Kıskançlık nedir ve onunla nasıl başa çıkılır? ” efendim

Kıskançlık, insan doğasında var olan ve insana yapamayacağı birçok şeyi yaptıran çok güçlü bir duygudur. biraz sahiplenme, biraz bencillik, biraz sevgi, biraz saldırganlık ve aynı zamanda kaybetme korkusu içeren kıskançlık; Kıskançlık olumsuz tutum ve tutumlar ve kişinin eşine, sevgilisine ya da ailesine karşı dışarıdan bir tehdit hissettiğinde ortaya çıkan bu çok güçlü duyguya deriz. Herkes yeterince kıskandığında karşıdaki kişi “Seni seviyorum, sana sahibim ve bunu paylaşamam” der. mesajı verir. Kıskançlık bizi bir dereceye kadar mutlu etse de, sevildiğimizi ve takdir edildiğimizi hissettirse de belli bir seviyeden sonra yaşam alanımızı ve özgürlüğümüzü kısıtlamaya başlar. Kişi aşırı ve gereksiz kıskançlık hissettiğinde güven sorunu gündeme gelir. Eşlerden biri aşırı derecede kıskançsa, diğerine “Bana güvenmiyor musun?” diye sorun. sözünü sık sık duyarız. Kıskançlık, özellikle Türk kültüründe sevgiyi ifade etmenin yollarından biridir. Bu yüzden bazılarımız kıskanılmaktan ve sevildiğini hissetmekten hoşlanır. Kıskançlık, doğru miktarda ve yeterli, normaldir ve bu kıskançlık düzeyi ilişkiyi canlı tutar. Birbirinize sahip çıkmak, birbirinize değer vermek demektir.

Aşırı ve ölçülü kıskançlık ne olacak? Kıskançlık artık koca için iyi bir duygu değilse ve bu durumdan şikayetçiyse kıskançlığın dozu artmış demektir. Bir zamanlar çok tatlı ve değerli görünen kıskançlık yerini sürekli sorgulamaya, takip etmeye, hesap sormaya, suçlamalara, hakaretlere, her davranışı anlayışla karşılamaya bırakıyorsa tehlike başlamıştır. Günümüzde aşırı kıskançlık eşler arasında büyük bir sorun haline gelmiştir.

Bazen insanlar kendilerini özgüvenli ve yetersiz hissettiklerinde kıskanırlar. bu özgüven eksikliğinde; İşten atılmak, fiziksel kusurlara sahip olmak, kendini eskisi kadar güzel görememek ve kadınlarda kilo almak dahil. Yani yetersizlik ve değersizlik inancı arttıkça kıskançlık da artmaktadır. Kişi kendini sevilmeye layık görmez. Aynı zamanda kontrol etme isteği ve kaybetme korkusu bizi kıskançlığa sevk eder. Bir erkek her zaman kontrolü elinde tutmak istiyorsa, karısını her zaman dizginler ve kıskanır. Kıskançlık söz konusu olduğunda bir erkek ve bir kadın arasında ayrım yapmak zordur. Çünkü kıskançlık kişilik özelliklerine ve ilişkiden beklentilere göre değişir.

Kişi kendini başkalarıyla karşılaştırdığında, kendini yetersiz hissediyorsa, başkalarını kendisinden üstün görüyorsa kıskançlık doğar. Tabii bazen karşı taraftan da biraz kıskançlık kaynaklanıyor. Partnerinin şüpheli bir hareketini fark eden bir kadının tetikte olması ve kıskanç olması normaldir. Ayrıca koca sevgisini belli etmez ve karısını ihmal ederse doğal olarak kıskançlık doğar. Kıskançlık çok ileri gittiğinde iki tarafı da incitebilir ve hatta fiziksel zarar düzeyine bile varabilir.

Bu kıskançlıkla nasıl başa çıkacağız?

Öncelikle içimizde kıskançlık yani özgüven eksikliğinden ya da yetersizlikten kaynaklanıyorsa kendimize olan güvenimizi artıracak önerilerde bulunmalıyız. Kendimiz ve başkaları arasında kıyaslama yapmamalıyız. Her insan benzersiz ve benzersiz olduğundan, her bireyin kişisel özellikleri, ilgi alanları ve yetenekleri farklıdır.

Kendimizdeki olumlu yönleri keşfetmeli ve yapabileceğimiz olumlu faaliyetlere devam etmeliyiz. Kendimizi ve duygularımızı oldukları gibi kabul etmeliyiz. Kimseyi kontrol edemeyeceğimizi fark etmek de bize çok yardımcı olacaktır. Eşler arasında karşılıklı güven, saygı, sevgi ve açık iletişim kıskançlığı azaltır. Bu nedenle eşler birbirlerine karşı dürüst ve açık olmalı, üstü kapalı eleştirilerden kaçınılmalıdır. Çiftler birbirleriyle oturup konuşmalı ve bu duyguyu yenebilmeleri için iletişimde herhangi bir kesinti olmaması gerekir.
Bu yöntemleri denemenize rağmen hala azalmayan kıskançlık durumlarında bir danışmana başvurulmalıdır.

Kaynak:
nlphaber.com

yazar:Yalnızca altn

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın