Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, Avrupa Birliği’ne aday ülkelerin 2021-2027 yılları için öngördüğü 14 milyar Euro’luk Katılım Öncesi Mali Yardım (IPA) fonundan Türkiye’nin faydalanmasına ilişkin anlaşma dün onaylandı. CHP Eskişehir Başkan Yardımcısı Otku Çakruzer, AB fonlarının amacına uygun kullanılmadığını belirterek, “Milyarlarca avro, trilyonlarca lira para harcıyorsunuz ama Türkiye AB üyeliğinde ileri değil geriliyor… Yargı bağımsızlığı, iktidar” hukuk İfade özgürlüğü, bağımsız kurumsal yapılar, kuvvetler ayrılığı ilkesi, denge, denetim, 4 milyar 100 milyar Avrupa Birliği’nden değil de Avrupa Birliği’nden gelse, hepsini ayaklar altına alıp ezip geçse nasıl olur? • Sivil toplumu “finansman almakla” suçlayan kalkınma, 9 milyar avroluk AB fonu kullandı.
Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Türkiye Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) Çerçevesinde Birlikten Türkiye Cumhuriyetine Mali Yardımın Uygulanmasına Yönelik Özel Düzenlemelere İlişkin Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasına Dair Kanun Teklifi Avrupa Birliği Komitesi onaylandı.
Teklifle ilgili müzakerelerde söz alan CHP Eskişehir Başkan Yardımcısı Otku Çakruzer, şunları söyledi:
“Türkiye’nin AB üyelik sürecinin sonucu ne olursa olsun vatandaşlarımızın yaşam standartlarının yükseltilmesi ve kaliteli hale getirilmesi açısından en stratejik önceliklerimizden biridir. Bu doğrultuda ülkemizin AB standartlarına uyumu için bu kaynakların kullanılması aslında her iki taraf için de olumludur, önemlidir. Bu paranın Türkiye’ye gerçekten faydalı olabilmesi için doğru yerde, doğru amaç için ve somut etki yaratacak şekilde kullanılması gerekiyor. Her şeyden önce, Türkiye’de yüzünü demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne çevirmiş bir hükümete gerçekten ihtiyaç var.
Ön katılma fonlarından bahsediyoruz ama paylaşım süreci yok.
Türkiye’nin en büyük eksikliği bu. Katılım öncesi fonlardan bahsediyoruz ama bu hükümet sayesinde bir katılım süreci yok. Doğuştan hakkımız olarak sadece adaylığımız var, ancak AB belgeleri artık tam teşekküllü bir aday olduğumuza dair bu ifadeyi bile içermiyor. Sorumluluğun bir yönü Avrupa’da artan ırkçılık ve Türkiye genelinde siyasetçilerin oy toplamaya çalışması ise, diğer yandan AKP iktidarında, tek adam sisteminde, hukuk alanında, demokraside, siyasette ciddi bir gerileme var. hak ve özgürlükler alanıdır. Geçmişte Türkiye ile ilgili AB belgelerinde ilerleme ya da koordinasyon terimleri kullanılırken, şimdi bunlar hayal! Aksine ister Avrupa Birliği olsun, ister Avrupa Konseyi olsun, demokrasisi gerileyen bir Türkiye’den bahsediyorlar.
Neden ileriye değil de geriye gidiyoruz?
Ülkemiz neden ileri değil de geri gidiyor diye sormaya hakkımız yok mu? Çünkü siyasi irade yani Adalet ve Kalkınma Partisi yani saray rejimi bu projelerin arkasında pek durmuyor. Demokrasisi güçlü, yaşam standardı güçlü bir Türkiye istemiyor. Nasıl bilebiliriz? Çünkü bu fonların kullanılmasında her projenin vatandaşların ve sivil toplumun katılımıyla tasarlanması ve koordinasyonun sağlanması gerekiyor ama bu hükümet demokrasiden korktuğu için gerekli olan bu alanda çalışan dernekleri sivil toplum toplantılarına bile davet etmiyor. ve sonra istenen sonuç elde edilemez. Projelerin en büyük eksiklikleri şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Sivil toplumun dışlanması nedeniyle bu alanda da uygun denetim yapılamamaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmıyor
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda ihlalleri önlemek için bir eylem planı hazırladık ve uygulanmasını desteklemek için 5 milyon Avro kullandık. Bir kez daha, ceza adaleti sistemini güçlendirmek ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlallerini önlemek için 2 milyon Avro fon kullandık. Peki sonuç? Sonuç utanç verici! Türkiye, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hem de kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin kararlarını uygulamadığı için yaptırımlarla karşı karşıya. Osman Kavala’nın, Selahattin Demirtaş’ın kararı tek karar değil, çiğnenecek binlerce karar var.
“Alev İstekleri Yoksayıldı”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Alevi vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerine ilişkin kararları açıktır ve o kararlar da uygulanmamaktadır. Geçen hafta alakasız bir vergi çantasının köşesine sıkıştırmaya çalıştım. Milyonlarca Alevi vatandaşın inanç özgürlüğü konusundaki meşru taleplerini hiçe saydınız ve onları elektrik faturasıyla kandırmaya çalıştınız.
“Özgürlüğü geliştirmeni engelledim”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararı verdi, neden uygulanmadı? Bu parayla bir sürü eğitim veriyoruz ve programı uyguluyoruz! Bu ihlallerden kim sorumlu? Tabii saraydaki şahsın rejimi, tabii ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı. Diğer bir örnek ise, temel haklar alanında Anayasa Mahkemesi kararlarının etkili bir şekilde uygulanmasını desteklemek için 5 milyon avroluk projedir. Peki, bu kadar etkili bir uygulama nerede? Anayasa Mahkemesi, ifade ve basın özgürlüğünü yok eden erişimin engellenmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi ama bu iktidar erişime kapatılan haber ve internet sitelerinin sayısını her geçen gün artırıyor. Devleti ve reşit olmayanları etkileyen tüm yolsuzluk, rüşvet, taciz ve zorbalık haberlerine erişim kısıtlıdır. Bakın 2021’de 107.000 site ve 5.436 haber engellendi. İşte gördük ki artık bu da yetmiyor, tüm interneti kapatıyorsunuz. Hangi hakla, hangi yetkiyle sorduğumuzda cevap bile veremiyorsunuz.
“Protesto hakkı kullanılmıyor, yasak alanlar kullanılıyor”
İzmir belediyesinden kuru fasulye ürününe 1,5 milyon liralık destek
5,4 milyon avro alındı ve iç güvenlik sektörünün sivil gözetiminin güçlendirilmesine ne oldu? Bakın Türkiye genelindeki vatandaşlarımız en demokratik hakları olan protesto haklarını kullanamıyorlar. 1 Mayıs eylemleri, Gezi direnişi ve 25 Kasım eylemleri sırasında polisimize vatandaşları susturması talimatı verildi. Sadece onlar değil, haber takip etmeye giden basın emekçisi arkadaşlarımız darp ediliyor, sopalarla yeniliyor, tehdit ediliyor.
