Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın anma yerinin açılış töreninde merhum Özal, başbakanlığı döneminde aldığı isabetli kararlarla Türkiye’yi içinde bulunduğu krizden hızla çıkartmayı başardı ve başardı da. Türkiye ekonomisi ile bir atılım sürecine girdi. Buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin sürekli ve dönemsel olarak krize girmesi doğru değil. Kurumlar güçlü olmalıdır. Ülkede bir yetkilendirme sistemi olmalıdır. Devleti yönetenler, parti ile devleti karıştırmasınlar” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye 8. Başkanı tarafından Topkapı’da Turgut Özal Anıt Mezarı’nın yanına yaptırılan “Turgut Özal Anıt Yeri” bugün törenle yerleştirildi. Açılış törenine CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Demokrasi ve Atılım Meclisi (DEVA) Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Antalya Belediye Başkanı Muhitin İnsıkt, Turgut Özal’ın Eşi, oğlu katıldı. Semra Özal Özal. de katıldı.
Kemal Kılıçdaroğlu törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Rahmetli Özal ile bürokratik hayatı sürdürürken birkaç kez görüştüm ve konuşma, tartışma fırsatım oldu. Rahmetli Özal’ın birden fazla avantajı vardı. Birinci avantajı ülkeyi çok iyi tanıması ve ülkeyi tanımasıydı. Hükümetin uzun yıllar hükümetle birlikte çalışmasının, devlet planlama aygıtının oluşmasına katkıda bulunarak devlet meselelerini en ince ayrıntısına kadar özümsemesinin ne kadar önemli olduğunu rahmetli Özal’ın yönetiminde gördük.
Anketin genel sonucu AKP 40’ın yüzde 102 olduğunu gösteriyor.
Ülkeyi tanımak başkadır.
Devletin tanınması farklı bir konudur. Rahmetli Özal’ın devleti ayrı, siyasi partiyi ayrı bir yere koyma avantajı vardı. Her ortamda devlete ve kurumlarına saygı duyan biriydi. Rahmetli Özal eleştiriye de açık bir devlet adamıydı. Başbakanın evine gittiğimizde girişin yanından bir merdiven çıktık. O dönemde Türkiye’nin en önemli mizah dergilerinden biri olan Circier’in merdivenlerini çıkarken kapağında Özal’ı eleştiren bir karikatür vardı. Rahmetli Özal tarafından çerçevelenip orada asıldılar. Bize derdi ki, “Ben bu karikatürleri buraya asıyorum, beni ziyarete gelen devlet büyüklerine ‘Bu karikatürlerin hepsinde eleştiriliyorum’ diyorum.” Eleştiriye değer veren, önemseyen bir insandı. Ülke yönetmenin önemine dair rahmetli Özal’dan çok şey duyduk.
Sadece ezan okunurken merhum Özal’ın istişareyi ne kadar takdir ettiği de ifade edildi. Gece geç saatlerde bürokratları davet eder, onlarla oturur, onlarla uzun uzun konuşur, tartışırdı. Kanun çıkarsa, kanun çıkarsa bürokratlar olarak gidip Başbakanlık konutunda rahmetli Özal’a anlatacağız. Aramızda ciddi tartışmalar olacak. Rahmetli Adnan Kahwaji zaman zaman “Başbakanla dikkatli konuşun” diyerek araya girmek istedi. Ama rahmetli Özal, “Karışma, onları dinlemem gerekiyor” derdi. Neye itiraz edersek büyük bir sabırla dinlerdi.
“Sayılar ve bilgiler”
Ayrıca komuta figürleri ve durum bilgileri vardı. Size bir anımı anlatayım. O gecenin ilerleyen saatlerinde, gece 02:00-03:00 sıralarında, bir ara geri geldi ve merhum Altan Tufan, gelirler genel müdürüydü, “Bu tarımsal stopajda ne kadar vergi alıyorsunuz?” O zaman elimizde bu veri yok ama illere yazacağız o da illerden gelecek. Hepimizin içinde bir sessizlik vardı. Sayın Başbakan’a cevap veremiyoruz. Daha sonra bir arkadaşımız derneğin genel sekreteri oldu ve bir arkadaşımız bize bir numara verdi, hepimiz rahatladık. Bu saatte kim bilir nasıl, hangi numara. Dolayısıyla hepimiz bu sayı doğru sayı olacak şekilde rahatladık. Konuşmaya devam ettik. Bir süre sonra merhum Özal geri geldi ve o arkadaşına “Verdiğiniz numara yanlış” dedi. Dondurucu soğuktu. Tabii biz de ‘Başbakan ne diyecek’ dedik. “Bakın, neden doğru değil? Devlet Malzeme Bürosu ton başına bu miktarda buğday aldı. Ne kadar maaş aldığını yazdı. O dönemde stopaj yüzde 7 idi. O kadar afyon, yulaf”… Bir bir saydı, fındıktan çaya. Yanında kimse yok. Yani verdiğin rakamlarla o rakamlar uyuşmuyor. Oradan anlıyorsun ki ülkeyi bilmek, bilmek… planlama nedir, rakamlara hakim olmanın ne kadar önemli olduğunu bilmek devleti kim yönetiyorsa onun için çok önemlidir Kendim şahit olup ifade ettiğimde merhum Özal’ın bu ülkeye yaptığı büyük katkıları dile getirip kendisine her ortamda anlatmış ve anlatmıştım. saygı ile yer.
“Rahmetli Özal, Türkiye’yi girdiği krizden sağlıklı kararlar alarak hızlı bir şekilde çıkaracağını biliyordu. Buna ihtiyacımız var.”
Devleti tanımayan, devleti iyi yönetemez. Devlet kurumlarını bilmeyen, devleti doğru dürüst yönetemez. Tartışmalı… Evet, tartışmalıydı. Bizi sonuna kadar dinlediler. Kabul eder veya etmezdi ama sonuna kadar dinlerdi. En azından itirazlarımızı dinleyerek merakını gidermeye çalışacaktır. Sonuçta geldiğimiz nokta şu; Rahmetli Özal, başbakanlığı döneminde Türkiye’yi içinde bulunduğu krizden hızlı ve isabetli kararlar alarak çıkarmayı başardı ve başardı. Türkiye ekonomisi ile bir atılım sürecine girdi. Buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin sürekli ve dönemsel olarak krize girmesi doğru değil. Kurumlar güçlü olmalıdır. Ülkede bir yetkilendirme sistemi olmalıdır. Devleti yönetenler parti ile devleti karıştırmasınlar. Devletin kurumlarıyla, devletin yarattığı kültürlerle birlikte bu kurumların devlete hizmet ettiğini ve elbette siyasi iktidarın sağladığı amaç ve perspektif doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini biliyoruz. Bütün bunların yeniden yaratılması gerekiyor, ama sonra yeniden, bir şekilde Türkiye’de.
“180 derece farklı”
Siyasetçilere büyük sorumluluk düşüyor. (Ekrem) İmamoğlu Bey de merhum Özal’ın dediği gibi “Dört yön topladı” dedi. Türkiye’nin bu zor koşullardan ve krizlerden çıkmasına yardımcı olmak için şimdi 6 siyasi partiyi bir araya getirdik. Ana hedefimiz; Demokrasi, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, siyasetçilerin eleştiriye hoşgörüsü. Sadece söyledim; Diğerlerinden daha özeleştirel olan Gerger’s dergisinde çerçevelenip başbakanın evine asılan anlayış, eleştiriye tahammülü olmayan anlayıştan 180 derece farklıdır. Bunun değişmesi gerekiyor.
“Özal’ı hedef almış bir Türkiye inşa edeceğiz”
Bunları geri getirirseniz Türkiye büyük bir ülke, güzel bir ülke, zengin bir ülke. Büyüme ve gelişme için tüm bu fırsatları seferber etmek gerekiyor. Bunu yapmaya kararlıyız. Başkanlar burada, başkan yardımcıları burada. Onlara bir minnet borcum var. Birlikte yürüyeceğiz, savaşacağız, birlikte kazanacağız. Türkiye kazanacak. Demokrasi kazanacak. Ayrımcılık bitecek. Hiç kimse inancından dolayı ötekileştirilmeyecek ve kimse kim olduğu nedeniyle ötekileştirilmeyecek. Bu güzel ülkede hep birlikte yaşayacağız. Şundan emin olun, o zaman merhum Özal’ın hedef koyduğu, kalkınan, büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz inşallah.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]