Ülkemizde her şehrin kendine has güzellikleri vardır. Tarihte ve akıllarda iz bırakan karakterlerden bazıları yaşadıkları şehirle de anılır. Ülkemizin yüzölçümü bakımından en büyük şehri olan Konya, nüfus bakımından da yedinci sırada yer almaktadır. Doğası, tarihi dokusu ve ekonomisi açısından önemli olan Konya’da 31 ilçe bulunmaktadır. Konya önemli bir sanayi kentidir ve Mevlana Müzesi gibi her yıl çok sayıda ziyaretçiyi kendine çeken bir simgeye de sahiptir. Konya’nın her ilçesi avantaj ve birikimlerle doludur. Akşehir olarak adlandırılan bölge de Nasreddin Hoca ile özdeşleşmiştir.
Nasreddin Hacca kimdir?
Mizahçı, filozof ve popüler bilge Nasreddin Hacı, Sivrihisar’da doğdu. 1237’de Akşehir’e geldi ve eşeğe ters binerek gölde umut mayasıyla oynayarak yerleşti. Sarığı ve cübbesiyle anılan Nasreddin Hacı, Akşehirlilerin gururudur. Nasreddin Hoca Türbesi bu şehirde bulunmaktadır. Türbenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Günümüze kadar çeşitli zamanlarda onarım görmüştür. 1905 yılında Akşehir Kaymakamı Şükrü Bey mezarlıkta tadilat yaptırmıştır. Orijinal türbeden geriye kalan tek bölüm, şimdi ortada olan ana türbedir. Bu bölüm dışında türbe üzerinde 12 sütun ve 12 köşeli çinko konik çatı bulunmaktadır. Mermer tabutun başucunda, Nasreddin Hacc’ın espri anlayışını ve nüktedanlığını belirtmek için ölüm tarihinin 683 yani 386 olduğunu belirten bir kayıt bulunmaktadır. Nasreddin Hacı fıkralarda hala yaşıyor ve değeri övülüyor.
Bölgedeki bazı şenlikler
Her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen Uluslararası Nasreddin Hac Festivali gerçekleşmeye devam ediyor. Akşehir, kendilerinin gurur kaynağı olan Nasreddin Hoca’yı markalaştırmaya çalıştı ve son olarak Türk Patent Enstitüsü’nün ilgili kararıyla ilçe “Dünyanın Ortasında Akşehir” olarak tescillendi. Akşehir’de Nasreddin Hoca bayramları dışında her yıl 24 Ağustos’ta “Akşehir Onur Günü” kutlanmaktadır.
Kraliyet Napolyon Kirazı
Akşehir, elbette sadece Nasreddin Hoca ile tanınmıyor. Dünyaca ünlü “Napolyon Kirazı” da burada yetiştirilmektedir. Akşehir ve Eber gölleri arasındaki bölgenin özel ekolojik atmosferi yani mikro iklimi, bu bölgede yetişen kirazlara farklı tat ve özellikler katmaktadır. Napolyon Kirazı da 2004 yılında tescillendi. Akşehir de tarihe tanıklık etmiş camiler, okullar, mezarlıklar, hamamlar, köprüler gibi birçok mirasa sahiptir.
Yörenin önemli tarihi eserlerinden bazıları
İplikçi Camii Konya’da Akşehir’in en önemli bölgelerinden biridir. Bu caminin kitabesine göre 1337 yılında yaptırılmıştır. Cami, Karamanoğlu Alaeddin Bey zamanında Kerim Ağa, Ambardar Orhan Gazi tarafından yaptırıldığı için Ambardar Kerim Ağa Camii olarak da bilinir.
Ulu Cami’nin minaresi üzerinde 1213 tarihini taşıyan bir kitabe bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu mimarisi tarzında yapılmış camilerden olan Güdük Minari Camii ve Küçük Ayasofya Camii günümüze kadar gelebilmiştir. Kalaycı Camii, İplikçi Camii (Ambardar) ve İmaret Camii de günümüzde ibadete açık tarihi eserler olarak Akşehir’de bulunmaktadır. Emirlik Camii’ni 1510 yılında Hasan Paşa yaptırmıştır. Emirlik kısmı yıkıldığı için günümüze ulaşamamıştır. Akşehir ilçesinde Osmanlı döneminden kalan tek cami Emirlik Camii’dir.
Fatih Sultan Mehmed döneminde Akşehir’de Ata, Kadı Ezzeddin, Nasreddin Hoca ve Şehzade Yafi okulları bulunuyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde bu bölgedeki okul sayısı 21’e yükseldi. Hepsinden Ata Medresesi’nin (Taş Medrese) sahibi günümüze kadar ayakta kalabilmiş.
Akşehir Gölü
Bu yöredeki Akşehir Gölü de hemen hemen herkesin dinlediği hikâyelerde Nasreddin Hoca’nın maya çaldığı göldür. 373 kilometreküp hacmiyle Türkiye’nin en büyük beşinci gölü unvanına sahip olmasına rağmen, küresel ısınma, salma veya tarım işçilerinin uyguladığı vahşi sulama, erozyona ve kurumaya neden olmuş ve göl suyunu kaybetmeye başlamıştır.
yazar:Türkoğlu taraftarları
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]