HDP’li Paylan: Afet İmar Fonu çok eksik bir yasa ve fon oluşturmak için yeterli değil

Garo Baylan, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeye başlayan Afet İmar Fonu’nun kurulmasına ilişkin kanun teklifini bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi.

Billan, “Milyonlarca vatandaşımız yüz binlerce tabutta yaşıyor ve ölümü bekliyor. TBMM’nin çıkarması gereken yasa, bu tür yapıların tamamının resen, yani bir general tarafından denetime tabi tutulmasıdır. Bütün vatandaşlarımıza barınma sağlayarak tahliye ve Kamu tarafından yenilenmesi İstanbul için bu gerekli ve “İzmir, Manisa, Aydın, Bingöl, Hakkari, Erzincan gibi deprem riski taşıyan tüm iller için geçerli bu. Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bir kez daha sorumluluk almaya davet ediyorum.

Garo Paylan kısaca şunları söyledi:

“Devletin vatandaşlarını su altında bırakmaması bekleniyor: Büyük bir felaket yaşadık. Bu konuda iki önemli görevimiz var. Afet yaralarını sarmak, depremzedelerin yaralarını sarmak. Parlamento bu iki konuda sorumluluk almalıdır. Ancak bugün AKP yasa tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunacak. Tasarı, bir Afet Yeniden İnşa Fonu oluşturmayı teklif ediyor. Afet İmar Fonu bu felaketten sonra ne yapacak? Sadece afet sonrası, yani deprem sonrası imar faaliyetlerini yürütecektir. Doktora giderseniz, doktordan önce ne bekliyorsunuz? Sizi hastalıklardan korumasını bekliyorsunuz. Ölmenizi, kanser olmanızı veya kalp krizi geçirmenizi önlemesini istiyorsunuz. Öldükten sonra doktora ihtiyacınız yok. Elbette geri kalanların buna ihtiyacı var ama asıl önemli olan koruyucu hekimlik. Devletten beklenen en önemli şey ve vatandaşını enkaz altında bırakmamasıdır. Tabut onları evlerde yaşatmak içindir. Depreme dayanıklı evlerde ve depreme dayanıklı şehirlerde yaşamalarını sağlar. Önlem almaktan bahsediyoruz.

50 bin kişi öldü, ‘kader planı’ diyorlar: Ama ne diyorlar? “Kader” derler, “kader” derler, “kader” derler. 50 bin kişi öldü, Allah rahmet eylesin diyorlar. Şimdi “Afet İmar Fonu’nu kurduk, kuracağız”. Peki, İstanbul deprem bekliyor, İzmir de deprem bekliyor. Aydın, Manisa, Bingöl, Hakkari deprem bekliyor. Bu şehir ne olacak? Bu şehirler depreme nasıl hazırlanacak? Onlar için hedefler var mı? Maalesef hayır. Bu bakımdan her ülke yaşadıklarımızdan ders çıkarmalı ve bunun bir daha yaşanmaması için önlem almalıdır.

TBMM artık sorumluluk almalıdır: 1999 depreminde deprem bölgesinde olan bir arkadaşınız olarak söylüyorum, 99 depreminden sonra 1-2 ay herkes ‘Bir daha depremden kimse ölmesin diye her türlü tedbiri alalım’ dediler. Genç arkadaşlarımıza söylüyorum; Ama 2-3 ay sonra her şey unutuldu. Soydaşlarımız tabut evlerde yaşamaya devam ettiler. O dönemin TBMM’si gerekli tedbirleri almadı ve o dönemden sonra gelen AKP iktidarı 22 yıl gerekli tedbirleri almadığı için vatandaşlarımız öldü. Şimdi depremin üzerinden bir ay geçti. Parlamento artık sorumluluk almalı, gerekli yasaları şimdi çıkarmalı ve gerekli kaynakları şimdi açıklamalıdır.


Demirtaş: Amaç Kılıçdaroğlu’nu tüm Türkiye’nin ortak adayı yapmak.

Afet İmar Fonu kanununda önemli bir eksiklik var. Deprem için bütçe ayırmalıyız: Deprem bütçesi çıkararak deprem yaralarını sarmalı ve şehirlerimizi deprem güvenli hale getirmeliyiz. Aksi takdirde üç ay sonra, üç yıl sonra İstanbul depremi olduğunda yüzbinlerce hemşehrimizin ölümüyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle Afet Yeniden Yapılanma Fonu çok düzensiz bir tüzüktür. Sadece çok kısmi bir kaynaktan deprem yaralarını iyileştirmeyi amaçlar. Bu nedenle deprem yaralarını sarmamız ve şehirlerimizi depreme hazırlayacak yasal düzenlemeler yapmamız gerekiyor.