“Yurt dışından destek alan gazeteciler ve eleştirel STK’lar”
Demokratik yerel yönetişimi desteklemek için 6 milyon avro bağış yapıldı ama programı uygulayacak yerel yöneticilerin çoğu seçildikleri günden bu yana cezaevinde. Türkiye’ye demokrasi kayyumlarla mı gelecek? Bakın zaman zaman hükümet ve onlara yakın dernekler, basın mensupları, yurt dışından destek alan gazetecileri ve STK’ları eleştiren olabiliyor. Belki de bugün, kısmet eseri, bahsettiğimiz yasa ile artık bu hükümet, milyarlarca avroluk AB fonunun kamu kurumlarında kullanılmasına yönelik uluslararası bir anlaşmayı gündeme getirdi. Bu parayı kullanarak yargı reformlarını ve insan hakları eylem planlarını cömert kutlamalarla duyurdu. Hiç kimse fikirlerinden, haberlerinden veya yorumlarından dolayı yargılanmayacak veya tutuklanmayacaktır. Peki, ne açıkladın? Bu planın hükümlerinin hiçbiriyle bağlı değilsiniz; Hangisini çözmeliyim? haber ve yorumlarından dolayı yargılanan, tutuklanan ve tazminata hükmedilen yüzlerce gazeteci; Facebook ve Twitter paylaşımları nedeniyle yargılanan onbinlerce vatandaşımız? Başka bir örnek iseSTK’lar bu AB fonlarının kullanımında önemli bir aktör olmalıdır, vazgeçilmezdir. Aslında sadece bu parayla sivil toplumu kalkındırmak için hayata geçirilen projeler var ama görüyoruz ki kara parayla mücadele ve kitle imha silahlarının finansmanı adı altında bu Meclis’ten çıkan yasa ile sivil toplumu yok ediyorsunuz. Hükümet tarafından beğenilmeyen dernekler, hükümetin siyasi yönlendirmesi altında yürütülen sansür tacizi ve kovuşturmalarla susturulmalıdır. Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede en etkili yasal güvence olan İstanbul Sözleşmesi’nden gece yarısı hukuka aykırı bir kararla çıkmak yetmedi. “Kadın öldürsün, kadın yaşasın”, “Tribün kadın cinayetlerini durduracağız” mücadelesi veren dernekleri kapatmak istiyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde şiddet kullanarak hakları için mücadele eden kadınları susturdum, gözaltına aldım. Peki sayın milletvekilleri, eylem planlarınız ne oldu, uygulamayı destekleyen projeleriniz ne oldu? Büyük bir şey yok, büyük bir şey yok.
Elbette, bu yardımdan yararlanalım. Bu yardımın ülkemiz ve vatandaşlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Ona destek olalım, çaba gösterelim. Peki milyarlarca avro, trilyonlarca liralık proje var ve birçok insan emek veriyor, peki aynı para diğer ülkeleri ve onların insanlarını Avrupa’ya yaklaştırıp Avrupa’ya üye olurken neden Türkiye’de bunun tersi oluyor? Avrupa Birliği? Avrupa’nın hataları var ama en büyük hata bu hükümette. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymak için projeler yapıyorsunuz ama önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymuyorsunuz. Yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü, bağımsız kurumsal yapıları, kuvvetler ayrılığı ilkesini, dengeyi ayaklar altına aldıktan sonra 4 milyar 100 milyar Avrupa Birliği’nden değil de Avrupa Birliği’nden gelse ne olur? ve gözetim? AB sürecinden ayrılmak, çocuklarımızın geleceğine ve yaşayacakları ülkeye en büyük ihanettir! Bu zarar. Ama umutsuzluğa yer yok! Millet bu hükümeti, bu ikiyüzlü hükümeti kendi iradesiyle devirecek ve iktidara gelecek olan millet ittifakını yani bugün demokrasi, hak, hukuk ve adalet için bu parayı onayladık; Çocuklarımızın kardeşçe birlik, beraberlik ve barış içinde yaşayacakları bir Türkiye yaratmak için kullanacağız, şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde sonuna kadar izleyeceğiz.”
“Sivil toplumu fon olarak kabul eden AKP hükümeti, AB fonundan 9 milyar euro kullandı”
Çakireuser, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmanın Komisyon ve Genel Kurul aşamalarındaki müzakerelerde Türkiye’nin 2002’den bu yana 9.2 milyar avro AB fonu kullandığının, toplamda yüzlerce projenin yararlanacağının açıklandığını belirtti. 2021-2021 döneminde 14 milyar avro. 2027. hazır olduğunu belirtti. Çakireuser, AKP ve MHP hükümetinin yurt dışından destek alan STK’lara ve basın kuruluşlarına kaynak sağladığı suçlamalarına da değinerek, “Sivil toplumu bağış toplamakla suçlayan AKP hükümeti, AB fonlarından 9 milyar euro kullandı. Ne para alınırsa alınsın, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin iyileştirilmesinden önce üyelik gelmeyecek.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]