İzmir’de Mor Dayanışma üyelerinden 8 Mart çağrısı: Haklarımız ve hayatlarımız için sesimizi yükseltiyoruz

Haber: Nilgün Eser

İzmir’de Mor Dayanışma üyeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Karşıyaka İzban istasyonu önünde bir araya gelerek İskele karşısına kadar devam eden bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi.

Yürüyüş boyunca kadın dayanışması, adalet talepleri ve kadın cinayetlerine yönelik tepkileri içeren sloganlar atan grup adına basın açıklamasını Mor Dayanışma İl Meclisi üyesi Dilek Sarıgöz Şanlı okudu. Yürüyüşte kadın haklarına yönelik saldırılar ve ekonomik krizin kadınlar üzerindeki etkileri vurgulandı.

Şanlı, 1857 yılında New York’ta dokuma işçisi kadınların başlattığı direnişin bugün hâlâ yol gösterici olduğunu belirterek, güncel siyasi ve toplumsal baskılara karşı eşitlik ve özgürlük taleplerini İzmir’den bir kez daha dile getirdiklerini ifade etti. Açıklamada, Türkiye’de kadın düşmanlığının sıradanlaştığı ve kadınların kamusal alandaki varlığının hedef gösterildiği belirtildi.

“HAKLARIMIZA VE HAYATLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesinin kadınları toplumsal hayatın dışına itmeyi amaçladığını savunan Şanlı, kadınların sadece aile içindeki rollerine hapsedilmeye çalışılmasının bilinçli bir politika olduğunu kaydetti. Ekonomik krizin yükünün en çok kadınların omuzlarında olduğunu vurgulayan Şanlı, bütçeden kadının güçlendirilmesine ayrılan payın yetersizliğine ve kadın işsizliğinin ulaştığı boyutlara dikkat çekti.

Yasal kazanımlara yönelik müdahalelere de değinen Şanlı, nafaka hakkı, 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla artan şiddet vakaları karşısında koruma mekanizmalarının işletilmediğini belirtti.

Şanlı, ayrıca şunları kaydetti:

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken, haklarımız, hayatlarımız ve emeğimiz için sesimizi bir kez daha yükseltiyoruz! 1857’de New York’ta dokuma işçisi kadınların yaktığı direniş meşalesi, bugün hala yolumuzu aydınlatıyor. Tıpkı diktatörlüğe karşı direnen Mirabel kardeşlerin mirasını taşıdığımız gibi, bugün de eşitlik ve özgürlük için İzmir’den sesleniyoruz. Bugün Türkiye’de kadın düşmanlığı sıradanlaşmış, kadınlar üzerindeki baskı her geçen gün daha da olağanlaştırılmıştır. Kamusal alandaki varlığımız, yaşam tarzımız ve bedenimiz iktidar tarafından hedef gösterilmeye devam ediyor. Yargı erkek şiddetini aklarken, medya şiddeti yeniden üretiyor; devlet politikaları ise bizleri korumak yerine ‘itaati’ dayatıyor. İktidar, 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan ederek bizleri dört duvar arasına hapsetmeye çalışıyor. Kadını birey olarak değil, sadece ‘ailenin bir parçası ve itaatkâr bir eş’ olarak gören bu anlayış, bilinçli bir kadın düşmanlığıdır. Kadın sığınaklarının yetersizliği, kreşlerin kapatılması ve ev içi bakım emeğinin kadınların omuzlarına yıkılması, ‘aile politikası’ adı altında meşrulaştırılıyor. Ekonomik krizin yükü de yine en çok kadınların omuzlarında. Bakanlık bütçesinden kadının güçlendirilmesi için ayrılan payın günlük kişi başı yalnızca 51 kuruş. Kadınların yüzde 34’ü yoksulluk sınırının altında yaşarken, kadın işsizliği erkeklerin neredeyse iki katına ulaşmış durumda. Kamu kaynakları kadınların yaşam koşullarını iyileştirmek yerine biz kadınları ucuz işgücü olarak görüyor. Kadın emeği ve hayatı, unutmadığımız ve unutturmayacağımız Dilovası’ndaki iş cinayetindeki gibi güvencesiz ve denetimsiz bırakılarak değersizleştiriliyor. Yasal kazanımlarımıza yönelik saldırılar da hız kesmiyor. 11. Yargı Paketi ile nafaka hakkımız sınırlandırılmak, 6284 sayılı kanun etkisizleştirilmek ve ‘aile arabuluculuğu’ adı altında bizler şiddet döngüsüne hapsedilmek isteniyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkılmasının ardından artan şiddet vakaları karşısında koruma mekanizmaları işletilmemekte, kadınlar kağıt üzerindeki kararlara rağmen katledilmektedir. LGBTİ+’lara yönelik nefret ise bizzat iktidar eliyle meşrulaştırılmaktadır. Kadınları katledenler, çocukları istismar eden faillerse ‘iyi hal’ indirimleriyle ödüllendiriliyor. Misafirliğe gittiğimiz evde öldürülmemiz, faillere haksız tahrik indirimi sağlıyor. Biz kadınlar; kuşatma altına alınmaya çalışılan yaşamlarımızı savunmak için her mahallede, her iş yerinde ve her üniversitede dayanışmayı büyüteceğiz. Savaşa karşı barışı, yoksulluğa karşı emeğimizi, erkek egemenliğine karşı özgürlüğümüzü savunmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları 8 Mart’ta, haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkmak için mücadeleyi beraber büyütmeye çağırıyoruz. Yaşasın Kadın Dayanışmamız! Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın