Norveç’in 3 bin nüfuslu şehri: ölüm ve doğum yasak, ölüler ve doğum yapan kadınlar başka yerlere gönderiliyor

Bugün Norveç’in Svalbard takımadalarındaki Longyearbyen şehrinde yaklaşık 3.000 kişi yaşıyor. Coğrafi şartların getirdiği zorluklar bir yana, bu şehrin insanı dünyada eşi benzeri olmayan bazı kurallara da uymak zorundadır.

Milliyet gazetesi Longyearbyen şehrini kim icat etti? Betül Yasmine Keskin’in haberine göre Arktik Okyanusu’nda, Norveç’in Svalbard takımadaları, aşırı hava koşulları nedeniyle birçokları için gizemli bir alandır. Dünyada çok az kişinin ziyaret ettiği bu bölgenin her köşesi film karelerini andırmıyor. Yılın büyük bölümünü kar altında geçiren Svalbard’ı dünyanın en zorlu bölgelerinden biri yapan sadece iklim koşulları değil. Svalbard’ın merkezi Longyearbyen’de geçerli olan bazı kurallar, onları duyanları ürkütür.

20. yüzyılın başlarında, o zamanlar İskandinavya’daki en büyük kömür madenlerinden birinin temeli Longyearbyen’de atıldı. Madenin yakınında bir işçi yerleşimi de kuruldu. 2000’li yıllarda kömür madeni tamamen tükenmiş olmasına rağmen, orada yaşayan insanlar on yıllardır kasabalarını terk etmek istememişlerdi. Ancak şiddetli hava koşulları, şehir için her zaman büyük bir sorun olmuştur. 120 gün boyunca güneşin doğmadığı bu şehirde insanlar yaşamak hatta ölmek için bazı kurallar koymuşlar.

Yasak İspanyol gribine dayanıyor

Takvimler 1950’leri gösteriyordu. Ağırlıklı olarak bir madenci kasabası olan Longyearbyen’de ölmek resmen yasak. Bu yasak ilk başta çok garip gelebilir. Ancak yasanın gerekçesi oldukça mantıklı. Aslında bu kuralın çıkarılmasının nedeni 1918-1920 yılları arasında neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan İspanyol Gribi idi.

Dönem dönem ölümcül bir hastalık olan İspanyol gribi, o yıllarda Svalbard’da yaşayanları da etkilemişti. Küçük adada hastalanıp hayatını kaybedenlerin cenazeleri yerleşim yerlerine gömüldü. Ancak gribin etkisini kaybetmesinden yıllar sonra Svalbard’ın merkezi sayılan Longyearbyen şehrinde İspanyol gribi yeniden görüldü.

Hastalar adadan çıkarıldı

Yetkililere göre çok fazla turist olmadığı için etkisini yitiren bir virüsün bu bölgede yeniden ortaya çıkması imkansızdı. Olayın peşine düşen yetkililer, sonunda sorunun kaynağını buldu. Araştırmalara göre neredeyse buzullarla kaplı bu çok soğuk bölgede yer altına gömülen insanların cesetleri kurumamış ve vücutlarındaki virüsler hala aktif durumda. Bu durum kasaba halkı için büyük tehlike oluşturduğundan, yetkililer mezarlıkları ücra bölgelere taşıdı.

O günden sonra adada hastalanmak ve ölmek yasaktı. Yaşlılar ve ölümcül hastalar adadan çekilmeye başladı. Bu nedenle güney Norveç’e gönderildi, böylece birisi kendini çok hasta hissederse daha iyi tedavi edilebilsin ya da ölecekse rahat bir şekilde gömülebilsin.


Google 12.000 çalışanını işten çıkarmaya hazırlanıyor

Longyearbyen’de yanlışlıkla hayatını kaybedenler gömülmek üzere yakılmalıdır. Ancak bu ölü yakma, devletin izni olmadan gerçekleştirilemezdi.

Kadınları doğum yapması için başka şehirlere gönderiyorlar.

Longyearbyen’de yaşamanın ölümden sonraki ikinci kuralı doğumdur. Nasıl ölüme izin verilmiyorsa, şehirde doğuma da izin verilmiyor. Çünkü bu şehirde doğum için sağlıklı ortamın olmaması, olası komplikasyonlarla doğum yapanların ölümüne neden olabiliyor. Aslında ölüme yol açan her türlü faaliyetin yasak olduğu söylenebilir çünkü ölümün yasak olduğu bir yerde doğum sırasında ölmek de sorun yaratacaktır. Longyearbyen’de hamile kalan kadınlar da hastalar gibi Norveç’in başka şehirlerine gönderilerek orada doğum yapmaları için destekleniyor.

Longyearbyen’de doğum ve ölüm gibi bir başka şaşırtıcı tabu da kedilerin yaşamasına izin verilmemesidir. Bunun nedeni ise yerleşim yerindeki kedilerin kuş avlaması ve bu durum neslinin tükenmesine neden oldu.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın