Erkanbaş: “Vatandaşlara verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın eksikleri var. İtibarınız orada olmalı”

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, “Enkazdan kurtarıp kurtarmaya çalışan vatandaşlara verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın bizde olmayan sarayları, uçakları var. biliyorlar ve bunun bir itibar kaybı olduğunu söylüyorlar. İtibarınız mahvoldu.” TBMM Genel Kurulu’nun yönetilmemesini eleştiren Baş, “Bu Meclis’te bu beş çeteyi zengin edecek bir yasa tasarısı görüşülse ortaya koyarlar değil mi?”

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, “Enkazdan kurtarıp kurtarmaya çalışan vatandaşlara verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın bizde olmayan sarayları, uçakları var. biliyorlar ve bunun bir itibar kaybı olduğunu söylüyorlar. İtibarınız mahvoldu.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nun başarısızlığını eleştiren Paş, “Bu mecliste o beşli çeteleri zengin edecek bir kanun görüşülse çıkarlar değil mi? Hesap vereceksiniz. Bütün bu tasarrufların halka arzı.”

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Kahramanmaraş ve Hatay depremleri başta olmak üzere gündemi değerlendirdi.

“Vali Koordinatörü” olarak atanan Şırnak Valisi Osman Bilgin, işçi ve işçileri bir aylık maaşlarını bağışlamaya çağırdı: “Bu işçilerin maaşlarına göz diken koordinatör valiye sesleniyoruz ve 155 üzerinden 86 milyar TL. Düzenlenen kampanyada milyar TL toplandı” diyen Başı, “Deprem mağdurları yararına, televizyonların sendikasyonunda. TL doğrudan bankalardan ve kamuya ait şirketlerden veya varlık yönetiminden yapılıyor. Cevapladık.

Erkan Baş’ın konuşmasında öne çıkan özellikler şöyle:

“Bilim adamlarının uyarılarına kulak asmamayı alışkanlık haline getiren bu güç… Maalesef dün akşam iki deprem daha meydana geldi. Hayatını kaybeden hemşerilerimizin ailelerine başsağlığı, yaralı tüm hemşerilerimize başsağlığı diliyorum. Bilim adamlarının uyarılarını dinlememeye alışmış olan bu hükümet, bölgede yeni deprem ve artçı sarsıntıların olabileceği uyarılarına, iki hafta önce yapılan tüm uyarılara rağmen kulağını bunlara çevirdi. Üstelik bu da yetmezmiş gibi hasarlı ve hasarsız bina raporlarını da verdi. Can kayıplarına da neden oldu.

Otopsiden sonra, Başkan Yardımcısı Bikininess gibi insanlar kameraların karşısına geçiyor ve etkilenen evlere girmediklerini söylüyor: Depremin üzerinden 15 gün geçti. Bölge sakinleri ilk günden beri çadır ve çadır diye bağırıyor. Seslerini duyurmaya çalışıyoruz. Çadır tavsiyesi, çadır, çadır. Ama her kim uyarıları dikkate almazsa, iki hafta sonra o kabir şehirlerin inşasında olduğu gibi tüm karşıt sesleri susturmaya çalışırsa, insanlar öldükten sonra da Cumhurbaşkan Yardımcısı (Fouad) gibi yüzsüzce ve utançla kameraların karşısına dikilirler. Aktay) ve hasarlı evlere girmeyin deyin. Karşılaştığımız küstahlığı ve küstahlığı tarif etmek gerçekten imkansız.

Söylenecek tek bir şey var, o da itibarınız olmalı: İki hafta önce insanlar çadır çadır diye bağırıyordu ve dün bunun sonuçlarını yine yaşadık. Bu ülkede enkazdan kurtarılıp hayata tutunmaya çalışan vatandaşlara verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın eksikleri var. Bizim vatandaşa verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın elinde sayısını bilmediğimiz çok uçağı var ve bunların hepsinin itibara zarar verdiğini söylüyorlar. Söylenecek bir şey var, itibarın batacak. Bir ülkenin itibarı, yöneticilerinin zenginliği ile ölçülmez. Saraylarıyla, gemileriyle, uçaklarıyla ölçülmez. Ülkenizin itibarı, vatandaşlarına verdiğiniz değerle ölçülür. Hemşehrinizin size ihtiyacı olduğunda, onunla iletişim kurup kuramazsınız, ona yardım edebilir misiniz, onu bu çaresizlikten kurtarabilir misiniz… Bunlar ülkenin itibarını ölçecek şeylerdir.

vatandaşların birbirine yardım etmesine izin vermeyin; Aksi halde çalışmazlar: İşlerini yapmıyorlar. Vatandaşların birbirleriyle iletişim kurmasına ve birbirlerine yardım etmesine izin vermiyorlar. Bunu engellerler. Dürüstçe size başka hiçbir şey için çalışmadıklarını söyleyeceğim. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında sizlere sesleniyorum. Normal şartlarda halkın adına kanun yapmak ve karar almak üzere atadığı temsilcilerin çatısı altındayız. Normal zamanlarda vatandaşın hayatını güzelleştirecek, kolaylaştıracak, mutluluğunu ve huzurunu artıracak kanunlar çıkarmak gerekir; İnsanların yaralarını saracak, olağanüstü durumlarda çözüm üretecek zorlukların üstesinden gelmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorumluluk üstlenmesi gereken bir yer var. Biz ordayız. Bugün bir kez daha gördük ki bu derneğin üyelerinin çoğunluğunun kendileriyle hiçbir ilgisi yok. Seyirciyle alakaları yok.

bahaneler üretiyorlar: Az önce Genel Kurul Salonundaydık. Meclis kurulmadığı için meclis çalışmalarına ara verdi. Divan yarın yeniden oluşturulmayacağı gibi, ertesi gün de yeniden oluşturulmayacaktır. Hatta yaptıklarını söylemeye bile utanan bir grup insan var. bahaneler üretiyorlar AKP grup başkan yardımcısı (Mustafa İlytas) birkaç gün önce basına yaptığı açıklamada derneği yönetmeyeceklerini belirtmişti.

Bir vatandaşın hayatını kurtarmak için en değerli zamanda milletvekillerini Meclis’e getirdiler: Recep Tayyip Erdoğan olağanüstü hal ilan edileceğini duyurdu. Meclis aceleyle onun arkasında toplandı. Bir vatandaşın hayatını kurtarmak için en değerli saatlerde milletvekillerini Meclis’e getirdiler. Parlamento neden çalıştı? İktidarlarını korumak için en kritik saatte, vatandaşların harabelerde yardım beklediği altın saatte Meclis’i çalıştırdılar. Olağanüstü hal TBMM tarafından onaylandı ve yürürlüğe girdi.


Öğrenci olarak yaşadığı KYK yurduna depremzede olarak yerleşti.

AKP’liler buradan kaçıyor: Bugün belki de Meclis acil bir gündemle toplanmalı ve toplanmalı ki depremin sorumluları bir an önce kamuoyuna bilgilenmeli, ilgili bakanlar yaptıklarını ve yapmadıklarını rapor etmeli ve acil düzenlemelerle vatandaşın kanayan yarasının tedavisi için gerekli tedbirleri alsınlar. AKP’liler buradan kaçıyor.

Şef, çocuk istismarını kışkırtmak için el tasnifinden geldiniz, hırsız bakanlar, şimdi neredesiniz: Bu mecliste o beş çeteciyi zengin edecek bir yasa tasarısı görüşülse, ortaya koyarlar değil mi? Mesela bazı varlıklıların daha fazla para kazanmasına yönelik düzenlemeler olsa koşa koşa gelirlerdi. Mesela imar affı için koşarak gelirlerdi. O yüzden haykırıyorum bölenin affı için el kaldıran milletvekilleri neredesiniz? Neredesin? Şefler, çocuk istismarcılarını, hırsız rahipleri aklamak için koşarak geldiniz ve el kaldırdınız, şimdi neredesiniz? Bakın, kiracılar evlerinin düzenli olup olmadığını bile kontrol edemiyorlar. Şimdi acilen düzenlemeleri gerekmiyor mu? Onbinlerce insan sokakta mahsur kaldı, onları nasıl güvenli ve sağlıklı bir yuva haline getirebiliriz, onları düzenleyecek yasalara ihtiyaç yok mu? Deprem fırsatçılığıyla insanların acılarını kendi zenginliklerine katmak için kullanan zalimlerin tutuklanması için cezalandırıcı düzenlemeler yapmaya gerek yok mu? Ama işinize gelince, hiçbiriniz orada değilsiniz. Öte yandan, teklifin nasıl yapılacağı konusunda endişeleniyorsunuz.

Tayyip Ardawan bu ülkede yaşanan yüzyılın felaketidir: Bu ülkenin başına gelen en büyük felaket bu hırsız çetesidir. Bu ülkenin başına gelen en büyük felaket Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. Bu ülkenin başına gelen en büyük felaket saray rejimidir. Bu ülkenin başına gelen yüzyılın felaketi Tayyip Erdoğan’dır. Bir doğal afet nasıl katliama dönüşür? Adım adım açıklamaya çalışacağım. Baştan şunu yazalım: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dedikleri garip sistem, bu sistem 2018’den beri bizi yönetiyor. 2018’den beri afet sistemiyle yönetiliyoruz. Kelimenin tam anlamıyla bir yönetim şekli var. Bildiğiniz gibi anayasası, kurumları, görev ve sorumlulukları olan bir devlet varmış gibi yönetiliyoruz ve bu devletin eşit vatandaşlarıydık. Saray sisteminin yarattığı bu yönetim sistemi felaket bir sistemdir. Bu afetlerle sık sık karşılaşıyoruz. Sorumlular ya dış güçler ya da ilahi güçler, kader planları, kontrol edemediğimiz ve itaat edemediğimiz doğadır. Kesinlikle ama kesinlikle saray rejimi değil.

İkinci seviye para ve yağmur koyan ekonomi politikalarıdır. Kapitalist sistem budur: O tek adamın ağzından talimat gelmedikçe yangına bile müdahale edemediler. Uçak uçuramazlar, çadır dağıtamazlar, yardım edemezler. Dolayısıyla katliama dönüşen bir felaketin ilk adımı tek adam rejimidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denen garip bir sistem bu. Bizi onbinlerce insanımızı yer altında bırakmaya sevk eden ve bu katliama neden olan ikinci ayak, parayı ve rantları merkeze alan ekonomi politikalarıdır. Kapitalist sistem budur. Kamu kaynaklarını birer birer özelleştirerek, rant, talan ekonomisi ve sosyal devletin varlık ilkelerini birer birer piyasaya açtılar. şehir hastanelerinin sağlık hizmetleri; topluluklar için eğitim hakkı, topluluklar için barınma hakkı; Gizli ihalelerle beş kişilik çetelere verdikleri yolların, havaalanlarının, köprülerin enkazı altında hepimiz nefes nefese kaldık. Geldiği ilk günden beri söylediği, “Şirket gibi ülkeyi yöneteceğiz.” Bugün varlığını ve yokluğunu hissettiğimiz Kızılay, AFAD gibi kurumların içinin boşaltılmasının temel sebebi bu ülkenin bir şirket gibi yönetilmesidir.

Yarım adım geri çekilsek de saldırıdan geri adım atmayacağız, yetkililer anlıyor: Devletin olduğu enkazın başında yakınlarını kurtarmak için ağlayanları aşağılıyorlar. Televizyon yanlısı spikerlerin sesini yükseltmeye, gerçekleri haykıran televizyonları susturmaya çalışıyorlar. Örneğin TELE1’i kapatmaya çalışıyorlar. Buradan zulme ve zalim anlayışa karşı yarım adım bile geri adım atmayacağız. İster not alın ister ağlayın, uzun bir yazın sonunda günlüğünüze gidiyor olacaksınız. Tüm eylemlerinizden sorumlu tutulacaksınız.

Aşağıdakileri başardık: Vali Koordinatörü… Vali çıktı, “Geciktiğim için kusura bakmayın.” Durum tarif edilenden çok daha kötü” dedi. Şimdi de mülkünün yüzde 10’unun, memur ve memurların bir aylık maaşının bağışlanmasını istedi. Dedi ki: Ne olursa olsun aç kalmayacağız. Buradan bu işçilerin maaşlarını kesen koordinatör valiye sesleniyoruz.Televizyonların ortak yayınında depremzedeler için düzenlenen kampanyada toplanan 155 milyar TL’nin 86 milyar TL’si doğrudan banka ve şirketlerden ödendi. kamuya bağlı veya varlık yönetimi alanında çalışan. Zaten yaptık. Şimdi sıra sizde, vergi muafiyetleri, teşvikler ve ihalelerle beslediğiniz çetelerin elini tutma zamanı. Bizden çaldıkları şeylerle servetlerini çoğaltanlara yardım etsek ne olur? Hiçbiri aç kalmayacak, merak etmeyin.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın