“Belki de devlet sadakatsizliğin ve zulmün karşısında duramayacak” *
Bu söz Büyük Selçuklu Devleti’nin Sadrazamı Nizamülmülk’e aittir. Yaklaşık 30 yıl Selçuklu devlet veziri görevini yürüten ve aldığı kararlarla padişahları etkileyen İranlı bir devlet adamı. Bu yazıda bu büyük bakan ve onun büyük eseri Siah Nameh hakkında konuşacağız.
Nizam Molek, 1018 yılında Horasan’ın kadim kültür merkezlerinden biri olan Tus şehrinin Nukan kasabasında doğdu. Dönemin ünlü alimlerinden dersler aldı ve iyi bir eğitim aldı. Zeki kişiliği ve yönetici kimliği ile Alparslan ve Melikşah dönemlerinde 30 yıl Sadrazamlık yapmış ve özellikle Melikşah’ın saltanatının ilk yıllarında fiilen devleti yönetmiştir. Devlette bu kadar güçlenmesi Sultan Meliksha ile çatışmaya neden oldu, ancak Sultan Molek rejimini görevden almaya cesaret edemedi. Tarihimizde genellikle büyük bakanlar devlet yönetiminde söz sahibi olmuşlardır. Nizam Molech, o büyük, güçlü bakanlardan biridir. Bu yönüyle Osmanlı’nın büyük vezirlerinden Sokollu Mehmet Paşa’ya benzediği söylenebilir. Ama bu başka bir yazının konusu.
Zayıf bir rivayete göre Nizam Molek, Omar Hiyam ve Hasan Sabbah aynı mektepte okumuşlar ve hangisi önce kalkarsa diğerlerine yardım edeceği konusunda anlaşmaya varılmıştır. Hatta Nizam Molek, sarayda Omar Hayam ve Hasan Sabbah’a görevler vermiştir. Ancak Nizamülk’ün Hayam ve Hasan Sabbah’tan otuz yaş büyük olması, üçünün aynı okulda eğitim görmüş olma ihtimalini düşürüyor. Ama gerçek şu ki, üçü tüm hayatları boyunca bir ilişki içindeydi.
Bu arada kısaca Hassan Sabah ve Omar Hiyam’dan bahsedelim. Hassan Sabbah, o dönemde organize katiller ağının kurucusu ve yöneticisidir. Takipçilerine esrar içirdiği söylenir, bu yüzden onlara keş denir. Alamut kalesinde yaptırdığı sahte cennetle Selçuklu devletine karşı savaştı ve devletlere vergi koydu. Büyük bir inançla kendine bağladığı korumaları ile en güçlü milletlere bile gözdağı verecek güce erişmiştir. Omar Hayyam, İranlı bir astronom, matematikçi, şair ve filozoftu. Aynı zamanda iyi bir matematikçiydi, ancak şu anki ününü büyük ölçüde dörtlüye (dörtgen) borçludur. Pascal üçgeni olarak bildiğimiz üçgeni ilk kullanan oydu. Dörtlüklerinde aşk, aşk, şarap ve ahiret inancı konularını inanılmaz bir anlatım gücüyle işlerken, devrinin İslam ekolüne aykırı bir tavır sergilemiştir.
Nizamülmülk, kurduğu mütevelli okullarıyla da tanınmaktadır. O dönemde yüksek öğrenim kurumları olan bu medreseler, Selçuklu ve Osmanlı eğitiminde model olmuş ve etkileri Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar devam etmiştir.
Hayatının sonlarına doğru “Sayyat Nameh” adlı eserini yazdı. Aslında siyasi isim, edebiyatımızda hükümdarlara nasihat niteliğindeki eserlerin genel adıdır. Ama Nizamülmülk’ün siyasi adı en ünlüsüdür. Sultan Melikşa’nın isteği üzerine yazılan bu eser padişah tarafından çok beğenildi. Yaklaşık on asır önce yazılmış olmasına rağmen halen modern olan eser Türk, İslam ve İran kültürlerinden izler taşımaktadır. Eski İran imparatorları, becerikli ve beceriksiz devlet görevlileri, devlet yönetiminin nasıl olması gerektiği ve İslam şeyhlerinden bahseden bu eser, İslam dünyasının çağının çok ilerisinde olduğunu göstermektedir.
Zamanımızda bile algılayamadığımız bir adalet duygusuyla hareket eden, ömrünü Selçuklu devletinin hizmetinde geçiren Nizam Molek’in ölümü çok trajik oldu. Haşhaş’ın öldürülmesi sonucu hayatını kaybeden Sadrazam ve ölümü doğrudan gelen Melikşah, Selçuklu devletini adeta beraberinde mezara götürdü. Bu iki büyük adamın ölümünden sonra Selçuklular bir parçalanma sürecine girmişler ve bir daha toparlanamamışlardır.
Görüldüğü gibi tarihimizde nadiren karşımıza çıkan bilge devlet adamı Nizam Molek, bin yıl önce yaşamış olmasına rağmen hala aramızda dolaşıyor. Öğretileri ve fikirleri bize ışık tutabilen bu devlet adamından öğreneceğimiz çok ders var.
*Günümüz Türkçesi: İnsanlar dinsiz yaşayabilirler ama adaletsiz yaşayamazlar.
yazar:Eşi Dormuş
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]