür ferman vardır;
1) Şerifin emri: Doğrudan divandan gönderilen padişah imzalı ferman.
2) Birinci fıkrada doğrudan doğruya padişahtan gönderilen tuğralı ve onun el yazısı ile ferman.
Fermanlarda şekil olarak “Divan-ı Hat” adı verilen karmaşık bir yazı kullanılmıştır.

Ghareb, “batan güneşin yönü (batı)” anlamına gelen Arapça bir kelimedir. Osmanlı Devleti’nde “kıyafet” kelimesi önceleri Mekke ve Medine şehirlerinin batısında yer alan Kuzeydoğu Afrika ülkeleri için kullanılırken son zamanlarda sadece Avrupa ülkeleri için kullanılmaya başlanmıştır. Bu kelimeden türeyen yakın kelimesi de aynı anlama gelmektedir. “Şark (Doğu)” kelimesinin zıttıdır.

JEDIC Sistemi: Osmanlı Devleti’nde tüccar ve sanatkârların işbirliğini güvence altına alan, ticari hayatta tekeli ve haksız rekabeti engelleyen önemli bir kontrol sistemidir. Mal, hizmet, kalite ve fiyat kontrolünün yapıldığı bu sistemin işlevini günümüzde sanayi ve ticaret odalarının görevlerine benzetebiliriz.

Gökyüzüne: Osmanlı donanmasının en büyük model teknesine/savaş gemisine verilen addır. Güverte toplarının yanı sıra topları da olan bu gemiler 26 çift kürekle hareket ettirilirdi.

yazar:Dimit Katipoğlu

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın