Eski insanlara baktığımızda onların şimdikinden çok daha hareketli ve hayat dolu olduklarını görürüz. Geçmek diye bir şey yokken, çalar saatler insanı en derin, en tatlı uykudan uyandırmazken.
Çok sayıda çalışma ve inceleme de daha az uyuduğunu ortaya çıkardı. Günümüzde standart uyku süresi olarak tanımlanan “8” saat, son 50 yılda oluşan ihtiyaçlardan biri haline geldi. Modern dünyada sindirmenin enerjisini tüketen pek çok faktör olduğuna şüphe yok. İş yerindeki stres faktörü, yollarda geçirilen zaman, hava kirliliği ve iklim değişikliklerinin insan vücudunda yarattığı tahribat. Depresyon sonrası kullanılan antidepresan ilaçlar uyuşukluğun bir başka boyutudur ve bunun için 10 etkin çözüm vardır.
İçindekiler
1. Gün doğmadan uyanmak:
İlk başta ne kadar stresli ve karanlık görünse de gün doğumundan önce uyanmak, zihni ve tüm vücudu çok aktif tutan prosedürlerden biridir. Şehirlerde ve başkentlerde yaşayanlar için imkansız gibi görünse de özellikle köylerde yaşayanlar için bu vazgeçilmez bir alışkanlıktır. İlk hafta güneş doğmadan uyanıp hayata adım attığınızda hem zihinsel hem de fiziksel olarak değişimi fark edeceksiniz.
2. Spor salonuna kaydolun
Çoğu insan için, egzersiz yapmayı bırakın, günde 20 mekik çekmek zordur. Evden işe, işten eve ve evden yatağa klişeleri üçlüsünde spor salonları gidilmesi gereken yerlerden biri. Ancak Türkiye’deki istatistikler, son beş yılda bir spor salonuna kaydolan kişi sayısında %30’luk bir artış olduğunu gösteriyor. Siz de bu yüzde içinde olabilir, kardiyo ve ağırlık çalışmaları ile vücudunuzu düzene sokabilirsiniz. Vücudu forma sokmak sadece göbek eritmek ya da kas yapmak değil, aynı zamanda günümüzde en büyük sağlık sorunlarından biri olarak ortaya çıkan atalet ve tembellikten de kurtulmak demektir. Aynı zamanda haftada 3-4 gün spor salonuna gitmek motive edici olacaktır çünkü bu belli bir talep oluşturmak anlamına gelmektedir.
3. Televizyon karşısında uyumak yasaktır
Tembellik konusunda yapılması gerekenler, yapılmaması gerekenler kadar önemlidir. Uyuklamak veya televizyon karşısında şekerleme yapmak sosyal alışkanlıklarımızdan biridir, ancak yarardan çok zararı vardır. TV’den gelen elektronik dalgalar tam olarak uykuda olmayan beyne gönderilir. Bu sinyaller beyni uyku sırasında bile yorar. Bu nedenle televizyon karşısında uykuya dalmak, dinlenmek yerine uzanmaktan yorulmak demektir. Sesin ve ışığın yoğun olmadığı yerlerde küçük şekerlemeler yapılmalıdır. Bu sayede uykudan elde edilen verim hem beyin hem de vücut için çok daha yüksek olacaktır.
4. İşkolik olmayın
İşkolik olmakla işinizi sevmek ve ona bağlı olmak arasında hassas bir denge vardır. Sonunda “kolik” kelimesi olan her kelime bir bağımlılığı beraberinde getirir. Ve hepimizin bildiği gibi, bağımlılık iyi değildir. Bertrand Russell, Aylaklığa Övgü adlı kitabında, çok çalışmanın insan doğasına taban tabana zıt bir olgu olduğunu kanıtlarla tartıştı. Bu noktada hangi sektörde çalışılırsa çalışılsın kendini o işe adamak sosyal ve özel hayatta kronik tembelliği beraberinde getirir. İşinizi severek yapın ama kesinlikle işkolik olmayın!
5. İşe ve okula giderken dinlediğiniz müziğe dikkat edin
Müzik ruhun gıdasıdır elbette ama sabahın erken saatlerinde biraz müzik dinlenilirse hem ruhun hem de bedenin baş düşmanı olabiliyor. Özellikle yavaş pop veya arabesk, tüm yaşam enerjinizi 10 dakikada emebilir. “Neden mutsuzum?” “Neden bu kadar tembelim?” gibi soruların cevapları kulaklıktan akan seste mevcut olabilir.
6. Kahve ve abur cubur içeren kahvaltıyı atlamayın
Tüm doktorlar ve beslenme uzmanları, kahvaltının önemini oybirliğiyle vurgulamaktadır. Kahvaltı saatlerini sadece kahve veya birkaç atıştırmalıkla geçirmek zaman kazandırsa da gün içinde ani tembelliklerin ve uyku isteğinin bir numaralı sebebidir. Amerikalıları taklit ederken tahıl ve benzeri ürünlere kapılmayın. Doğal kalsiyum içeren besinlerle hareket edin ve en önemli toplantı ve derslerde gözyaşlarınıza boğulana kadar esnemekten kaçının!
7. Enerji içecekleri bağımlılığından uzak durun
Tabii enerji içecekleri belli sağlık kuruluşlarının onayı ile piyasaya sürülüyor. Her ürün ve yiyecek türü gibi onu da belirli oranlarda tüketmenizde bir sakınca yoktur. Ancak tüm enerjisini bu içeceklere borçlu gibi hissetme hatasına düşenler, günde 1-2 kez derken ellerinde bu içeceklerle dolaşmak zorunda kalabilirler. Her içecekte olduğu gibi bu ürünlerin de aşırı tüketimi çeşitli kalp problemlerine yol açabilir.
8. Yatak odanızı özenle dekore edin
Kaliteli uyku ve konfor için yatak odaları baştan aşağı yeniden tasarlanmalıdır. Yatağın başucu pencereye bakacak şekilde yerleştirilmelidir. Güneş ışığı doğrudan size geldiğinde dramatik bir etkiye sahip olacaktır. Yatak odanızdaki gereksiz eşyalardan mümkün olduğunca kurtulmaya çalışın. Aydınlatma da çok önemlidir. Yukarıdan gelen çekici ışıklar yerine sarı led kaliteli ışıkları tercih edin. Yatakta geçirilen süre size yetmiyorsa çalışma masanız ikinci yatağınız olabilir. Bundan kaçının!
9. Yatmadan iki saat önce yemek yemeyi bırakın
Vücut ne kadar kusursuz bir çalışma prensibine sahip olursa olsun, aynı anda iki işi yapıyorsa yorgunluk belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Siz uyurken sindirim süreci devam eder. Ama uyumak için yemek yerseniz, geç yatarsınız ve güne çok yorgun başlarsınız. Tembellik ve eksikliklerden kurtulmak için az ve sık yemeyi ilke edinmeye çalışın.
10. Pozitif düşün, pozitif yaşa
Araştırmalar ve sonuçlar, ataletin depresyonla yakından ilişkili olduğunu ortaya koydu. Tembellik bazı film ve kitaplarda sevimli ve komik bir unsur olarak tasvir edilse de aslında tam tersidir. Uzun süre yataktan çıkamama, kendini sürekli yorgun hissetme, istese de dışarı çıkamama gibi etkenler bir belirti ve sonuç olarak depresyonun etkilerini göstermektedir.
kaynak:
Bertrand Russell – Aylaklığa Övgü
yazar: itaç arslan
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]