Doğal ve kültürel değerleriyle öne çıkan Muğla’da, maden projelerine yönelik çevresel değerlendirme süreçleri tamamlandı. Bakanlık tarafından 2025 yılı boyunca verilen kararlar; Menteşe, Yatağan, Kavaklıdere, Dalaman, Milas, Seydikemer, Fethiye, Köyceğiz ve Ula ilçelerini kapsıyor. Onay alan projelerin büyük çoğunluğunu mermer ocakları ile kırma-eleme tesisleri oluşturuyor. Söz konusu izinlerden 15’inin, zeytinlik alanların madenciliğe açılmasına olanak tanıyan yasal düzenlemenin TBMM’de kabul edilmesinin hemen ardından verilmesi dikkat çekti.
Maden ruhsatlarındaki artışa değinen avukat İsmail Hakkı Atal, 1923’ten 2002 yılına kadar Türkiye genelinde toplam 1186 maden ruhsatı verildiğini, ancak son 15 yılı aşkın sürede bu sayının 400 binin üzerine çıktığını ifade etti. Atal ayrıca şunları kaydetti:
“Turizm cenneti Muğla’yı yaşanmaz hale getirecek madencilik faaliyeti başvuruları hız kazandı. Bu, Türkiye’yi çöküşe doğru götürüyor. Şu anda da Muğla gibi Aydın gibi zeytinlik alanların yoğunlukta olduğu yerlerde maden şirketlerini engelleyen Zeytin Kanunu’nun koruyucu hükümlerinin 2025 yazında AKP-MHP iktidarının getirdiği yasa teklifiyle budanması suretiyle, bu saldırı daha da hız kazandı.”
İçindekiler
MADENCİLİK FAALİYETLERİNİN SU KAYNAKLARINA ETKİSİ TARTIŞILIYOR
Sandras Platformu Sözcüsü Neşe Yüzak ise konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, projelerde “sulu kesim” yönteminin kullanılacağı vaadinin yasal bir boşluk olarak değerlendirildiğini savundu. Su stresi yaşanan bölgede madenciliğin yüksek su tüketiminin ve yeraltı sularını kirletme riskinin göz ardı edildiğini belirten Yüzak, zeytinliklerde ağaç sökümüne izin veren düzenlemelerin mermer ocakları için de dolaylı bir yol oluşturduğunu ifade etti.
Yüzak, Yeniköy Kemerköy Termik Santrali’ne ait kömür stok alanı için verilen onayların iklim politikalarıyla çeliştiğini vurguladı. Yüzak ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Yatırımların önünü açan bu uygulamalar ÇED süreçlerini kolaylaştırırken, yerel halkın mülkiyet haklarını riske atıyor. Turizm ve tarımdan geçinen köylülerimizin toprakları, yeterli çevresel ve sosyal değerlendirme yapılmadan ‘kamu yararı’ adı altında elden çıkıyor. Muğla’nın su kıtlığı ile mücadele ettiği bir dönemde, yüksek su tüketen madencilik faaliyetlerine izin verilmesi büyük tezat oluşturuyor. Turizm-tarım ile ağır sanayi arasında sağlıklı bir denge kurulması, sadece Muğla’nın değil, Türkiye’nin geleceği için de kritik önemde.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]