Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Aksaray’da. “Yaptığım işlerden dolayı sizlerin oylarıyla seçildiğimde Allah’ın izniyle kırsal kalkınma, aile ve sosyal politikalardan sorumlu olacağım. Ayrıca Yavaş, “Biz de PKK’ya karşıyız. Biz de Hoda Bar’a karşıyız. Hoda Bar’ı nasıl kınıyorsak PKK’yı da kınıyoruz. Kandil silahını bırakmadığı sürece o dronlar ve SİHA toplanıp üzerlerine füze gibi yağacak. Devletin milli güvenlik politikaları değişmez” dedi.
yavaş dedi ki:
“Seçimlerde en önemli şey halkın seçimidir.
14 gün sonra seçime gidiyoruz. Neden seçime gidiyorsunuz? Seçime giderken iktidar uzun süredir yaptıklarını ve yapamadıklarını anlatıyor, ardından da süreçle ilgili vaatlerde bulunuyor. Peki muhalefet ne yapıyor? Ayrıca derler ki; Eleştiriyor ve daha iyi yöneteceğiz diyor. Sözler veriyor, projelerini açıklıyor ve halkın karşısına çıkıyor. İnsanlar onları dinler ve karar verir. Ya yönetim devam edecek diyor ya da değiştirecek. Buna seçim denir. Şimdi seçimlere gidiyoruz. Seçime giderken garip garip sesler duyuyoruz. ‘Hükümeti devirmek istiyorlar’ gibi sözler… Ben de diyorum ki; Evet, bu yüzden seçime gidiyoruz. Bunda bir gariplik yok… Yapamazsın diyoruz, gelir daha iyisini yaparız. İnsanlar bize inanırsa, seçeceklerdir. Basitçe. Ama şimdi seçimlerden söz edilmiyor. Neden seçimleri tartışmadınız? Maalesef insanların geçim derdi yerine başka şeyler konuşuluyor. Ancak seçimlerde en önemli olan halkın tercihidir. İnsanlar bundan sonra iktidar değişirse veya değişmezse hayatlarında nelerin değişeceğini görmeli.
“Belediyeyi devralmadan önce herhangi bir iş yapmayan insanlar şu anda belediyeden aldıkları en zengin işlerle Türkiye’nin ilk 100 işi arasına girdiler”
Her zaman söylüyorum her yerde 1 trilyon 200 milyar bütçe kullanılmış, 500 milyar dolar dış borç var. Kullandığı bütçe ile çok iyi iş çıkardı. Hiç inkar etmiyoruz ama son yıllarda uygulanan ekonomi politikaları yüzünden ülkemiz çıkmaza girdi. Mülteciler için bir depo haline geldik. İlaç 10 yıla kadar sürer. Şimdi patatese soğanı tek tek aldırdılar. Onları eleştiririz. Yani, daha iyi yaptığımızı iddia ediyoruz. Ama bunlar konuşulmuyor, ne konuşuluyor? Bakın 2019’da Ankara’da seçime gidiyoruz. Ankara’da seçime giderken Ankara’da karşımda Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Mustafa Tuna Bey vardı. Diyecek bir şeyim yok, komünü aslan gibi yönetti. Asla yolsuzluğa bulaşmadı, mahkeme kararlarına uydu. Ama ondan önce 21 buçuk yıl Ankara’yı bir Jeleb tahıl başkanı yönetti. Jelly Bean’i bir mineral sanan bir patron tarafından yönetildi. Nasıl yapabilir? Oğluma spor salonu, oğluma televizyon aldım. Ne yaptıkları belli değil, yıllardır belediye kaynaklarını hareket ettiriyorlar. Belediyeyi devralmadan önce iş sahibi olmayanlar, belediyeden aldıkları işlerle şimdi Türkiye’nin en zengin 100 kişisi arasında yer alıyor. Gitmek istemediler…
Millime MİLLİ hesabında yenilenen kişinin haklarına sahip çıkacağız.
Ancapark gibi bir yabancıya 14 milyar lira aktardılar. Buradan Ankara’ya giderken gördüğünüz o bayat kapılara bugünün parası 235 milyon lira ödedi. Peki Ankara’da durum nasıldı? 2013’ten beri otobüse binilmiyor ve çoğu köyde kanalizasyon sistemi yok; Birçok köyün suyu yok. Ankara merkezde birçok sorun var. Onlarla hiç uğraşmadım. 100’e yakın dosya gönderdim, hepsi 15 Mayıs’ta bekliyor. Mağlup milimetrelerin hakkını alacağız inşallah. Bu ülkede kimse yaptığının yanına kalmasın.
“Çocuklarda öğrenme güçlüğü var, çocuklarda beslenme güçlüğü var. Protein alamıyorlar.”
Geçen yıl salgının ortasında ekonomi kötüleşti ve insanlar dondu. 200 bin aileye 3 kez 500 liralık doğalgaz yardımı yaptık. Bu yıl da aynı şeyi yaptık. Şimdi seçime gidiyoruz, hükümet doğalgaz sübvansiyonu vermeyi düşündü. Mayıs ayında bir kez. Ankara’da kimse nezle olmadı. Yine mektupların çoğu ekonomik sıkıntıdan geliyor. Çocuklar öğrenme güçlüğü çeker ve çocuklar beslenme güçlüğü çeker. Protein alamazlar. Şu anda Ankara’da 200 bin hanenin Başkent kart hesaplarına her ay en az 1 kilo et parası yatırıyoruz. Başka yerde harcayamazsınız. Tabii et o eve giriyor ve o çocuklara et yediriyoruz. Söz veriyoruz ve kimseyi aç veya açıkta bırakmayacağımıza dair sözümüzü tutuyoruz. Bu arada bildiğiniz gibi geçen sene barınma sorunu vardı. Türkiye’nin her yerinden öğrenciler geldi ve kalacak yerleri yok. Cami bahçelerinde oturan çocukları, AŞTİ’de oturan çocukları gördük. “Yok, ne yapıyorsun”, “Yurtta yer yok, ya kaydı dondururuz ya da döneriz” diye sorduk, hepimiz kucaklaştık. 8 bin öğrencimizi otellerimizde, pansiyonlarımızda ve yurtlarımızda ağırlayarak tüm masraflar bize ait. Bir yıl kaybetmemelerini sağladık. Bizde böyle bir belediyecilik anlayışı var. Peki kira yüzünden Ankara’yı değiştirmek istemediler, sonsuza kadar mı değişti? Ankara halkının yararına mıydı? Üç koyun idare edemeyeceğini söyledin. Dünya Başkenti Belediye Başkanı olarak ödül aldım ve Uluslararası Şeffaflık Ödülü’ne layık görüldüm. İnsanlar 25 yıldır kimseyi görmeyince hizmet yapılıyor sanıyorlar, ortada somuttan başka bir şey yok. Halkın parasını anlamsız projelere harcıyorlar….
“Sizin oylarınızla seçildiğimde kırsal kalkınmadan da sorumlu olacağım, aile ve sosyal politikalardan da sorumlu olacağım.”
Kırsal Kalkınma’ya geldik, bakın ne yaptık. Umarız bu size de olur. Çünkü Allah’ın izniyle sizlerin oylarıyla seçildiğimde hem kırsal kalkınmadan sorumlu olacağım hem de yaptığım işten dolayı aile ve sosyal politikalardan sorumlu olacağım. Kırsal kalkınma alanında şu çalışmalar yapılmıştır; İlk yıl çiftçileri davet ettik, Ankara’nın toplam yüzölçümünün sadece %3’ünde bina var, %97’si boş. Ne yapalım dedik… Çünkü dünya iklim krizinden dolayı açlık çekiyor, siz üretmek zorundasınız. Ankara’nın yüzde 50’si boş ve tarıma uygun. İlk yıl nohut tohumlarını ikram ettik ama ürettiğimizi satamayız dediler ve tüccar elimizden kaptı. Sen üret ben hepsini alırım dedim. Orada Başkent pazarları kurduk, orada üreticilerle kadın kooperatifleri kurduk. Onlardan aldığımızı Ankaralılara ucuza satıyoruz. Tüccar 2.700, 2.800 liraya almak istiyor, ben de alayım, oraya vermeyin dedim, tüccar bu sefer mal bulamayınca geri döndü. Fiyatı 3.500 liraya yükseltildi. Bu sefer çiftçi geldi “Efendim ne yapalım, çok iyi fiyat veriyorlar”; Al dedim ve ertesi yıl arpa ve buğday tohumu temin edip ektik, dedim ki; Eğer satamazsan ben de alırım. “Orada insanların ekmeği var” deyince, “Gübreye ihtiyacımız var” dediler. Belediye binasında sıvı gübre üretimi yapmaktayız. Köylülere bedava sıvı gübre veriyoruz, şimdi de Kahramanmaraşlı çiftçilere ayağa kalksınlar, kendilerini kurtarsınlar diye gönderdik. Ayrıca oraya sebze fideleri gönderiyoruz, bunun sonucunda daha kompakt hale geliyorlar. Akaryakıt bağışı da yaptık. Mazot da verdik. Dolayısıyla 4 yılda 650 milyon lirayı çiftçimize harcadık. Bunun karşılığında 4 buçuk milyar lira 30 bin 35 bin çiftçinin cebine girdi. Burası bir belediye. İnsanları ürettirirseniz üreteceklerdir. Bunu neden şimdi söylüyorum? Üç koyun gütemeyeceklerini söylüyorlar ve şimdi de aynı şeyi söylüyorlar.
“Kandil silah bırakmadığı takdirde o dronlar yani Sihalar toplanıp üzerlerine füze gibi düşecek.”
