Hatimoğulları’ndan Bahçeli’ye yanıt: Tehdit dili bu süreci ilerletebilecek bir dil değil

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündemdeki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına, kısa süre önce vefat eden gazeteci Hüseyin Aykol’u anarak başlayan Hatimoğulları, Türkiye’nin 2025 yılına ağır hak ihlalleri ve derinleşen krizlerle girdiğini kaydetti. Demokratik güvencelerin tahrip edildiğini, kadınlara yönelik şiddetin arttığını ve kayyum uygulamalarının sürdüğünü ifade eden Hatimoğulları, deprem bölgesindeki sorunlara da değindi. Hatay’ın birçok ilçesinin yeni yıla elektriksiz girdiğini belirten Hatimoğulları, yetkilileri acil müdahaleye çağırdı.

“Siyasi mahpuslar hala cezaevinde”

Hatimoğulları, yeni yıla girilmesine rağmen hukuksuzlukların devam ettiğini vurgulayarak infazı yakılan mahpusların hâlâ cezaevinde olduğunu söyledi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmadığını hatırlatan Hatimoğulları, tutuklu siyasetçilerin isimlerini tek tek anarak şunları kaydetti:

Bizler yeni yıla girdik ama infazı yakılanlar hala hapiste. AİHM kararları uygulanmadı. Sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Çiğdem Mater, Osman Kavala hala hapiste. Bütün siyasi mahpusların yeni yılını kutluyorum.

“İktidar hala adım atmıyor”

2025 yılına büyük bir umutla girdiklerini ifade eden Hatimoğulları, 27 Şubat 2025’te yapılan “demokratik toplum ve barış” çağrısının tarihsel bir eşik olduğunu söyledi. Abdullah Öcalan’ın çağrısının barış için önemli bir imkan sunduğunu belirten Hatimoğulları, PKK’nin da bu çağrıya uyarak silahlı mücadeleyi sonlandırdığını hatırlattı:

Çok büyük bir umut sığdırdık 2025 yılına. 27 Şubat 2025’te demokratik toplum ve barış eksenli asrın çağrısı gerçekleşti. Sayın Öcalan yaptığı bu çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK’de çağrıya uyarak kendini fesh etti, silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını tüm dünyaya duyurdu. DEM Parti olaran bizler de tüm çabamızı barışa, rotamızı demokrasiye, umudumuzu adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik.

Meclis’te kurulan komisyona ve yapılan İmralı ziyaretine rağmen iktidarın sürece uygun adımlar atmadığını vurgulayan Hatimoğulları, “Artık adım atma zamanı” dedi ve 2026’ya büyük bir sorumlulukla girdiklerini ifade etti.

“Süreç zamana yayılamaz”

Hatimoğulları, barış sürecinin belirsizliklerle yönetildiğini ve bunun barışı ilerletmediğini belirterek iktidara net çağrılarda bulundu:

Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz.

Atılması gereken somut adımları sıralayan Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve haberleşme koşullarının sağlanması gerektiğini, ortak bir rapor hazırlanarak çözüme hizmet edecek bir perspektif ortaya konulması gerektiğini vurguladı. Kayyım rejiminin sona erdirilmesi, demokratik entegrasyon yasasının çıkarılması, infaz hukukunda adil düzenlemeler yapılması ve siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısını yineledi.

Grup toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye’de SDG ile Şam yönetiminin entegrasyonuna ilişkin “ya mutabakatla ya zorla” ifadelerine de tepki gösterdi:

İyi olmuyor bu tarz açıklamalar. Burada gerçekten yine grup konuşmasında da ifade ettik. Tehdit dili bu süreci ilerletebilecek bir dil değil. Burada sağlıklı bir ilerlemenin kaydedilmesi halinde, bunun bizler eminiz ki Suriye’ye de olumlu yansıması olacaktır. Bugün Suriye’de biliyorsunuz SDG ve Şam Geçici Yönetimi bir görüşme gerçekleştirdi. Burada bir mutabakat arayışı karşılıklı bir şekilde devam ediyor. Burada Türkiye’ye düşen en önemli görev Suriye’deki gelişmelerin demokratik bir zeminde, bir demokratik entegrasyon zemininde hayat bulmasına katkı sağlamak gerekiyor. Orada mevcut olan özerk yönetimin entegrasyon süreci ile ilgili atılan adımlar ve görüşmelerin devam ettiğinin altını çizmemiz lazım. bu görüşmeler devam ederken bu tarz açıklamalar, yeterince nasıl diyebiliriz? İyi olmuyor bu tarz açıklamalar. Burada gerçekten yine grup konuşmasında da ifade ettik. Tehdit dili bu süreci ilerletebilecek bir dil değil.

Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi doğrudan etkilediğini ifade eden Hatimoğulları, Türkiye’de yürüyen barış ve demokratik toplum sürecinin sağlıklı ilerlemesinin Suriye’ye de olumlu yansıyacağını belirtti. SDG ile Şam yönetimi arasında devam eden görüşmelere işaret eden Hatimoğulları, Türkiye’nin demokratik entegrasyon zeminine katkı sunması gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, konuşmasının sonunda barışın siyasi hesaplara kurban edilemeyeceğini vurgulayarak şu sözlerle mesajını tamamladı:

Barış oy hesabına, anketlere, farklı ajandalara kurban edilemez. İktidarın sorumluluğu süreci ertelemek değildir. Muhalefetin sorumluluğu ise seyirci olarak izlemek değil demokratik çözümün bir parçası olmalıdır. Barış kazanacak, demokrasi, emek kazanacak. Bu da halkımıza sözümüz olsun.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın