İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. doktor. Nargis Erdoğan, Kahramanmaraş’ta meydana gelen iki depremin ardından 10 ilde olağanüstü hal (OHAL) ilanına yanıt verdi. “Olağanüstü hal ilan etmek siyasi ve abartılı bir uygulamadır. OHAL ve sosyal medyaya getirilen kısıtlamalarla sorunlar çözülemez. Muayenehaneler kapatılmamalıdır. Sağlık Bakanlığı ve bölge sağlık müdürlükleri koordinasyon içinde olmalıdır. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve tabip odaları, ne deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinin planlanması, ne de deprem bölgesine tıbbi malzeme ve insan gücü ulaşımı engellenmeli ve yetkili kabul edilmelidir.
Kahramanmaraş’ta meydana gelen iki depremin ortalığı kasıp kavurması nedeniyle bölgede arama kurtarma çalışmaları devam ederken, bugün Cağaloğlu’ndaki İTO binasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Oda yönetim kurulu üyeleri ve CHP İlçe Başkanı Kanan Kaftancıoğlu da katıldı. İTO adına hazırlanan ortak açıklamayı İTO Başkanı Nergis Erdoğan okudu. Erdoğan, mağduriyetlerin en alt düzeyde tutulması ve mağdurların su, gıda, giyecek, ısınma, barınma ve psikolojik destek gibi hayati ihtiyaçlarının bir an önce ve en iyi şekilde karşılanması çağrısında bulundu:
Tıbbi odalar kapatılmamalıdır: TTB ve tabiphaneler, deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinin sürdürülmesinde Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlükleri ile koordinasyon içinde olmalı, deprem bölgesine malzeme ve insan gücü ulaştırma konusunda yetkili kabul edilmeli ve buna engel olunmamalıdır. . Ülkemizin doğu ve güneydoğu illeri, dünya tarihinde eşine az rastlanan iki depremle büyük zarar gördü. On ilimizde milyonlarca insanın başına gelen bu felaket sadece o bölgenin değil, tüm ülkenin ve hatta dünyanın sorunudur. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü deprem nedeniyle en yüksek acil durum seviyesi 3’ü ilan etti.
Tüm doğal afetler doğrudan insan sağlığını tehdit eder: Sağlık hizmetlerinde olduğu gibi afet yönetiminde de en önemli aşama önleyici tedbirlerin alındığı zarar azaltma ve hazırlık aşamasıdır. Doğu Anadolu fay hattı üzerindeki bölge için deprem uyarıları bilim adamları tarafından 6 Şubat depremi felaketinden yıllar önce yapılmış olsa da, bu ilk iki aşamada hiçbir şey yapılmadığı hasarın büyüklüğünden anlaşılmaktadır. Çünkü afetler en fazla zararı kurumsal, bölgesel ve ulusal afet planları olmayan hazırlıksız toplumlara vermiştir. “Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği”ne göre ulusal düzeyde hizmet paket planları, kilit çözüm ortağı bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar ile destekleyici çözüm ortakları tarafından ortaklaşa hazırlanmalıdır. Tüm doğal afetler doğrudan insan sağlığını tehdit etmektedir. Bu nedenle ulusal düzeyde hazırlanması gereken her türlü afet planlarında hekim kuruluşlarının vakıf, destek kuruluşu ve çözüm ortağı olarak yer alması gerekmektedir.
Temel ihtiyaçlar hızla karşılanmalıdır: Hem afet öncesi planlamalarda hem de afet sırasında ve sonrasında yapılacak işlerde planlayıcı karar alma mekanizmalarında yer almalıdır. Afet öncesi aşamaları geçen bölge halen afet sıralama aşamasındadır. kısa vadede yapılması gerekenler; Olaya zamanında, hızlı ve etkili bir şekilde müdahale ederek kayıpları minimum seviyede tutmak, mağdurların su, yiyecek, giyecek, ısınma, barınma ve psikolojik destek gibi yaşamsal ihtiyaçlarını en kısa sürede karşılamaktır. En uygun yöntemler, yangın ve salgın hastalık gibi ikincil felaketlerin önlenmesidir. Tüm bu hedefler farklı düzeylerde sağlık hizmetleri ile ilgili olup uzun soluklu bir mücadele ve çalışma gerektirmektedir. Yıkılan ve ağır hasar gören hastane binalarında, bazı yerlerde elektriksiz, bazen yiyecek susuz, bölgede görev yapan arkadaşlarımız büyük bir özveriyle çalışıyor. Şartlar bilinmesine rağmen her gün her branştan yüzlerce doktor gönüllü çalışma talebiyle İstanbul Tabip Odası’na başvuruyor.
Sağlık hizmetlerinin önündeki en önemli engel gerilemenin giderilememesidir: Bölgede sağlık hizmetlerinin önündeki en önemli engel molozların çıkarılamaması. Ülkedeki inşaat ve madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulmalı, tüm iş makineleri ve operatörler bölgeye gönderilmeli ve enkaz kaldırılmalıdır. Çünkü enkazın kaldırılamaması her an salgın hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. İstanbul Tabip Odası, depremin ilk gününde İl Sağlık Müdürlüğü’ne her türlü desteğe hazır olduğunu bildirdi. Üye hekimlerimizin en önemli hedefi tüm imkanlarıyla dayanışma içinde hayat kurtarmaktır. Her koşulda çalışmaya ve özveride bulunmaya hazır olduklarını İTO’ya yaptıkları gönüllü çalışma başvuruları ile göstermişlerdir.
Doktorlar deprem bölgesinde dinlenmeli: Orta vadede bölgede çalışan doktorlar, sağlık çalışanları ve diğer gönüllüler deprem nedeniyle yaşadıkları fiziksel ve manevi travma ile işlerine devam etmek yerine dinlenmeye çekilmeli ve yerlerine yeni ekipler getirilmelidir. Bölgede faaliyet gösteren sağlık ekiplerinin bir plan dahilinde birer haftalık vardiyalar halinde çalışması sağlanmalıdır. İyi planlanırsa, çok sayıda doktor ve gönüllü sağlık çalışanı olduğu için bu ihtiyacın karşılanmasında bir sorun olmayacaktır. İstisnai durumlar dikkate alınarak yaralıların sevk edildiği illerde sıhhiye teşkilatı yeniden düzenlenmelidir.

Deprem bölgesinden kaçmak isteyen depremzedeler otogara akın etti: Adıyaman memleketi yerle bir oldu
OHAL kısıtlamaları ve sosyal medya ile sorunlar çözülemez: Uygun bir afet ilanı yerine yetkililerin hak ve özgürlüklerini kısıtlayan olağanüstü hal ilanı kapsamlı bir siyasi uygulamadır. OHAL ve sosyal medya kısıtlamaları ile sorunlar çözülemez. İnsanların barınma, beslenme, soğuktan korunma gibi ihtiyaçları sağlıklarını doğrudan ilgilendirdiğinden, tıbbi malzeme ve insan gücünün yanı sıra bu hizmetlerin sağlanmasında da tabiphanelerin desteklenmesi engellenmemelidir. Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlükleri, deprem bölgesindeki sağlık hizmetlerinin planlanmasında, deprem bölgesine tıbbi malzeme ve insan gücünün taşınmasında TTB ve Tabip Odaları ile koordinasyon halinde olacak ve aksatılmayacak, yetkili kabul edilecektir. Dayanışma hayat verir, bugün hayata kucak açma günüdür.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]