2018’de TBMM’den geçen Bölme affını hatırlatan Baylan, “Mehmet Ozaski’nin yatacak yeri yok Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Uzaski. Bölme affını buraya o getirdi. Nedir?” Öyle değil mi? Nerede bu Mehmet Özheski? Sokağa çıkabilir mi, halka açık yerlere çıkabilir mi? Çıkamaz” dedi.
Milyonlarca EYT’linin merakla beklediği yasa tasarısı bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeye başladı. HDP Grubu adına konuşan Garo Paylan, şunları söyledi:
“Kaderin bu planı sadece Türkiye’de işe yarıyor”
“Yüzyılın felaketi” diyorsunuz, değil. Bu, yüzyılın cinayetidir, öldürmedir. Felaket nedir beklenmedik bir şey değil mi? Beklenmedik bir sorun oluyor, buna felaket diyebilirsiniz ama bilim adamları “Deprem geliyor” diyor. Mersin’dekiler “Deprem geliyor” diye bağırdı. Parlamento raporları “Bir deprem geliyor” dedi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Daire Başkanlığı’nda bile ‘Çok yakında Maraş’ta deprem olacak’ diyor. Buradan nasıl bir felaket yaratıyorsunuz, buna nasıl kader planı diyorsunuz? Ya bu kader planı sadece Türkiye’de başarılı olursa? Neden bu kader planı demokratik ülkelerde işlemezken, bilime ve akla dayalı ülkelerde bu kader planı çalışmıyor da sadece Türkiye’de bu kader planı çalışıyor ve her iki üç yılda bir vatandaşlarımız enkaz altında kalıyor. ya da beş yıl?
Bu arama heyeti raporunun yüzde 50’si gerçekleştirilmiş olsaydı, bugün vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu hayatta olacaktı.
1999 depreminde sabaha karşı orada deprem bölgesinde bulundum, arama kurtarma çalışmalarına katıldım, binlerce hemşehrimizin cenazesini izledim. O zaman ne dedik? ‘Bir daha asla.’ “Bu depremden ders çıkaracağız, şehirlerimizi deprem güvenli hale getireceğiz” dedik. Dönemin milletvekilleri, Allah rahmet eylesin, ardından bir araştırma komisyonu oluşturdu. Bir tuğla ve harç soruşturma raporu var. Soruşturma komisyonu raporunun yüzde 50’si hazırlansaydı bugün hemşehrilerimizin büyük çoğunluğu yaşıyor olacaktı.
Bize düşen Allah’ın rahmetini ihsan etmek değil, hemen yapmaktır.
Kızılay’ın çadır ve gıda maddesi satışına ilişkin araştırma önerisi reddedildi
sana söyleyeyim; Bu anlamda bize düşen görev Allah’tan rahmet dilemek değil, gereğini hemen yapmaktır. Bu şart nedir biliyor musunuz? Arkadaşlar depremin ilk gününden beri sahadayım ve tecrübemle insanlara dokunmaya çalıştım, enkaz altından kurtarmaya çalıştım, yaralarını sarmaya çalıştım. ilk yardım faaliyetleri ama orada ne hissettim biliyor musunuz? Bu bir utanç ve utanç duygusuydu. Ben muhalefet milletvekiliyim, başım her yere düştü, hemşehrilerimizden utandım. Utandın mı? sana söyleyeyim; Hiç utanmanız yoksa hiçbir şeyiniz yoktur. Böyle bir noktada öncelikle utanmalı ve hemşerilerimizden özür dileyerek özür dilemelisiniz. Ama ne yapıyorsun? Vatandaşlarımızı azarlıyorsunuz, tehdit ediyorsunuz, dayanışma faaliyetlerini durdurmaya çalışıyorsunuz.
BATSIN O SİZİN RANTINIZ
Sana ne yapacağını söyleyeceğim. Kiralama çarkını daha hızlı döndürürsünüz. Gözlerin sadece parayı görüyor. İnsan hayatına değil, paraya, kiraya bağlısın. Kiralama planını bırakın. Çocuklarımız, çocuklarımız, kadınlarımız ve genç erkeklerimiz, sizin rant sisteminizin, rant çarkının altında kaldılar; Ruhlar kaldı, hayalet kasabalar kaldı. İnsanlarımızı kaybettik, şehirlerimizi kaybettik, hikayemizi kaybettik, insanlığımızı kaybettik. Şimdi bu insanlığı geri getirmek için ne yapacağız?
gidecek hiçbir yer yok
Bölme aflarını buraya getirdin, değil mi? Mehmet Ozaski’nin yatacak yeri yok, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Ozaski. İmar afınızı buraya getirin. bu ne? “İmarları affedeceğiz, gelecek kaynaklarla şehirlerimizi deprem güvenli hale getireceğiz” değil mi? Nerede bu Mehmet Ozaski? Sokağa çıkabilir mi ve halka açık yerlere çıkıyor mu? dışarı çıkamıyorum Çünkü dedik ki: Bu bir suç teşkilatıdır yapmayın, vatandaşlarımızı evlerin tabutlarına mahkum etmeyin. Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından desteklenmektedir.
Sizden konuşmayı beklemiyoruz, “yeniden imzala” diyoruz.
Kızgın vatandaşlarımız “hükümet istifa” diyor değil mi? Bu sesleri susturmaya çalışıyorsunuz. Ve bir demokraside 50.000 insan bu şekilde öldükten sonra “hükümet istifa ediyor” demekten daha meşru ne olabilir? Demokratik bir ülkede 50 bin kişi ölse de ne hükümet kalır ne bakan ne de afet ve acil durum yönetimi o ülkede kalır. Hepsi istifa eder ve kovulurlar. Japonya’da harakiri bile yapıyorlar. Sizden harakiri yapmanızı beklemiyoruz, bırakın diyoruz. Bu işi bilen ehil kişiler gelip yaraları sarsın diyoruz.
Afet planı olsa vatandaşlarımız kurtulabilirdi ama sizin afet planınız yoktu.
48 saat, 72 saat insanlar enkaz altında inledi. Deprem kurtarma uzmanıyım. İlk 12 saatte enkaz altında kalanların yüzde 90’ı ölüyor, gerisi mucize. Bir kişi, üç kişi mucizevi bir şekilde kurtuldu ve on binlerce kişi öldü. Afet planı olsaydı vatandaşlarımız kurtulabilirdi ama sizin afet planınız yoktu. Çadırların nereye gideceği belli değildi. Çadır bile yoktu. Çünkü çaldın, yedin, çadır parasını yedin. Yetmedi Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Ülkeyi şirket gibi yönetmek istiyorum’ dedi değil mi? Tek adam sistemine geçerken bunu söylemedi mi? Ben şirket olarak yöneteceğim dedi. Ama “devlet şirket gibi çalışamaz. Şirketlerde kâr esastır, devlette kamu menfaati esastır, vatandaşın menfaati esastır” dedik dinlemedi. Kızılay başkanı ne yaptı? şirket gibi mi yoksa kar bazında mı çalışacak. Bir çadır 5 bin lira, üç gün bekletsen 25 bin lira masraf oluyor’ diye alçaktır. Açıkça söylüyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük utançlarından biridir O çadırların üç gün bekletilmesi büyük bir utançtır.
Su altında binlerce EIT
EYT veriyoruz. EYT’liler uzun bir mücadele verdi ve bugün de uzun ama acı-tatlı bir mücadelenin sonucunda başarıya ulaşacak. Neden biliyor musun? Adıyaman’da oğlu enkaz altında bekleyen ve sonra ölü bulunan 75-80 yaşlarındaki bir baba, “Oğlum EYT’yi göremeden öldü” dedi. Bu kulakları duydum. Binlerce EYT’li enkaz altında kaldı. EYT’liler de acı acı sevinir, sevinemezler bile. Neden? Bu depremde binlerce EYT’li hayatını kaybetti.
Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi
Sana söylüyorum; AKP ve MHP yapmadı sevgili EYT’liler, üç ay sonra değil, iki ay sonra, üç ay sonra seçim olacak. Bu hükümeti değiştirip çırak ve çırak istihdamını esas alıp, prim gün sayısını 5 bine indirip 3600 gün taksitli kısmi emeklilik sağlayacak ve ilk işe giriş tarihini 31 Aralık olarak belirleyeceğiz. , 1999, deprem nedeniyle.
Vedat Bilgin bugün de bırakmıyor
sana söyleyeyim; Çalışma Bakanı Vedat Bilgin de benim dediğimin aynısını söyledi ama Sayın Vedat Bilgin bugüne kadar istifa etmedi. 8 Eylül 1999 öncesi şartlar böyleydi” dedi. Maalesef ülkemizde kimse istifa gibi onurlu bir kurumu kullanmıyor. Deprem bölgelerinde telefonları çalıştırmayan Adil Grismailoğlu, depremzedelere elektrik veremeyen Enerji Bakanı Fatih Bey, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nı iflas ettiren Süleyman Soylu istifa etmedi. Talebini EYT’ye sunamayan ve arkasında duramayan Çalışma Bakanı elbette istifa etmeyecek.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]