Etik ahlak felsefesi «Bilgi Ustam

Ahlak felsefesi, bireylerin davranış kalıplarından yola çıkarak toplum tarafından kabul edilen ahlaki kuralları ele alan felsefenin bir alt dalıdır. Ahlak felsefesinde en önemli nokta, ahlaki davranışın olup olmadığı değil, ahlaki eylemlerin amacının ne olduğu, evrensel bir ahlak yasası olup olmadığıdır. Örneğin yemek yemeye önce yetişkinlerin başlaması etik bir kural iken, iyilik ahlak alanına girer.

Ahlak felsefesinin temel kavramları

Hasan: Ahlak felsefesinin temel kavramlarından biridir. İyi, toplumun kabul ettiği, hoş karşıladığı ve kişinin yapması gereken davranış türüdür.
Örneğin Platon’a göre iyi, en mükemmel fikirdir.
Kötü: Ahlak felsefesinde iyi davranışın karşıtıdır. Kötü davranışlar toplum tarafından hoş karşılanmayan ve yapılmaması gereken davranışlardır.
Erdem: Erdem, bütün toplumların genel olarak iyi olarak nitelendirdiği kavramlardır. Dürüstlük, cömertlik, iyilik gibi kavramlar erdemdir.
sorumluluk sahibi: Kişinin eylemlerinin (davranışlarının) sonuçlarını önceden bilmesi ve kabul etmesidir. Örneğin, öğretmenin dersi anlatmak onun sorumluluğunda iken, öğrencinin sorumluluğu dersi dinlemek ve soru çözmektir. Toplum, durumumuza göre belirli davranışları gerçekleştirmemizi ister.
özgürlük: İyi ya da kötü hangi davranışın seçileceğine karar verme durumudur. Burada önemli olan kişinin kendi isteği ile seçmesidir.
Vicdan: Kişinin içsel yargısıdır. Doğru ya da yanlış davranışın farkındalığıdır. Örneğin, bir davranışın iyi ya da kötü olduğunun içsel olarak belirlenmesidir.
Ahlak yasası: Toplumsal kabul temelinde uyulması gerekli görülen ahlaki kurallardır.
ödev: Sorumluluğa çok benzer. Ödev, kişiden beklenenlerin yanı sıra uyulması gereken kuralları da kapsar.

Etik eylemin amacı nedir?

mutluluk: Platon ve Aristoteles
hazır: Epikuros ve Aristippos
Ev ödevi: Kant
faydacılık: JS Mel, J Bentham

Birey ahlaki eylemde bulunmak için özgür mü?
Bu konuda filozoflar tarafından geniş çapta tartışılan üç farklı yaklaşım geliştirilmiştir.
Determinizm: Bireyin ahlaki eylemlerde özgür olmadığını, aile, toplum, okul gibi çevresel faktörlerin etkili olduğunu savundum.
İndeterminizm: Bireyin ahlaki kararlarda tamamen özgür olduğunu ve hareket edip etmemenin kendi seçimi olduğunu savundular.
Self determinizm: Kişi kendini ne kadar geliştirirse, o kadar özgür ve ahlaklı olur. İnsan ahlakı ve özgürlüğü el ele gider.

Kişisel bilince karşı evrensel bir ahlaki yasa var mı? 1. Evrensel ahlak yasasını benimseyenler

1- Faydacılık (Faydacılık):

JSMill ve J.Bentham’a göre, bir kişiye fayda sağlayan her şey, bireyin amacıdır. Eğer birey kendi çıkarını ortaya koyuyorsa o zaman pragmatizm söz konusudur ve eğer toplumsal bir çıkar varsa ya da fayda yani toplumsal fayda söz konusuysa. Fayda sağlayan her şeyin mutluluk da getirdiğini savunan faydacılara göre evrensel bir ahlak yasası vardır.

1. Sezgi:

Ahlaki eylemler iyi ya da kötü olarak ele alınır. İyi ve kötü ancak sezgi yoluyla anlaşılabilir. Bu nedenle H. Bergson’a göre insan karar vermede vicdanının ve sezgilerinin etkili olduğunu savunur.

Akılcılığın da temsilcisi olan De Socrates, en iyi şeyin evrendeki ahlak yasası hakkında bilgi sahibi olmak olduğunu savunur ve Sokrates’e göre hem bilgi hem de ahlak evrenseldir.

Fikirler: Platon, en iyinin iyi fikri olduğu ve iyi olan her şeyin ahlakla haklı gösterilebileceği görüşünü benimser. Ahlaki hayat, iyi fikrine göre yaşamaktır.

2. Evrensel ahlak yasasını reddedenler:
faydacılık
Pragmatizme göre kişinin amacı fayda sağlamaktır. Ancak herkes için geçerli olan evrensel bir ahlaki yasa yoktur çünkü herkes kendi çıkarını düşünecektir.

Bencillik (bencillik): Aslında insanlara yol gösteren öz sevgileridir. Egoizm olarak adlandırılan egoizme göre insan sadece kendini sever ve evrensel değil bireyselci bir ahlak vardır.

anarşizm Ahlak kuralları, bireye baskı uygulayan ve güç uygulayan bir durumdur. Bu nedenle evrensel ahlaki yasaları reddeder.

Ahlaksızlık: Nietzsche’ye göre geleneksel ahlak yasaları bugün geçerli değil. Birey bu kurallara uymak istemez ve uymak zorundadır. Bu da kişiyi iki yüzlü yapar. Ahlaki yasalar aslında bireyi yozlaştıran ve köleleştiren kurallardır. varoluşçuluk (varoluşçuluk):
Kişinin özgürlüğünün belirli sınırları vardır. Kişinin sorumluluğu ve vicdanı karışır. Evrensel değil, kişisel ahlaki değerler vardır. En önemli temsilcisi JPARtre’dir.

Kaynak:
felsefe tarihi

yazar:Soner Bahçe

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın