Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Ankara’da düzenlenen “Türkiye’de laik eğitim ve laik yaşam” başlıklı panele katıldı. Nazlıaka, konuşmasında iktidarın eğitim politikalarını eleştirerek, CHP iktidarında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın adının Kadın ve Eşitlik Bakanlığı olarak değiştirileceğini ifade etti.
Nazlıaka, kadınların, çocukların ve kırılgan grupların sorunlarının “aile” kavramı içinde eritildiğini belirterek, “Ailenin güçlü olması için şiddet görüyorsa da kadının susması, istismara uğruyorsa da çocuğun buna gözünü kapamasına dönük bir bakış açısı, bir zihniyetin ülkede kökleştiğini görüyoruz” dedi.
İçindekiler
“ÇOCUĞUN RIZASI OLUR MU?”
Babası tarafından 7 yaşında istismar edilen Nilay’ın hikayesini anlatan Nazlıaka, babanın sadece 9 ay cezaevinde kaldığını, ardından aile baskısıyla Nilay’ın ifadesini değiştirerek “rızam vardı” demek zorunda bırakıldığını söyledi. Nazlıaka, “Çocuğun böyle bir şey için rızası olabilir mi? Rıza dediğimiz durum ancak eşitler arası bir ilişkide söz konusu olabilir. Yaşça büyük birisiyle bir küçük arasında, bir ebeveynle çocuk arasında rıza ilişkisi diye bir şey söz konusu olamaz” diye konuştu.
Nilay’ın 29 yaşında yeniden başvuruda bulunduğunu ve dava sürecinin devam ettiğini belirten Nazlıaka, “Çocuğun rızası vardı diyerek beraat kararı veren yargı mensuplarıyla ilgili süreç başlatıldı, takipçisi olacağız” dedi.
ERKEN YAŞTA EVLİLİKLER
TÜİK verilerine göre son 5 yılda 57 bin 618 kız çocuğunun evlendirildiğini aktaran Nazlıaka, “Yarım kalan hayallerden, sönen hayatlardan bahsediyoruz. Bu kız çocukları çoğu zaman çocuk yaşta anne oluyorlar. Daha kendi bedenini keşfedemeden başka bir cana can veriyorlar” ifadelerini kullandı.
4+4+4 eğitim sisteminin çocuk işçiliğinin ve erken yaşta evliliklerin önünü açtığını savunan Nazlıaka, köy okullarının kapatılarak taşımalı eğitime geçilmesini eleştirdi.
KARMA EĞİTİM TARTIŞMASI
Ramazan genelgesi ve ÇEDES projesiyle okullara imam sokulduğunu, çocuklardan iftar sofrası fotoğrafı ve Kur’an okuma sayısı istendiğini belirten Nazlıaka, Yerel Haberler’de bir okulda kız ve erkek öğrencilerin aynı sırada oturmaması, kantinde aynı sırada yer almaması, kız öğrencilerin serviste öne oturmaması gibi uygulamaların gündeme geldiğini söyledi.
Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü’nün “merdivenlerden kızlı erkekli çıkıyorlar”, Samsun Müftüsü’nün “kadınlı erkekli horon tepilmez” sözlerini hatırlatan Nazlıaka, kadın plajları, mor taksiler, pembe vagonlar gibi uygulamaların kadını sosyal hayattan tecrit eden bir anlayışın ürünü olduğunu ifade etti.
“DİNİ EĞİTİM BAKANIMIZ VAR”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yüklenen Nazlıaka, “Bu dönemde bizim ‘Dini Eğitim Bakanımız’ var. Milli Eğitim Bakanımız yok. Kendisi tarikatlar ve cemaatlerden STK diye bahseden, karma eğitimi tartışmaya açan, ÇEDES projesiyle okullara imamları sokan bir zihniyet” dedi.
Bakanlık bütçesinin 382 milyarının din eğitimi yapan okullar ile meslek ve teknik eğitim veren okullara ayrıldığını belirten Nazlıaka, “dindar ve kindar” bir gençlik yetiştirmek için eğitimin araçsallaştırıldığını savundu.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ
Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 raporuna göre Türkiye’de 804 bin çocuğun zorunlu eğitim dışında olduğunu aktaran Nazlıaka, Sakarya Akyazı’da patates tarlasında çalışan Işık adlı kız çocuğuyla karşılaştığını ve müdahaleleriyle eğitime kazandırıldığını anlattı.
Nazlıaka, “Bugün için bir çobanın cumhurbaşkanı olması mümkün mü? Bir apartman görevlisinin kızının bürokraside en üst noktalara gelebilmesi mümkün mü? ‘Yoksulsun sen, yoksul kal’ anlayışı var. Zenginin daha zenginleştiği, yoksulun daha yoksullaştığı bir düzen eğitim sistemiyle yeniden üretiliyor” dedi.
Konuşmasının sonunda “Bu girdabı aşabilmek için yapmamız gereken üç şey var: Dayanışmak, dayanışmak, dayanışmak” diyen Nazlıaka, 5 Mayıs’ta Fatmanur Çelik’in duruşmasında olacaklarını söyledi.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]