Nesiller arasında her zaman çatışma vardır. Yetişkinler ve gençler arasında pek çok konuda görüş ayrılıkları vardır. Bu aslında çok normal.Dünya sürekli gelişiyor ve değişiyor. Bu süreçte insanlar ister istemez bu değişime ayak uydurmak zorunda kalacaktır. Ama belli bir yaşın üzerindeki kişiler değişimi hemen kabul etmezler. Özellikle gençlerin davranışlarını yargılarlar. Her zaman gençlikleriyle karşılaştırmalar yaparlar. Cümleler genellikle biz senin yaşındayken, biz gençken başlar. Gençler onları sorumsuz, saygısız, başını dik tutan, nasihat dinlemeyen asi insanlar olarak tanımlıyor.
Gençler yaşlılarla anlaşamıyor. Onları muhafazakar, sürekli öğüt vermeye çalışan, çağın gerisinde kalmış kişiler olarak kabul ederler. Gençleri anlamaya çalışmadıklarını düşünüyorlar. Elbette iyi anlaşan gençler ve yaşlılar da var. Ama bu oran çok yüksek değil.
Aslında her nesil aynı döngüden geçer. Yaşlılar kendi aralarında bizim gençlerimiz nerede, şimdiki gençlerimiz nerede diye kıyaslarlar ve gençliklerinde mükemmel olduklarını düşünürler ama aslında o dönemin büyükleriyle olan farklılıklarını kabul etmek istemezler. gençlikleri boyunca.
Günümüzde kuşaklar arasındaki fark birdenbire çok daha hızlı açıldı. Teknolojik gelişmeler gençliği esir aldı. Orta kuşak bile bazen bu hıza yetişemiyor.
Eski kuşak yeniliklere yeterince uyum sağlayamayınca eski alışkanlıklarına daha da bağlandı. Gençlerin kendi alışkanlıklarının dışında hareket etmesini asi buluyorlar.
Gençler yeniliklere daha kolay uyum sağlıyor. Bu uyum onların özgüvenlerini de arttırır. Daha bağımsız olmayı tercih ederler. Gençlerin adaletsizliğe tahammülü çok az. Fikirlerini daha rahat ifade ederler. Yetişkinler de bunu bir isyan olarak görüyor. Yeni nesil, kimlik arayışını daha hızlı tamamlıyor. Artık teknoloji sayesinde tüm dünyaya daha hızlı açılabiliyor. İyi bir gün geçirmeyi sever.
Gençler toplumun taze kanıdır, enerjiktir, hayat doludur. Aslında, iyi bir modele ihtiyaçları var. Ama önemli olan onlarla aynı frekansı yakalamaktır. Bu şekilde gençlerle nasıl iletişim kuracağını bilmek esastır. Bağlantı kurulamazsa kaos çıkar. Burada görev öncelikle yetişkinlerin omuzlarına düşüyor. Özellikle ebeveynler, çocukları ve ebeveynleri arasında bir köprü görevi görmelidir. Çünkü en izole bölgedeler. Elbette yardımcı olabilmeleri için çocuklarıyla da iyi iletişim kurmaları gerekiyor. Babalar anne yapmamalı, anneler de vasat babalar yapmamalı. “Oğluna söyle, kızına söyle” ile başlayan cümleler gençleri bu kişiden uzaklaştırır.
Gençlik dönemi, gel-git dönemidir. Genç adama karşı anlayışlı ve tutarlı olmak gerekir.
Gençlerle uğraşırken hem nazik hem de sert olmak esastır. Ne çok serbest bırakılmalı ne de çok müdahil olunmalıdır. Yaşına uygun sorumluluklar almasına izin verilmelidir. Kıyafetine baskı yapmaz ama giyinme zevki ona kalır. Zamanla uygunsuz görülen kıyafetlerden sıkılacaktır. Zamanla farklı stilleri deneyebilirsiniz. Ama giydiklerine karışırsa o kıyafetleri daha çok giymeye iter. Tabuları yıkmak gençleri cezbeder.
Genç bir adam hatalı olduğunda, hatalı olduğu için asla alay edilmemelidir. “Ben demiştim” ile başlayan cümleler genci çileden çıkarır. Başarısızlık anlaşılmalıdır. Bazen sadece dinlemek yeterlidir. Başarılar çok fazla övülmemelidir.
Gençler karşılaştırmayı sevmezler. “Ben de senin gibiydim” ile başlayan cümleler kurulduğunda genellikle karşı tarafı dinlemezler. Ama gençler yetişkinlere danışsalar bile düşünce ve görüşlerin ifade edilmesi gerekir. Gençlerle sık sık konuşmak gerekiyor. Bu her iki taraf için de çok iyi. Önemli olan iyi bir iletişim kurabilmektir.
yazar: Sarpil Altunyay
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]