Mikroskop altında diyabet «Efendim

Diabetes mellitus ya da halk arasında “şeker hastalığı” olarak bilinen bu kronik hastalığın geçmişi yaklaşık 3000-3500 yıl öncesine kadar gitmektedir. Bu hastalığı yakından tanımak gerekir ki, sırf düşmanını tanıyarak bu hastalıkla mücadelede doğru yol alınabilsin. Diyabet Nedir? ile başlarsak; İki hecenin birleşiminden türeyen ve tıp sözlüğünde kendine yer bulmuş olan bu kelime, pusula gibi yürümek, yani iki ayağı açık yürümek anlamındadır. Diğer bir anlamı ise sürekli idrar yapan bir kişiyi tasvir eden sifondur. Bilindiği gibi bu diyabetin en belirgin şikayetlerinden biridir. Nitekim Mısır papirüslerinden günümüze ulaşan bilgiler ışığında aşırı su içme isteğinin ve idrara çıkma ihtiyacının şiddetini şu sözlerle anlayabiliriz. Nil’in suyunu içerlerse susuzlukları giderilmez.

Şeker hastalığının nedenleri?

Hastalığın sebeplerine gelince; Pankreasınız çalışmıyor veya düzgün çalışmıyor. Pankreas bezinden salgılanan insülin hormonunun yokluğunda veya eksikliğinde hücreler besinlerdeki enerji kaynağımız olan şekeri (glikoz) parçalayamaz ve kan şekeri yükselir. Karbonhidrat, protein ve yağlardan gelen glikoz kanda birikir ve dışarıdan insülin takviyesi gerekir.
Şeker hastalığının belirtilerine gelince. Tanıdan birkaç yıl önce sorulduğunda hastanın huzursuz, sinirli, yorgun, depresyona yatkın olduğu ve açıklanamayan kilo artışı olduğu kaydedildi. Hastalığın alevlenme sürecinde aşırı su ihtiyacı, açıklanamayan kilo kaybı, sık enfeksiyonlar, yara iyileşme sürecinin uzaması, halsizlik, iştahsızlık görülür. Açlık kan şekeri değerleri, kan ve idrar tahlili gibi basit testler ile teşhis ve teşhis konulabilen hastalığın seyrine göre farklı türleri bulunuyor.
Diyabet geliştirme olasılığı en yüksek olan kimlerdir? Yüzyıllardır araştırılan bu kronik hastalıkta genetik faktörler önemli bir rol oynasa da psikolojik ve beslenme alışkanlıklarındaki tetikleyicilerin rolünün küçümsenemeyecek kadar büyük olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; Çocuklarında şeker hastalığı gelişme olasılığı daha yüksek olduğundan, iki şeker hastasının evlenmesi önerilmez. Obezitenin yanı sıra yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tercihi, yaşlanma ve kentleşmeye bağlı birçok olumsuz faktör diyabette her geçen gün tehlike çanlarının çalmasında önemli rol oynamaktadır.

Diyabetten korunmanın yolları nelerdir?

Öncelikle bu hastalığın kronik bir hastalık olduğunu bilir ve tedavisinin ömür boyu sürecek bir süreç olduğunu bilerek bu hastalığa yaklaşırsak korunmanın önemini vurgulamış oluruz. Yaşam prensibi olarak, sağlıklı beslenme ve egzersizle desteklenen minimum seviyede tutulmaya çalışılan rutin kan şekeri ölçümleri ve stres ile hastalıklardan korunabiliriz. Sigara, alkol, uykusuzluk, fazla kilo gibi olumsuz uyaranları hayatımızdan çıkarabilirsek hastalık riskinin azalabileceğini bilmeliyiz. Ayrıca ailesinde şeker hastalığı olan kişilerin diğerlerine göre periyodik olarak rutin kan ve idrar tahlilleri yaptırmaları önerilir.
Yüzyıllardır kanserden sonra ölüm oranları en yüksek olan şeker hastalığı tedavi ile %100 tedavi edilememekte ve yukarıdaki korunma yöntemlerine dikkat edilerek yaşam kalitesi artırılabilmektedir. Sonuç olarak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi hastalık ömür boyu sürecek bir düşman gibi görünse de yenilemeyecek düşman yoktur. Kendi kendimize düşman olmadığımız sürece. Unutmayalım ki bu hayatta kendimizi sevdiğimiz kadar sağlıklıyız.

yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın