Uçmak günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğinden, artık uçak uçurmak bizim için sıradan bir şey haline geldi. Her saniye yüzlerce uçağın sorunsuz ve başarılı bir şekilde kalkış ve iniş yapması, bir dizi sıkı çalışmanın sonucudur. Bununla birlikte, bu yaygın olarak bilinmemektedir ve hava yolculuğu doğası gereği en az tehlikeli olanıdır. Nitekim havacılıkta denetimler hem arabalarda hem de yollarda yapılsaydı, inanın karayolu taşımacılığı uçmaktan çok daha az tehlikeli olurdu. Buradaki en önemli konu, uçuşun iyi düzenlenmiş olması ve katı yasal düzenlemelere sahip olmasıdır. Ancak kara veya deniz taşımacılığında katı düzenlemeler olmasına rağmen denetim ve uygulama kabiliyetleri havacılık ile aynı değildir. Aslında havacılığa verilen önemin mi yoksa kullanılan uçakların 200 ila 500 milyon dolar arasında değişen fiyatlarının mı sıkı kontrol sağlanmasında rol oynadığını tahmin etmek çok kolay. Çok sıkı kontrol edilen havayolları aslında ulusal anlamda ülke imajına sahip olduğu için bu anlamda esneklik yok denecek kadar azdır. Ancak bir otoyol felaketi ne kadar ciddi olursa olsun, bir havayolunun neden olduğu yıkımla rekabet edemez. Bu nedenle tüm ülkeler havayollarını sıkı bir şekilde kontrol etmektedir.
Bakımları rutin olarak yapılsa da uçaklar makine olduğu için teknisyenlere ve mühendislere rahatsız olduklarını kolayca söyleyemezler. Ancak havadayken hasta olduklarını fark ederseniz işiniz çok zor olacaktır. Birçok uçak havada olağandışı sorunlarla karşılaşsa da bunları aşmayı başaran pilotlar, uçmanın güvenilir bir ulaşım aracı haline gelmesinde çok önemli rol oynuyor. Ancak bazı durumlarda, pilotların kendilerini test etmeleri için önemli bir fırsat olarak kabul edilebilecek zorluklarla karşılaştıkları durumlar vardır. Uçakların stall’a girmesi veya bazı durumlarda stall olması pilotların karşılaşmak istemeyeceği en kötü senaryolardan biridir. Bu durumda uçak, kendisini havada tutan ve havadan düşen bir taştan hiçbir farkı olmayan itme kuvvetini ve dayanıklılığını kısmen veya tamamen kaybeder. Başka bir deyişle, dalgalanma uçağı kontrolden çıktı ve geri düştü. Bu durumda pilotlar uçağın ne istediğini anlamalı ve asla paniğe kapılmamalıdır. Aksi takdirde çok kısa bir süre içinde uçak ve tüm yolcu ve mürettebatın yanı sıra hayatlarını da kaybedebilirler. Tipik bir stall durumunda, pilotlara uçağın burnunu yatay konuma ve ardından dalış konumuna getirmeleri öğretilir.
Bu sayede pilot kendi ağırlığı ile uçağı hızlandırabilmektedir. Aksi takdirde uçak belli bir süre havada asılı kalacak, irtifa kaybedecek ve sonunda düşecektir. Ayrıca motorlara giren havayı artırmak için uçağa şnorkel yapmak çok önemlidir. Bu durumdan birincil çıkış yolu, dümeni veya kolu ileri itmek, dalış pozisyonu almak ve hızlanmaktır. Ardından, bulunan irtifaya bağlı olarak, uçak düz bir konuma döndürülmelidir. Tarih boyunca birçok uçak, ABD Federal Havacılık İdaresi’nin bunu önlemek için pilot eğitimine ciddi bir stall dersi verme kararı olan stall nedeniyle düştü. Tarihte Birgenair, Air France ve Aeroperu gibi şirketlerin uçakları stall nedeniyle düştü.
Kaynak:
https://tr.m.0wikipedia.org/wiki/Perdövites
yazar:Emir Karasu
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]