Şehirlerde gelişen köylü masallarından daha yumuşak ve Bedevi destanlarından daha az dokunaklı olan şehir masallarının en güzeli gerçekçi ve komik fıkralardır. Masallar, dinleyenler için güldürücü, düşündürücü ve hicivli özellikler içerir. Masallar, gerçek hayatın bazı kusurlu yönlerini karakterize eden ve eleştiren, aynı zamanda toplumsal eleştiri unsurlarını içeren başka bir yönü ile uzun bir olayı kısaca anlatmaya hizmet eden edebi eserlerdir. Masallar sayesinde seyirci dile getiremediği düşüncelerini (Nasreddin Hoca ve Timur masalları) aktarır. Masallar, bir fikri örnekler vererek pekiştirmek, dinleyeni inandırmak, bir durumu anlatmak için söylenen, mizah, mizah, eleştiri ve ironi unsurlarını içeren sözlü edebiyattan kısa öykülerdir.
Mizah ağırlıklı masallar, Türk milletinin dünya görüşünü ve hayata bakışını gösterir. Alay vazgeçilmez bir şaka olduğundan, insanlar hayata karşı tutumlarını şakalar aracılığıyla göstermiştir. Bu anlamda insanların etraflarındaki meseleleri yorumlama biçimleri fıkralara da yansımıştır. Edmond Soucy bu durumu şu sözlerle anlatıyor:
Aynı zamanda, yüksek uygarlıkta fıkra biçimini alan ilkel zihniyetin kalıntıları olan masallara özel bir yer verilmelidir; Bu masallar, evrenin eski fantezilerini tercüme etti.
Bazı kaynaklarda masallar, masalların bir alt dalı olarak tanımlanmaktadır. Saim SAKAOĞLU bu anlamda bir makalesinde JG von Hanh’ın 1964’te yayınlanan Griechische-undalbanischen Marchen adlı çalışmasına ve Antti Aarne’nin 1910’da yayınlanan Verzeichnis der Marchentypen Mit Hilfe Con Fachgenossen Aus Gearbeitet’ine atıfta bulunur.. Bu eserlerde fıkralar üçe ayrılır:
1-Hayvan masalları
2Orijinal hikayeler
3-espriler
Ancak Saim SAKAOĞLU, bu görüşlerin çok geçerli olmadığını, bu konularda yeterli araştırma yapılıp karar verilmesi gerektiğini söylüyor.
Kısa bir olayı konu aldığı için “komedi hikayesi” olarak nitelendirilen masal, yoğun anlatım içerir. Etkinlik detayları dahil değildir. Olaylar yüzeysel verilmiş ve okuyucuların içeriği doldurması beklenmektedir.
Fıkralar, Tork’un zekasını, nüktedanlığını ve hayat felsefesini en iyi şekilde yansıtmaktadır. Masallar aynı zamanda halkımızın mizah dehasını da temsil etmektedir. Masallar aynı zamanda pek çok yazar ve karikatürist için de esin kaynağıdır.
Fıkra anlatmaktan maksat, bir olay veya durumu tesis ederek fikri güçlendirmeye çalışmaktır. Bu şekilde rakibi yenmek, onun fikrini çürütmek, ileri gitmektir.
Abdullah Özbek Nasreddin Hac fıkralarının eğitim açısından önemine dikkat çekerken bu fikirleri tüm fıkralar için geçerli kılabiliriz. Ona göre Nasreddin Hacı, fıkraları güldürür ve terbiye eder. Bu hikaye, türün sosyal yönü hakkındadır. Diğer bir deyişle fıkralar toplumun bir ürünüdür. Bu fıkraların başkahramanları da toplumun herhangi bir üyesi olduğu için fıkraların sosyal yönlerinden bahsedebiliriz. Masallar aynı zamanda toplumun tasavvurunu da yansıtır. Sosyal durumlar fıkralara da yansıdığı için bu durumlar fıkralara da konu olabilir.
Gerektiği kadar üzerinde durulmayan masallar, Türk edebiyatının büyük bir bölümünü işgal eder. Halk bilimcilerin ilgi alanına giren masal, Türk kültür ve edebiyatının zengin bir kaynağıdır. Gruplandırılırsa farklı türde masallar ortaya çıkar.
şaka, omurga, bütün metni ayıran kısım, ilmî kitaplardaki kanun ve tüzüklerdeki fikirleri birbiri ardına sıralayan cümleler, bir esneme, bir deneme; Tanzimat’tan sonra Batı etkisinde yaratılan tiyatro eserlerinde perdenin aralandığı bölümlerden biri, Servet E Funon döneminde kronik bir küçük öykü anlamlarıyla buluşurken, “kung” tabiriyle tanıştığı masal. Kaşgarlı Mahmud’da Batı Türkçesinde “hikâye, masal, mesel, nükte, mizah” ve “güzel” gibi isimlerle tanınır.
Çok küçük hikayelerdir. Toplumun gerçeği olarak bilinen toplumdaki rahatsızlıklar, insanların yanlış davranışları, çeşitli türleri, toplumun her türlü harika tezahürleri dava altında anlatılır ve eleştirilir. Komik ve düşündürücü hikayeler, küçük mizah ve hiciv hikayeleridir.
Konularını hayattan alıyorlar.
Konular üç ana bölüme ayrılmıştır:
1- Yöneten ile yönetilen arasındaki fıkralar 2- Tabularla ilgili dini inanç, örf, adet, ritüel ve davranışlardaki fıkralar.
3- Sosyal, ekonomik ve siyasi görüş ayrılıklarından doğan ihtilaf hikâyeleri.
Paragraflar ikiye ayrılır:
1- Halkı belirli insan türleri olan masallar. Bu türler;
A- Ünlü isimleri olan ve tarihten sayılan kişilerdir (Bakri Mustafa, Raqeeb English vb.).
B- Toplumun belli bir sınıfını temsil eden kişilerden oluşan fıkralar (Bektaşi, Tahtacı, York).
2- İnsanların komik maceraları hakkında kötü, şaşırtıcı, eğlenceli şakalar.
Hikâye olarak dikkat çeken isimler şunlardır: Nasreddin Hajjah, Bakri Mustafa, Raqib Insili, Temel, Dursun, Timur, Bektaşi, İngiliz, Alman, Türk, Laz, Kürt vb.
Masalların geçtiği yerler de zaman zaman değişmiştir. İlk başta “sevimli” başlığı altında gruplandırılırken daha sonra farklı mekanlarda yer almaya başladılar. Eskilerin “kalem”, “güzel konuşan” dedikleri esprili ve esprili insanların halk hikayeleri de eski dergilerde yer almaktadır. Meşhur Divan şairlerinin fıkralarına Tezkirelerde, bilhassa Aşık Garip Tezkiresi”nde rastlanır. Daha sonraları mahiyetini büyük ölçüde yitiren hikâyeler herkes tarafından yazılmaya başlanmış, gazete ve dergilerde çıkmaya başlamıştır.
Kaynak:
(Edmond Soucy, Bölüm 62)
(Swat Bator, 1998, Madde 571)
(Saime Sakawalo, 1995, s. 187, 188)
(Elçin, s. 56; Buratav, s. 105)
(Abdullah Özbek, 1990.5.6).
(Buratava, Bölüm 106, 107, 566)
(Elçin, s. 566)
(Torun, Cemil, s. 231)
(LEVEND, Agah Sırrı, Türk Dili, 23/321, 1970 Ankara)
yazar:Sarpil Altunyay
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]