Metabolizma hakkında az bilinen 10 gerçek

Metabolizma kavramı, canlı organizmalarda meydana gelen kimyasal veya biyolojik olaylardır. Ancak metabolizma kavramı sadece biyolojik sistemlerde gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar için kullanılmamaktadır. Örneğin; Şehirler gibi bazı yapay sistemler için de kullanılabilir. İşte metabolizma hakkında bilmediğiniz gerçekler:
1- Metabolizma, Yunanca “değişim” anlamına gelen “metabolit” kelimesinden türemiştir. Tıp dünyası bu kelimeyi on dokuzuncu yüzyılın sonundan beri kullansa da, metabolizmanın kavramsal tarihi bundan çok daha eskilere dayanmaktadır. On üçüncü yüzyılda, İbn Nafis (bir Arap bilim adamı), hem vücudun hem de bölümlerinin sürekli bir beslenme ve ayrışma durumunda olduğuna dikkat çekerek metabolizma kavramını tanımladı.
2- Metabolizma kavramı sadece canlı organizmalar için geçerli değildir. Araştırmacılar ayrıca doğal ekosistemde girdileri, çıktıları veya süreklilikleri olan (yırtıcı-av dengesi, fotosentez düzeyi) süreçler kavramını da kullanırlar. Araştırmacılar ayrıca doğal olmayan ekosistemlerin (büyük şehirler gibi) metabolizmasını kaynak tüketimi ve atık üretimi açısından da inceliyorlar.
3- Tek hücreli canlılar bundan 3,5 milyar yıl önce ilkel bir metabolizmaya sahipti. Atmosferdeki oksijen seviyesinin düşük olması nedeniyle o dönemdeki metabolizma sürecinin organik maddenin oksijensiz bir ortamda ayrışması yani fermantasyon olduğuna inanılmaktadır. Günümüzde maya gibi organizmalar için fermantasyon hala geçerlidir.
4- Atmosferdeki oksijen seviyesi artıp canlı organizmaların yapısı daha karmaşık hale gelince, fotosentez olarak pek bilinmeyen kemotaksis gibi farklı metabolizma türleri ortaya çıktı. Örneğin, pek çok bakteri veya diğer hücresel organizmalar (arkea gibi), oksijenin ve güneş ışığının olmadığı zorlu ortamlarda enerjilerini inorganik bileşiklerden (amonyak gibi) kimyasal dolum yaparak elde ederler.
5- Metabolizma, organizma için bir enerji kaynağı olmanın ötesinde, büyük moleküllerin küçük kullanılabilir moleküllere parçalandığı katabolizma ile küçük moleküllerden büyük biyomoleküllerin sentezlendiği metabolizma arasındaki dengedir. Enzimler bu metabolizmaya katılır.
6- Genellikle kalıtsal olan metabolik hastalıklar, vücutta bir veya daha fazla enzimin yetersiz veya hiç üretilmemesi sonucu ortaya çıkar. Karın yağlanması, yüksek tansiyon, insülin direnci, anormal kan pıhtılaşması, yüksek kolesterol seviyesi ve yüksek C-reaktif protein (CRP) seviyesi ile birlikte vücuttaki iltihaplanma metabolik sendroma neden olan faktörlerden bazılarıdır.
Metabolik sendromun nedenleri tam olarak net değil, ancak genlerin, hareketsizliğin ve obezitenin kalp hastalığı, diyabet ve ölüm riskini büyük ölçüde artıran bir rol oynadığı düşünülüyor.
8- Egzersiz ve ideal kilonun bizi daha sağlıklı yapacağını biliyoruz. Son yıllarda metabolizmayı hızlandıran besinlerle ilgili birçok reklam ve reklam gördük. Ancak bu iddialarla ilgili çeşitli bilimsel raporlar var. Örneğin bazı araştırmalara göre yeşil çay ekstresi bazı enzimleri baskılayarak enerji harcamasını artırıyor. Konuyla ilgili daha önce yapılmış çalışmaların sonuçlarının incelendiği 2011 tarihli bir araştırmaya göre bu durum kişiye ve kullanılan ekstraktın menşeine göre değişiyor.
9- 2012 yılında yapılan araştırma sonuçlarına göre yeşil çay tüketimi istatistiksel olarak anlamsız kilo kaybına neden olur ve kilo yönetimi üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur. Ne yazık ki, metabolizmaları yakut boğazlı sinek kuşunun metabolizma hızına ulaşamayacak. Bu kuşlar vücut ısılarını korumak ve saniyede 200 kez kanat çırpmak için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar.
10. Öte yandan 2016 yılında yapılan bir çalışmada dişsiz memeliler sıralamasında üç parmaklı tembel hayvanların memeliler arasında en düşük metabolik hıza sahip olduğu belirlendi. Bunun nedeni ise yaşadıkları yağmur ormanlarında enerji ihtiyaçlarını azaltarak çevreye uyum sağlamaktır.

kaynak:
http://discovermagazine.com/2017/march/20-things-you-didnt-know-about–metabolism

yazar: bronzlaştırıcı tonik

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın