İçindekiler
CHP İstanbul Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Caboğlu, “Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları karşısında Anayasa Komisyonu hiç toplanmadı. Bu bir akıl sorunudur demiyorum. Bu bir haysiyet meselesidir, bir haysiyet meselesidir. Yani bu bir namus meselesidir.” , Yeminimizin gereklerini yerine getirmeme sorunudur.Çok ciddi bir sorundur.Tabii böyle olunca Meclis Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadığında yürütme doğal olarak yürütmeyi tehdit edebilir. Zaman zaman Anayasa Mahkemesi.”
Adalet Bakanlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Ceza ve Tevkifevleri ve İşçi Yurtları, Türkiye Adalet Akademisi, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Haklarında Eşitlik Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu üyesidir ve görüşülmektedir. Panelde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Profesörü İbrahim Kapoğlu şunları söyledi:
Öztrak: Yandaşlarımıza verilen para, zor durumdaki çiftçi ve tüccarlarımıza verilenin 10 katı.
“Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin ne kadar önemli olduğuna değineceğim. Ama tabi ki bakanın bahsettiği yargı paketlerinden hareketle bahsedeceğim. Çünkü Adalet Komisyonu 19 kanun teklifi verdi. 6’sı yasaya sunuldu.” Yargı reformu adı altında hiçbirinde etki analizi yok, nasıl uygulandı, nasıl sonuçlar alındı hepsi portföy.Öte yandan 189 maddeden oluşan 12 kanun teklifi var biz de Cumhuriyet Halk Partisi’nin beş partinin katılımıyla hazırlandığı ve bir buçuk yıl sürdüğü ve ilgili komisyonlarda derdest olmasına rağmen hiçbiri “adil yargılanma önerileri” başlığı altında gündeme alınmadığı, Bunun ne önemi var çünkü adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle mahkemelerden çıkan hak ihlallerine karşı Anayasa Mahkemesinde bekleyen onbinlerce dosya Anayasa Mahkemesi aleyhine açılmış durumda. , çoğu makul zaman kaybıyla ilgili.Kamu reformuna duyulan ihtiyaç açık ve acil.Biz bunu muhalefet olarak yaptık ama çoğunluk engelledi.
“Bu bir onur sorunu.”
Şimdi burada özellikle Anayasa Mahkemesi’nin meclisimizin uymadığı kararlarına değinmek istiyorum. Anayasa Mahkemesi bozmuş olmasına rağmen sürekli aynı davayı yeniden düzenliyoruz. Tipik bir örneği 7162 Sayılı Kanun’dur. 7221 Sayılı Kanun ile yeniden düzenledik. Kanuna aykırı olarak başlayan Ahlat Sarayı’nın inşaatı devam ediyor. 7166 Sayılı Kanun; Yine aynı konuda kamulaştırmasız kamulaştırma kanunu çıkardık. Neyse ki Anayasa Mahkemesi iptal etmesine rağmen temyiz yolu ile gündeme geldi ve iptal etti. Umarım bunu üçüncü kez yapmayız. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi güvenlik soruşturmasının iptali kararları vermesine rağmen iptal gerekçelerini dikkate almadan 7315 sayılı Kanunu yeniden düzenledik. Benzer şekilde internet yönetmeliğinde de yer alan bir model olan 7418 sayılı Kanun da Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına karşı çıkarılmış ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları karşısında Anayasa Komisyonu hiç toplanmamıştır. . Zihinsel bir sorun olduğunu da söylemiyorum. Bu bir şeref meselesidir, bir şeref meselesidir. Yani bölümümüzün gerekliliklerini karşılayamama sorunudur. Bu çok ciddi bir problem. Elbette TBMM, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uymadığında, yürütme doğal olarak Anayasa Mahkemesi’ni de ara sıra tehdit edebilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ni kapatmakla tehdit ediyor. Kararlarına saygı duymuyor. Hal böyle olunca da Anayasa Mahkemesi’nin verdiği nihai karar, buna dayanılarak verilen Yargıtay kararları, idare mahkemeleri ve Olağanüstü Hal Soruşturma Komisyonu, ‘Ben uymuyorum’ diyor. Yani anayasanın üzerindeler ve açıkça anayasal suç işliyorlar. Böyle bir ortamdayız. Bu nedenle yeni anayasadan çok mevcut anayasaya saygıyı vurgulamanızı bekliyorum.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]