Bu seçimde başladılar, bu masanın altı yok, bu masanın altı yok. Kardeşim, Altı Taraf iki yıldır toplanıyor. Oturup kabul ettiler… Açıkça vereceklerini söylediler, şimdi de son günlerin sözlerine göre söylüyorum. Türkiye’yi bu hale getiren onlar, PKK’ya da karşıyız. Biz de Hoda Bar’a karşıyız. Hoda Bar’ı nasıl kınıyorsak PKK’yı da kınıyoruz. Kandil silahını bırakmadığı sürece o dronlar ve SİHA toplanıp üzerlerine füze gibi yağacak. Devletin milli güvenlik politikaları değişmez. Amerika sınırlarımıza geldi, Rusya geldi. Orada PKK ve YPG’lilere askeri eğitim veriyorlar ve orada Türkiye’ye karşı faaliyet gösteriyorlar. Bunları yaptıkları sürece insansız hava araçları ve SİHA’ları saymıyorum bile, tüm tüfeklerimiz, tüfeklerimiz modernize edilecek ve ordumuza verilecek.
“Muson milliyetçiliği, mevsimi koruma…”
Herkes bilmeli ki; Türkiye, Türki Cumhuriyetler ile temasını sürdürmeye devam edecektir. İslam coğrafyası ile iş birliğini ve dostluğunu sürdürecektir. Ülkenin büyümesi için ne gerekiyorsa yapacaktır. Devlet milli çıkarlarımıza uygun ne yaparsa yapsın devam edecek. Mısır ve Suriye siyaseti gibi, “Size göre çok sayıda mülteci gelmesin” denilince gücendiler ve şimdi Esed’i destekleyip desteklemediğinizi görmek için Rusya’yı müzakere ediyorlar. “Benali ya da Sisi” dediler ve şimdi Sisi ile tanışıyorlar. Bu nedenle, iki taraflı bir politika yoktur. Şimdi eski bakanlardan biri dedi ki; “Ayın 15’inde seçimi kazanınca secdeye ve duaya alnını koyanlarla mı olmak istersiniz, yoksa şampanya içip bayram edenlerle mi olmak istersiniz”, mevsimlik milliyetçilik, mevsimlik muhafazakârlık. .. Seçimde kazandığım akşam söz verdim. Parti genel merkezimin önünde televizyona çıktım, ‘Bugünden itibaren rozetimi çıkardım, seçimi kazandık ama kazanamadık. Çünkü zafer düşmanı yener. Ankara’da düşmanımız yok. Dedim ki: Bizim görevimiz bundan sonra 6 milyon Ankaralıyı memnun etmek. Türkiye’ye yaklaşımımız aynı, düşmanımız yok. Cumhur İttifakına oy verenler de üstümüzde. Millet ittifakına oy verenler de başımıza bela oldu.
“Zengin çocukları gibi gençlerimiz de mobilin en iyisini hak ediyor”
Bu pandemi döneminde çocuklar online eğitime başlayınca 918 köyü internete bağladım. Bu çocuklar köyde eğitimde geri kalmasınlar diye. 40.000 öğrenciye 1-2 yıl 10 paket internet verdim. Şimdi seçimden sonra her öğrencinin 10 gişe interneti olduğunu söylüyorlar. Ya şimdi koşarsın, başla dersen başlayacak durumdasın. Neden seçimlerden sonra? Çünkü 21 yıldır öyle bir hale geldik ki çocuklar üniversitelerden mezun oluyor, iş bulmayı hayal bile edemiyor. Çünkü çalışacakları belli. Turbell, üç beş yerden maaş, mülakat. Artık gençler bir şey asamıyor bile. Ama bunun yanında herhangi bir genç ben bunu istiyorum uyum sağlayamıyorum dediğinde, amcalarımız ‘Telefonunu çıkar bakayım’ dediğinde bizim gençlerimizin en iyi cep telefonlarını onlar kadar hak ettiğini bilmiyor. zenginlerin oğulları gibi. Arabada en iyisine layık, en iyi okullarda okumaya layık. En güzel evde yaşamayı hak ediyor. En iyi işte çalışmayı hak ediyor.. Neden bu kadar çok görüyorsun? Ağzını açtığında hemen çocukları temizliyor ve azarlıyor. Bu gençler o kadar büyümüşler ki, biz yaşlılara nasihat etme vakti gelmiştir. Akıllarına ihtiyacımız var.
“Bölünme korkusu açlığı, yoksulluğu ve gelir adaletsizliğini örtmek istiyor”
Açlığı, yoksulluğu, gelir eşitsizliğini bölünme korkusuyla örtmek istiyorlar. Hazineyi iki ayda bir değiştiriyorlar. İki ayda bir Maliye Bakanlığını değiştiriyorlar. Yetmedi, eski bakanı çağırdılar gelip bize yardım etsinler. “Artık dünyada olmayan bir ekonomik sistemi yönetiyorsunuz” diyor, “ve bilimi dinlemiyorsunuz. “Benim seninle işim yok” dedi ve reddetti. Millet İttifakı’nda Ekonomistler olarak artık tam bir Şampiyonlar Ligi var. Dünyaca ünlü ekonomistler var. Umarız işe gelirler ve yönetmeye başlarlar. Umarım artık durdurulamayan ve uçuruma doğru giden otobüsü durdururlar. Millet İttifakı belediyelerinde nasıl huzur ve bereket hakim olduysa, inşallah 14 Mayıs’tan sonra ilk turda başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu seçilerek huzur ve berekete doğru yol alacağız.
İmamoğlu: Patates ve soğanın tercihi bu
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]