Bilim adamları her gün ilginç bilgi ve bulgularla karşımıza çıktıkça, attığımız her adımda geçmişimiz, geleceğimiz daha da parlaklaşıyor. Günümüzde üretilen mükemmel tıraş bıçakları, losyonlar, köpükler veya tıraş bıçakları sayesinde erkeklerin günlük problemlerinden biri olan tıraş oldukça pratik hale gelmiştir. Erkek makyajı denilen tıraş, günümüz teknolojisiyle bile bazı erkekler için çok zorken, yıllar önce yaşamış erkekler sürekli tıraş olma gerekliliğinin üstesinden nasıl gelebilir?
1990’lı yıllarda yapılan araştırma ve keşifler sonucunda Avusturya Alpleri’nde donmuş bir buzulun içine hapsolmuş bir adamın cesedi bulundu. Ceset üzerinde bilim adamlarının yaptığı incelemeler sonucunda bu cesedin 5.000 yıl önce yaşamış bir insana ait olduğu belirlendi. İlginç olan ise buzulların arasında fiziksel olarak bozulmadan kalan cesedin yüzünde sakal olmaması. Karkasın en dikkat çekici noktalarından biri de Alp Çobanı olarak adlandırılan tarih öncesi insanın yüzünün “tıraşlı” olarak nitelendirilebilecek bir şekilde olmasıydı.
Arkeologlar tarafından yapılan araştırmalara göre erkekler tarihten çok önceleri tıraş olmaktadır. Çeşitli mağaralarda yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen kanıtlara göre, yıllar önce yaşamış insanlar tıraş olmak için bazı sert kabukları, ölü köpekbalığı dişlerini ve tırtıklı çakmaktaşı kullanıyorlardı. Tıraş için taş kullanımı bugün hala bazı ilkel kabilelerde bulunmaktadır. Mısır’da yapılan bazı kazıların sonuçlarına göre, o dönemin erkekleri tıraş olmak için altın ve bakırdan yapılmış aletler kullanıyordu.
Günümüzde iş ve tarz için kesilen sakalların tarihöncesi insanlar tarafından kesilmesinin nedeni, temizlenmediği için bir metreden fazla uzayan saçların hareket kabiliyetini kısıtlamasıydı. Ayrıca tıraş olmak halk arasında sembolik bir görünüme sahipti. Romalılarda özgür bir birey olmanın en büyük göstergelerinden biri erkek boğazıydı.
Zamanla erkekler tıraş olmak için taşları, pulları ve dişleri kazımaya başladı. 14. yüzyılda günümüz tıraş bıçaklarının ilkel versiyonları üretilmeye başlandı. Ancak bu jiletlerle tıraş olmak genellikle acı vericidir ve sürekli kanamaya neden olur. Erkek cildi için ilk müjde yirminci yüzyılda ortaya çıktı. King Camp Gillette adlı bir Amerikalı, ilk çift bıçaklı tıraş makinesini üretti. Gillette (Jilet) soyadına baktığınızda bu eserin selefi olduğunu anlayabilirsiniz. Ancak Gillette, I. Dünya Savaşı başlamadan önce 168 adet tıraş bıçağı satarken, 51 adet tıraş bıçağı satmayı başardı. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte ABD hükümeti, ordunun temizlik ihtiyacını karşılamak için Gillette’den ordu için 3,5 milyon tıraş bıçağı üretmesini istedi. Bu tarihten sonra bıçak ve usturacılık ticari bir sektöre dönüşmüştür.
Elbette Gillette ile birlikte bu mükemmel buluştan sonra dev bir şirket haline gelen başka bir şirket daha piyasaya girdi. Dönemin kılıf üreticilerinden Wilkinson markası jilet segmentine girerek Gillette ile birlikte pazarın sahibi olmuştur. Ama ilk olma boyutuyla Gillette bugün dünyadaki tıraş pazarının %60’ına sahip. Wilkinson’ın pazar payı sadece %20.
Daha sonra teknolojinin gelişmesiyle birlikte 1950’lerde elektrikli tıraş makineleri üretilmeye başlandı. Robotik tıraş segmentine paslanmaz bıçak yeniliği de eklendi. Günümüzde tıraş olan erkeklerin neredeyse %80’i ıslak tıraşı yani jiletle tıraşı tercih etmektedir. Genellikle ticari hayatta kullanılan bu tıraş bıçağı, tarihin her döneminde otomatik tıraş makinesini geride bırakmıştır. Peki tıraş sektörü neden dünyanın en büyük pazarlarından biri? Çünkü dünya çapında milyonlarca erkek her gün tıraş oluyor. Her erkeğin yüzünde günde 2 mm hızla uzayan yaklaşık 20.000 kıl olduğu düşünülürse, bir erkek hayatında ortalama 100 gün tıraş olur. Bu rakamlara ve bu rakamların sürekliliğine baktığımızda bize çok sıradan gelen berber sektörünün aslında devasa bir pazar olduğunu fark edebiliyoruz.
yazar:Hasan Demirci
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]