Fon yaratmak için değil, kanun çıkarmak için: Bunun için sadece bağış toplamak yeterli değil. Parlamento yasa yapmalıdır. İstanbul deprem bekliyor. Avcılar’da, Bakırköy’de, Tuzla’da, Ümraniye’de, Pendik’te binlerce, milyonlarca hemşehrimiz yaşıyor. İstanbul’da 18 milyon insan çürümüş binalarda yaşıyor. Bu tesislerde herhangi bir denetim yapılmadı. Yapılması gereken, başvuru şartı aranmadan yani malikinden başvuru şartı aranmaksızın o binaların devlet tarafından denetlenmesidir. Depreme dayanıklı olduğuna inanılan binaların boşaltılmasıdır. Binaların yenilenmesi ve tadilat sürecinde vatandaşlarımıza barodan garantili kira desteği sağlanmasıdır. Bu bir yasa gerektirir.

Deprem olmadan vatandaşlarımızı bozuk para evlerinden kurtarmalıyız: İstanbul’da yozlaşmış evlerde iki tip vatandaş yaşıyor. Bir, çok fakir sahipler yaşıyor. Orada vatandaşlarımız evlerini değiştiremiyor. Mecbur oldukları için bu tabut evlerde yaşıyorlar. İkincisi, zengin vatandaşlar o çürümüş binalardan çıkıp sağlam evlerde yaşadılar ama o çürük binaları kapladı, boyadı, cilaladı ve diğer dar gelirli vatandaşlara kiraladı. İstanbul’da yüzbinlerce tabut ev var. Milyonlarca vatandaşımız yüzbinlerce tabuthanede yaşamakta ve ölümünü beklemektedir. TBMM’nin çıkaracağı yasa, bu tür yapıların tamamının kamu denetimine tabi tutulmasını, tüm vatandaşlarımıza barınma sağlanarak boşaltılmasını ve kamu tarafından yenilenmesini sağlamaktır. Bu hem İstanbul hem de İzmir, Manisa, Aydın, Bingöl, Hakkari, Erzincan gibi deprem riski taşıyan tüm iller için gereklidir. Bu bağlamda, Ulusal Geçiş Hükümeti’ni bir kez daha sorumluluk almaya çağırıyorum. Elbette Afet Fonu gibi afet sonrası yaraları tedavi etmek için paradan vazgeçmek gerekiyor ama asıl olan koruyucu hekimlik çalışmaları. Afet öncesi, deprem öncesi vatandaşlarımızı o tabut evlerden kurtarmamız lazım.

İstanbul depreminin şu anki maliyeti bir trilyon dolar: AKP her şeyi para olarak görüyor, onlara da söyleyeceğim. Bir afet meydana gelmeden önce harekete geçmek, bir afet meydana geldikten sonra harekete geçmekten 10 kat daha maliyetlidir. AKP’liler paradan anlıyorsunuz bu depremin maliyeti 100 milyar dolar, biz 10 milyar dolar harcasaydık Hatay, Maraş, Adıyaman ve diğer tüm illeri depremden güvenli hale getirirdik. İstanbul depremi şimdi ne kadara mal olacak? 1 trilyon dolar olacak. Şimdi İstanbul’a 100 milyar dolar harcasak İstanbul’u, İzmir’i, Bingöl’ü, Hakkari’yi depremden güvenli hale getirebiliriz ve en önemlisi yüzbinlerce vatandaşımızın hayatını kurtarabiliriz.

İstanbul’daki deprem Türkiye’yi soğutacak: Garanti ederim. İstanbul depremi Türk ekonomisini çökertecek. İstanbul Türkiye’nin kalbidir. Bir kişi kolu kırıldığında büyük bir acı duyar ama sonrasında hayatına tekrar devam edebilir. Birinin kolu kesilirse hayatına devam edebilir ama kalbi durursa o kişi ölür. İstanbul’da bir deprem Türkiye’yi yerle bir eder. Bu konuda kararımızı verip İstanbul, İzmir, Manisa, Aydın ve deprem bekleyen tüm illerimizi güvence altına alan bir yasa çıkarmalı ve bütçelerini sağlamalıyız. Afet İmar Fonu gibi sığ manzarası olan depremlerden ülkemiz korunamaz.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın