Meslek hastalıkları hastanelerinin kapatılmasına tabip odaları ve işçi örgütlerinin tepkisi

İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne bağlı Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin kapatılması talebi tepki çekti. İstanbul Tabip Odası, Kocaeli Tabip Odası, DİSK, KESK, İş Sağlığı ve Güvenliği Derneği ve İşyeri Hekimleri Derneği temsilcileri, İstanbul Tabip Odası’nda bir araya gelerek ortak basın açıklaması yaptı.

Basın toplantısında konuşan ISIG’den Murad Şakir, meslek hastalıklarından ölümlerin gizlenmesi nedeniyle iş cinayeti raporlarında bu ölüm oranlarının gerçekten düşük göründüğünü söyledi. SES Şişli Şube Eşbaşkanı Abuzar Aslan, meslek hastalıkları hastanelerinin “karsız olduğu” gerekçesiyle kapatıldığını belirterek, hükümetin insan hayatını yok sayan kar amaçlı sağlık hizmeti politikalarıyla mücadele edeceklerini belirtti. işçilerin.

Meslek hastalıkları ve çalışma düşmanı hastanelerin kapatılması

İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısında ortak basın toplantısını okuyan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ertuğrul Oruç, kar elde etmedikleri için meslek hastalıkları hastanelerinin kapatılması ve arızalanmasının gündeme geldiğini söyledi. Bunun işçi düşmanlığından başka bir şey olmadığını savunan Oruç, “İşçi sınıfının, doktorların, emek ve meslek örgütlerinin mücadelesiyle meslek hastalıkları hastanelerini daha da güçlü bir şekilde yeniden kuracağız.”

Sağlık meslek kuruluşları ve sendikalar tarafından hazırlanan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:


#seçim2023 | Demirtaş’tan tutuklamalara tepki: “Soylu, mitingde toplanamayan çok sayıda kişiyi gözaltına aldı”

1978’de kurulan ve Avrupa’nın en güçlü kadrolu kadrosuna sahip Profesyonel Hastaneler: Meslek hastalığı hastaneleri resmi olarak 1978 yılında Engin Tunguç, Haldon Serer ve Çağlar Kercak gibi hekimlerin öncülüğünde kurulmuştur. Görev süreleri boyunca Avrupa’daki belki de en güçlü kadroya ve teknolojiye sahip kuruluşlar olarak başladılar. İstanbul Kartal’daki Meslek Hastalıkları Hastanesi binasında Başhekim Haldon Sirer’in gözetiminde mesleki rehabilitasyon çalışmalarını da yürütüyordu. Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi, Konur Sokak’ta Başhekim Çağlar Kırçak’ın gözetiminde 300’den fazla çalışanıyla faaliyet gösteriyordu. Bu iki hastane kendi mevzuatları ile “koruyucu hekimlik”e öncelik vererek kurulmuştur. SSK tıp konferanslarında bilimsel sunumlarıyla öne çıkan, kadroları arasında yer alan bu hastanelerde uzmanlaşmış mühendis ve doktorlarla tüm Türkiye’yi kapsayan saha çalışmaları yapıldı. Türkiye’de endüstriyel toksikoloji alanında yeni kurumlar olmakla birlikte özellikle solvent maruziyeti ve ağır metal zehirlenmeleri konusunda uluslararası katkı gücü olan çalışmalar yapılmaktadır.

1980 darbesinde bile kapatılmadı: Bugüne kadar ülkede tek örnek olan İş Psikolojisi, Solunum Fonksiyon Laboratuvarları, Endüstriyel Toksikoloji Laboratuvarı, İşitme Fonksiyonu Laboratuvarı, İş Sağlığı Laboratuvarı gibi laboratuvarları bünyesinde barındırmıştır. 1970’lerde bile pil fabrikalarında kurşun zehirlenmesi, döküm atölyelerinde ve madenlerde silikoz sorunu, ayakkabı imalatında ve metal eşya üretiminde solvent zehirlenmesi, radyasyona maruz kalma ve mesleki kanserlere karışan birçok yayın ve bilgi var. Hastaneler ilk büyük darbeyi 1980’lerdeki açık-faşist müdahale yıllarında aldı.Geniş kitlelerin ekonomik ve sosyal hakları kısıtlanırken “işçi sağlığını” temel alan bir yapıya zarar verilmemesi düşünülemezdi. Personelinin yüzde 80’ini işten çıkararak, mesleki rehabilitasyon ünitelerini kapatarak, denetim yetkilerini kaldırarak bu süreçten kurtulamadılar. Her iki hastane de ağır şekilde cezalandırıldı. Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi o dönemde şehir dışında görülen Güvercinlik’e ve İstanbul’daki Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin mevcut binasının beşte biri büyüklüğündeki Süreyyapaşa Hemşirelik Okulu’na nakledildi. Ancak 1980 darbesinde bile kapatılmadı.

Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin son beş yılda tüm laboratuvarları ve önemli personeli dağıtıldı ve kapatıldı: 1998 yılında gerçekleştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı her iki hastane için de bir dönüm noktası olmuştur. Hastaneler yeniden teknoloji yatırımı ve personel desteği almaya başlıyor. Meslek psikolojisi, endüstriyel toksikoloji ve solunum fizyolojisi laboratuvarları günümüz teknolojisine göre yenilenmiş ve Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi yeni binasına taşınmıştır. Ancak saldırıların başlaması çok uzun sürmedi. Kısa sürede Ankara’daki Meslek Hastalıkları Hastanesi, gerekmese de diğer hastaların da kabul edildiği bir hastaneye dönüştürüldü. Her seferinde sendikaların, meslek odalarının ve duyarlı STK’ların desteğiyle korunan, tuhaf kar elde etmeme bahanesiyle tekrar tekrar kapatıldığına dair söylentiler. Son beş yılda Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin tüm laboratuvarları ve önemli personeli tasfiye edilerek kapatıldı. Neden yapıldığı anlaşılmasa da yaklaşık bir yıldır kapalı olan hastane yeniden açıldı ancak işlevsiz, deneysel ve amaçsızdı. Kalıcı eksikliklerin giderileceği belirtilmekle birlikte genel hastanenin rolü halen devam etmektedir.

Başarı cezalandırılır ve başarısızlık ödüllendirilir: İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi, Süreyyapaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesine anlamlı bir gerekçe göstermeden katılmıştır. Ayrı hastane gasp edildi ve bölge üzerindeki hakimiyetini kaybetti. Takımların sahaya girmesine izin verilmiyor. Bugün, kalan fonksiyonlarını bozacak büyük bir darbe daha indiriliyor. 1986 yılından beri kullandığı binada Süreyyapaşa Hastanesi bulunmaktadır. Süreyyapaşa Hastanesi’nin sismik güçlendirme çalışması bahane edilerek ÇİD-TB Kliniği Meslek Hastalıkları Binası’na taşınması istenmektedir. Öncelikle Süreyyapaşa Hastanesi’nin depreme dayanıklı olmayan binaları olduğu 15 yıldır bilinen bir gerçek. Bu süre zarfında bölge yetkilileri tüm uyarılara rağmen gerekli önlemleri almamıştır. örnek; Blokları sırayla güçlendirme veya yeni binalar inşa etme önerileri sürekli olarak halının altına atıldı. Yanlış yönetimden kaynaklanan sorunun bedelini işçi sağlığına ödetmeye çalışılıyor. İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin inşaatı 2010 yılında büyük ölçüde hastanenin kendi kaynaklarından güçlendirilmiştir. Diğer bir deyişle, son yıllarda yaygın olduğu gibi, başarı ve başarısızlık cezalandırılır.

Bir meslek hastalığı hastanesini düşünme niyeti: Ayrıca bulunan çözüm aslında işçi düşmanlığının ve bağa vurma niyetinin açık bir ifadesidir; Sadece 70 yataklı bir bina Süreyyapaşa gibi 600 yataklı hastane olmaz. Türkiye’de 300’ü İstanbul’da olmak üzere 1.500’den fazla hastane bulunmaktadır. İstanbul’un 50 bin yatağındaki doluluk oranı yüzde 50’nin altındayken Heybeliada Sanatoryum’u boş bırakırken, Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne göz dikmek art niyetli. MDR-TB kliniğinin yerini değiştirme girişimi, beyinsiz gibi görünüyor. İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi, silikoz vakalarının halen devam ettiği bir hastanedir ve aynı zamanda her yıl binlerce işe alım başvurusu ve periyodik muayene yani sağlıklı insan almaktadır. Silikoz vakalarının tüberküloza duyarlılığı, zaten hasar görmüş akciğerleri göz önüne alındığında ölümcül olabilir. Sağlıklı insanlar ile dirençli tüberküloz vakalarının tek çatı altında değerlendirildiği ve Türkiye’de sadece bu hastanede ağır metal zehirlenmelerinin tedavisi için yatak ayrılmadığı düşünüldüğünde, üç önemli halk sağlığı hatası eş zamanlı olarak başarılmaktadır. Ancak yıllardır atıl durumda olan Heybeliada sanatoryumunun en azından belli bir bölümü onarılarak dirençli tüberküloz hastalarına ayrılabildi.

Meslek hastalıkları Destekçileri veya çalışanları hastanelerde en düşük düzeyde bulunmaktadır: Meslek hastalığı hastaneleri, bilinçli ve özverili doktorların, mühendislerin, işçilerin ve sendikacıların emeği ile ayakta kalmış, sayısız insanın hayatına dokunmayı başarmıştır. Sadece ekonomik olarak sömürülenleri değil, sağlığı vahşice sömürülenleri, iş cinayetlerine maruz kalanları da en alttakileri korumaya çalışan bir sağlık kurumudur. Meslek hastalığı hastaneleri öyle hastanelerdir ki, destekçileri veya çalışanları siyasi yelpazenin neresinde yer alırsa alsın, alttakilerin yanında yer alır. Doktorlar, mühendisler, işçiler, sendikacılar, memurlar bunu yaparken bir yetkilinin deyimiyle “işçi sınıfı için, Allah rızası için, halk için” çalıştılar.

Hastaneleri yeniden inşa edeceğiz: Güçlü bir kurumsal tarih ve kültür yok ediliyor. İstanbul’un işçi sağlığı alanında koruyucu hekimliği destekleyen tek meslek hastalığı hastanesi yıkılıyor. Bilinçli ve çalışan kurumsal işverenin hastanesi yıkılıyor. İş kazaları ve meslek hastalıkları her yıl binlerce insanı öldürüp sakat bırakırken, çözüm için çabalayan işletme de yok oluyor. Ama insana duyarlı, hayata saygılı işvereniyle, işçisiyle, doktoruyla, sağlıkçısıyla, memuruyla, bürokratıyla, bilim adamıyla, siyasetçisiyle o hastaneleri yeniden kuracağız. Daha güçlü inşa edeceğiz.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın