Mansur Yavaş: 23 buçuk yıllığına Ankara’yı Jelly Bean’in başına teslim ettiler

Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Manisa Salihli’de. “Ankara’da 23 buçuk yıl Ankara’yı jelibon reisine teslim ettiler. O da Ankara’nın kaynaklarını sağa sola harcadı. 16 milyarı alıp ANKAPARK’a döktü. O gördüğünüz kapılara 255 milyon lira harcandı.” giriyorsunuz Ankara.. Hala su yok kanalizasyon yok Ankara’nın birçok yerinde sağlıklı.. Hepsini tamamlamaya çalışıyoruz.. 2013’ten beri otobüs almıyor.. Parasını hep kiralık projelere harcamış. İmardan bir milyar lira Zengin insan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı işlerle listeye girenler var sadece.

yavaş dedi ki:

5 milyon eski dönem borcunu ödedik.

“14 seçimde seçime gidiyoruz ama televizyonlara baktığınız zaman seçime mi savaşa mı gideceğimiz belli değil. Savaş gemileri, SİHA’lar, insansız hava araçları, piyasadaki her şey, seçimden bahsediyoruz. Gündemimiz var, genç işsizliği, artık hayal kuramamaları, ev sahibi-kiracı kavgaları, bekleme listeleri, eksiklikler, yolsuzluklar kol geziyor, konuşulmak istemiyorlar, biz de yaşadık. 2019 seçimlerinde bunu.Bizi seçmezseniz bu tarafta öcü var diyorlar öcü diyemezler ama ‘Bizi seçmezseniz Ankara boğulur’ dediler. İşe geldik, atıkları kaldırdık ve tüm ihaleleri kamuoyuna yayınlamaya başladık. Bugün 3.500 ihalemiz YouTube’da herkese açık olarak yayınlanıyor. 5 katrilyon eski dönem borcunu ödedik.



HEP-SEN sağlık sisteminin hastalığını simgeleyen reçeteyi Taksim’de açtı

“Ankara’da 23 buçuk yıl Glebenko, Ankara’nın başına bela oldu”

Söyleyecek hiçbir şeyleri olmayınca sadece iftira atıyorlar. Son söylediğini söylüyorum; Mansur Yavaş’ı seçerseniz PKK’lılar tezgahı okuyacak, faturaları DHKP-C’liler çekecek dediler. Biz de seçildik. Vatansever genç Türkler faturalarını evlerine götürüyor. PKK’nın belediyeyle ne işi var? O zamanlar İstanbul’da kazanmıştık. Ama İstanbul seçimlerini iptal ettiler. Milletin seçilmiş koalisyonunun belediyelerinde devletin bekasını hiçbir şeyin tehlikeye atamayacağını gördüler ve çok düzenli bir şekilde yönetmeye başladılar. Bu sefer sıra Cumhurbaşkanı Ekrem’i seçmeye geldiğinde aynı sözleri tekrarlamaya başladılar. Ondan sonra dediler ki: İstanbul’u kaybedersek Mekke düşer, İstanbul’u kaybedersek Kudüs düşer, İstanbul’u kaybedersek büyük İsrail kurulur. Aynen öyle dediler. Sonunda dediler; Al-Binali’yi mi yoksa Al-Sisi’yi mi seçersiniz dediler. İstanbul halkı gereğini yaptı. 805 bin oy farkla sandığa gömüp dersini verdi. Şimdi Sisi ile görüşüyorlar değil mi? Şimdi yine aynı, kaybedersek bu olur. hayır. All Nation Alliance belediyelerinde her şey yolunda gidiyor. Sen gidersen Türkiye yine çok güzel olur. “İşlerini yönetemezler, yönetemezler, devlet onlara teslim edilemez.” Kiminle iletişim kuruyorsun? Aynı şeyin Ankara’da söylenmesinin tek bir nedeni vardı. Ankara’da 23 buçuk yıldır Jelly Bean’in başına Ankara’yı teslim ettiler. Ankara’nın kaynaklarını sağa sola harcadı. 16 milyarı alıp ANKAPARK’ı batırdı. Ankara’ya girdiğinizde karşınıza çıkan kapılara 255 milyon lira harcandı. Ankara halkının parasını çarçur etti. Ankara’nın birçok yerinde hala su ve sanitasyon yok. Hepsini tamamlamaya çalışıyoruz. 2013’ten beri tek bir otobüs bile almamıştı. Charter projesine hep para harcıyordu. Bir milyar liralık imar kirası insanların ekinlerinden alınıp birilerinin cebine girdi. Türkiye’nin en zengin 100 kişisi arasında sadece Ankara Büyükşehir’den aldığı işlerle bu listeye girenler var.

“En çılgın proje, Ankara halkından aldığını Ankara halkına harcamaktır”

Ankara’da işçi mi çıkaracağız? ne oldu? hayır. Peki, sosyal yardımları keserdik. Şu anda 200.000 hanemden hiçbirini aç veya aç bırakmıyorum. Kışın her birine üçer ay doğalgaz, ayda 17 ay her birine birer kilo et veriyorum. Desteklenen ailelerin çocuklarının eğitimlerine devam etmeleri ve yardım edilen insanlar haline gelmemeleri için çaba harcıyorum. Onlar okusun diye sınav ücretini ödüyoruz, kırtasiye ücretini ödüyoruz. 16.000 öğrenci okusun diye hizmet bedelini ödüyoruz. 15.000 öğrencimiz kantinde canı sıkılmasın diye günlük 15 lira kantin ücreti ödüyoruz. Yardımı nasıl keseceksin? Kırsal kalkınmaya geldik. Ara sıra bana sorarlardı. Projeniz nedir dedik; Türkiye’nin her yerinde çok çılgın projeler gördük. Çılgın bir proje için para harcıyorsun. Kendi paranızı harcayamayacağınız yerde insanların parasını harcıyorsunuz. Pahalı bir hizmet verdiğiniz için bizi çok eleştirdiniz. Ankara halkından aldığımı Ankara halkına harcamak en çılgın projem dedim. Kırsal kalkınma projesi kapsamında Ankara’daki tüm çiftçilere arpa ve buğday tohumları ücretsiz olarak verilmektedir. Belediyemizde ürettiğimiz sıvı gübreler kendilerine dağıtılıyor. Traktör alan herkese mazot desteği sunuyoruz. Şimdi onlar çalışsın, üretsin, biz aç kalmayalım diye hepsini güneş enerjisi ile desteklemeye başlıyoruz. Bu da yetmez, oluşturduğumuz Başkent pazarları sayesinde kadın kooperatiflerini de oluşturduk. Onlardan aldığımızı Başkent pazarında satıyoruz. Şimdi halkın parasını çarçur eden bir hükümet var, halkın parasını düşünen, halk için harcayan, fakiri doyuran bir hükümet var. Bundan böyle böyle olacak. Bahsettiğim sosyal yardım, Cumhurbaşkanımızın aile destek sigortasının küçük bir örneği. Onun projesine göre her ailenin geçimini sağlayacak, çocuklarına süt alacak, onları giydirecek ve besleyecek bir geliri olacaktı. Diyelim 6 bin lira aldınız, 8 bin lira geliri olana 3 bin lira, 5 bin lira geliri olana 2 bin lira, 5 bin lira geliri olana 5 bin lira vererek mutlaka herkesin insanca yaşadığı bir standart belirleyeceğiz. beş bin lira geliri olanlara.

“Doktorlara da mektup yazdı, lütfen geri gelin.”

Şimdi aldılar PKK, PKK, PKK. Şimdi PKK kim biliyor musunuz? Cumhurbaşkanı Ekrem’i seçemeyince 33 askerimizi şehit eden kazanın planlayıcısını ve katilini televizyona çıkardılar. Yetmedi İmralı’dan gelen mektupları okuyanlar onlar değil miydi? Bu seçimi kazanmak için tüm tuşlara basıyorlar. Her türlü iftirayı atıyorlar. Neden? Kiralama imparatorluklarının bitmesini istemiyorlar. Güçlü araçlardan ve yeteneklerden vazgeçmezler. Çocukları gidiyor, işi biliyorlar, onlarla görüşme yok. Neticede memlekette ilaç arttı, 10 yıla düştü. Sınırlarımız deliklerle dolu ve ülke mülteciler için bir sığınak haline geldi. Siz seçeceksiniz: bu yönetim devam edecek mi?

O dönem sizi azarlayan doktorlar ‘çalışma şartlarımız iyi değil’ dediler, ‘gitin gidin’ dediler, bugün ‘lütfen geri gelin’ diye mesaj attılar. Çocuk yurt dışına çıkamam derse okuyacak, dediğim gibi; parazit. Bu sözler söylenmedi mi? Ancak bu çocuk neden okusun der, ailesi ona tepeden tırnağa ayrı ayrı para verir; Okuması ve geleceğini kazanması gerektiğini, iş bulma şansının olmadığını söylüyor. Hele yükselen fiyatlar karşısında ne yazık ki hiçbir genç iyi bir araba alacağını, iyi bir telefon alacağını, iyi bir evde oturacağını, tatil yapacağını hayal edemiyor. Hayallerimizi çaldılar.

Dronlar ve iblisler babana ait değil.

Bu insansız hava araçları, SİHA’lar babanıza ait değil. 90’lardan beri bu ülkede üretiliyor, ben geliştirdim, çok teşekkür ederim. Bunu daha da geliştirmek boynumuzun borcudur. Eski hükümetlerin alıp evinize almadığı gibi onu evinize almayacaksınız. Ulusal politika değişmez. Misyonumuz daha fazlasını geliştirmektir. Türkiye’nin çevresinde, sınırlarında bir tehdit olduğu sürece hepsine ihtiyacımız var. PKK silah bırakmadığı sürece o füzeler çıkar, o füzeler gider ve o füzeler elbet Kandil’e yağar. Hepsini biz yaparız diyorlar.

“Seçimi kazanmak için her şeyi yapıyorsunuz”

Biz varken kimse bir çocuk katilini alt edemez diyorum. Ama yine de senin sayende kaldıracağım, kimse çıkarmasın. Seçimi kazanmak için her şeyi yapacaksınız.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın