Kırkpınar’daki 662. mitinge sayılı günler kaldı.

EDİRNE (AA) – Salih Baran – Kırkpınar’ın ilk pehlivanını yenilmeden önce kaybettiği için ‘Efsanevi Güreşler’e devam eden 6,5 asırlık organizasyon 7-9 Temmuz tarihlerinde yapılacak.

“Yağlı Güreşlerin Olimpiyatları” olarak anılan tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, kardeşlik, onur ve cesaret mottosuyla, geçmişin mirasını geleceğe taşımanın gururuyla 662. kez güreşçileri bir araya getirecek. Kendine has ritüelleri ile öne çıkan tarihi Kırkpınar güreşleri, asırların mirasını geleceğe taşımaya devam ediyor.

Türkiye’nin en büyük güreş organizasyonu olan tarihi Kırkpınar Neft Güreşleri, 7 Temmuz Cuma günü başlayacak. Bu gelenek, genç gladyatörlerin kollarını kavuşturmasıyla 662. kez tekrarlanacaktı.

Güreş ustasının seçileceği, farklı büyüklüklerde müsabakaların yapılacağı ve Türkiye’nin baş pehlivanının belirleneceği tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yine renkli görüntülere sahne olacak.

Asıl güreşçi 9 Temmuz Pazar günü Kırkpınar’da belli olacak.

Bir efsanenin doğuşu

Tarihi Kırkpınar güreşlerinin Rumeli’yi fethetmek için giden kırk akıncıdan Ali ve Selim kardeşlerin saatlerce güreşip ölmesinden sonra ortaya çıktığı kabul edilir.

Galibi belli olmayan bir güreşte hayatlarını kaybeden iki akıncıya adak olarak 662 yıl süren ve yüzyıllardır süren gelenekleriyle geleceğe taşınan tarihi “olması gereken” güreş, Kırkpınar’ı bir efsane haline getiriyor.

“Yağlama” ritüeli ile diğer güreşlerden ayrılan branş, Türk insanının dünya sporlarına armağanı olarak karşımıza çıkıyor.

Güreşçilerin yağlarla da savaştığı güreşte en iyi olabilmek için kispet dışında vücudu tutacak bir yer olmadığı için diğer güreş dallarına göre daha fazla efor sarf edilmesi gerekir.

Güreş tarihçisi Ali Gümüş, Rumeli’de yapılan ilk güreşte sivrisineklerin sahayı geçmemesi nedeniyle petrolün güreşle buluştuğu teorisini ileri sürer.

Rumeli’de yapılan güreşlerde sivrisineklerin zeytinyağı sürülen vücuda gelmemesi üzerine başlanan yağ, bir süre sonra branşın adını ve kurallarını etkilemiştir.

yağlı güreş oyunları

Ayakta güreş ve yer güreşinde oyunlar, “elines”, “pala”, “kaz kanadı”, “ayakta bağlama”, “budama”, “tırıs”, “substrat”, “kepçe”, “keman”, “colpasti” “, “ortak”, “künde”, “boyunduruk”, “kurt tuzağı”, “yan bas”, “detour” olarak sıralanırlar.

Yağlı güreş kurallarına göre rakibini sırtına alıp kucaklamak ve ayakları yerden keserek en az üç adım atmak, pes ettirmek, rakibin uçurtmasını rakibin ayağından çıkarmak veya öpücüğünü yırtmak. onun ayağı. Uzunluğu zafer demektir.

Güreşte hakeme, seyirciye ve rakibe söz veya işaretlerle hakaret etmek, rakiple tartışmak, kavgayı sulandırmak, maçların sonucunu bozmak, güreş kurallarına uymamak, hakeme uymamak da ceza gerektirir.

– Kırkpınar’a özgü koşullar

İşte Kırkepınar’a özgü bazı terimlerin anlamları:

Ağa: Eskiye nazaran artık sadece bir sembol olsa da Kırkpınar’ın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Güreş tertiplemek, misafir ağırlamak ve ödül dağıtmakla görevli olan ağanın görevlerinin birçoğu Edirne Belediyesi ve Türkiye Geleneksel Güreş Federasyonu tarafından yerine getirilmektedir.

Başılıvan: Kırkpınar’da yapılan baş güreşinde rakibini mağlup eden pehlivan, Türkiye’nin baş pehlivan ünvanını aldı. Üst üste 3 kez bu unvanı alan baş pehlivan, altın kemerin daimi sahibi olur.

Kispet: Bufalo ve dana derisinden yapılan gladyatör giysisi. Bel kısmında beli sarmak için kalın bir ip bulunan kispet, kenarlarından iplerle bağlanır. Kötü bir şekilde dizginlenmemiş bir tırıs, rakip güreşçinin parmaklarını tırısa sokması ve ona vurması anlamına gelir. Kistler zimpel adı verilen hasır torbalarda taşınır.

Becharif: Bir güreşçinin rakibiyle güreşmeden önce yaptığı tüm antrenmanlardır. Belirli ritüelleri olan peşrev, pehlivanı seyrederek seyirciyi heyecanlandırır ve pehlivana moral verir. Jüri heyeti önünde toplanan pehlivanlar, cazgır’ın teslim olmasıyla peşrev oyununa başlar. Üç ileri ve üç geriden sonra sol dizinizle yere diz çökün. Önce sağ el yere, diz, dudak ve alına dövülür. Bu sayede çayırda gidiş-dönüşler yapılır. Bu sırada rakibin ayakları hissedilir, sırtı bağlanır, boynu bağlanır, elleri tutulur.

Yağlama: Güreşte her iki güreşçi de müsabakadan önce yağlanır. Yağlı nesne kolayca yakalanamaz. Pehlivanlar yağı omuzlarına, göğsüne, kollarına ve kollarına sürerler.

Cazgir: “Salavatçı” olarak da anılan Cazgir, jüri tarafından mülakata alınan pehlivanların adlarını ve ilçelerini uygun bir şekilde anarak pehlivanları dualarla güreşe çağırır.



Masaların altında yatarak başladığı teniste birçok madalya kazandı.

Davul ve zurna: Güreşin olmazsa olmazları arasındadır. Çaldıkları vuruşlarla pehlivanları ve seyircileri heyecanlandırırken, bazen de güreş temposunun düştüğünü güreşçilere vuruşlarıyla iletirler.

Kırmızı dip mum: Kırkpınar çağrı sembolüdür.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın