Erdoğan: Köprü, yenilebilir havalimanı mı? Onları afiyetle Kemal Bey’e bırakıyoruz.

Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Van’da miting düzenledi. Mitinge Huda Baro Başkanı Zekeriya Yabişoğlu da katıldı. Erdoğan mitingde şunları söyledi:

Öncelikle bizi terör örgütünün saldırısından Van kurtardı. Hem bu şehirde yaşayanların hem de buraya gelen ziyaretçilerin güven ve huzur içinde hayatlarını sürdürebilecekleri bir iklim oluşturduk. Terör örgütünün elebaşını sadece burada değil, sınırlarımız dışındaki sığınaklarında da ezdik. Kardeşler, devletinize güvenin, bize güvenin. Huzurunuza hatta onurunuza göz diken terör örgütü bir daha saçınıza dokunamayacak.



Mansur Yavaş: 2002’den sonra Türkiye’de 14 LGBT derneği kuruldu. Yedi tanesi Süleyman Soylu dönemindeydi.

“Van Gölü demiyorum, Van Si sahilini saraylarla donattık”

kardeşlerim; Wan depremini hatırlıyor musun? O zaman burada belediye başkanı kimdi? Biliyorsunuz HDP’ydi. Van susuzluğa mı mahkum oldu? Van depremiyle ilgili herhangi bir adım atmamıştır. O dönemde hemen DSİ atadım su sorunu büyükşehir belediye başkanının sorunuydu ama yapmadı. ne dedi? “Devlet yapsın” Sevgili kardeşlerim; Büyükşehir Van’da yaptıkları karşısında onunla hemfikir olmadık ve susuzluğunu giderdik. Edremit, Edremit biz yaptık. Erciş, Erciş yaptık. Sanki Van Gölü demiyorum, sadece Van Denizi kıyılarını saraylarla süsledik. tamamen? Belediye binası nerede? Belediye başkanı neden görevini yapmadı? Kürt kardeşlerimi seviyorlardı biliyor musun? Bunlara inanabiliyor musun? Sevgili kardeşlerim; Biz Türkler ve Kürtler yaratığı yaratıcısı için sevdik. Bizim dinimizde Türk, Kürt, Arap, şu veya bu ayrımı yoktur. Biz sadece Allah için seviyoruz. Kürt kardeşlerimi de aynı anlayışla seviyoruz.

Bundan sonra Jabbar artık terörle ilişkilendirilmeyecek. Ve bundan sonra umarım Cebbar o bölgede farklı petrol zenginlikleriyle anılır.

Şu anda bedava doğal gaz alıyor musunuz? Yıl sonuna kadar 25 metreküpü bedava mı ödeyeceksiniz? Yaparsa öyle yapar… Ama bizi bu yolda yalnız bırakmazsınız değil mi? Umarım 14 Mayıs akşamı yine birlikte gülebiliriz. Siyasi uzantıları hâlâ o eski kara günlerin, o eski kanlı günlerin hayaliyle yaşasa da artık o iş bitmiştir. Yıllardır sizin ve çocuklarınızın hayatını ve geleceğini karartarak istismar politikası güdenleri görmediniz değil mi? Diyarbakırlı annelerin acısını bilirsiniz değil mi? kardeşlerim; Onları Kandil’e kim kaçırdı?

Onlar ne diyorlar? “Biz Kürdüz.” Kürt kardeşlerimi çarpıtmayın. Bunun kürtlükle, dinden dönmeyle alakası yok. Sadece insanlık dışı ve insanlık dışı bir şekilde kusarlar. İnşallah 14 Mayıs’ta onların hesabına sipariş verebilecek miyiz?

“CHP gelip burada miting yapabilir mi? Ben kiminle yaptım? E bu hesabı sormam lazım”

Şimdi bir düşünün CHP gelip burada miting yapabilir mi? Kiminle yaptılar? Peki, bu hesap gündeme getirilmelidir. Ne dediler: dişe diş, kana kan? Wan halkı barış ve refahın tadını çıkarabilir mi? Bir CHP’liyi bu ülkenin başına getirmek için önünüze geldiklerinde hesap sormayacak mısınız? Ülkemizdeki herkes gibi Kürt kardeşlerimin de haklarını, hukukunu ve özgürlüklerini en geniş anlamıyla kullanabilecekleri demokratik zemini oluşturduk mu? Aynı şekilde tüm şehirlerimiz gibi minibüs geliştirme eksiklerini tamamladık mı? Hatırlarsanız 2011 depreminden sonra kamyonu yeniden mi yaptık? Van’da TOKİ kanalıyla 24 binden fazla konutu tamamlayıp sahiplerine teslim ettik mi?

Kemal Bey ne söz verdi? Bu CHP’lilere, bu HDP’lilere sormak lazım; Bize Van’a ne getirdiğini anlat. Okul, hastane, sosyal yardımlar, parklar, bölünmüş yollar, havaalanları, barajlar, sulama tesisleri, organize sanayi bölgesi, doğalgaz. Çevre yolu yapılıyor mu? Gelecek yıl bitirmeyi umuyoruz. Karadeniz limanlarını Van üzerinden İran, Asya ve Ortadoğu’ya bağlayan altyapı çalışmalarını süratle tamamlamaya kararlıyız. Son 21 yılda minibüslere ne kadar yatırım yaptığımızı biliyor musunuz? Kardeşlerim, buna özellikle kardeşiniz olarak bakın; Kürt’ü, Türk’ü bir kenara bırakıp, yaratığı yaratıcısından dolayı seviyoruz dedim, Van’a 96 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şimdi katlanarak artıracağız.

Her fırsatta Van’a geliyoruz. Ama elimiz boş gelmedik. Gönlümüzde işi, hizmeti, sevgiyi, heybemizde projeleri her zaman taşıyoruz. Sadece onlara sor. “Buraya ne geldin? Ne getirdin?” Sor, CHP’ye sor, HDP’ye sor, onlara sor, asla bir şey getirmezler, asla bir şey getirmezler, bilin ki, biz de bazıları gibi mezhep, mezhep ayrımı yapmıyoruz, bir çalışma ve hizmet politikası izliyoruz. .Çünkü herkes gibi biz de çocuklarımızı PKK terör örgütlerine ya da FETÖ örgütüne ya da eşcinsel denilen sapkınlara teslim etmeyi değil, aile yapımızı güçlendirmeyi planlıyoruz.Kardeşler; CHP LGBT mi, İYİ LGBT mi? HDP LGBT mi?Yanında köpekler var mı?Onlar da ‘Biz LGBT değiliz’ diyebilir mi?Ama AKP’nin kitabında LGBT yok, MHP’nin de.Milletler Topluluğu’nda böyle bir şey yok.

“İktidarda olduğumuz sürece 51 Kürt kardeşimi katledenlere ‘hapisten çıkın’ demeyiz”

Burada gördüğünüz katliam Diyarbakır’da Kürt kardeşlerimden 51 Kürt kardeşimin katledilmesine sebep oldu. Şimdi ne diyor Kemal Bey? “Geldiği zaman kaldıracağız” diyor. kardeşlerim; Bu bir Türk-Kürt meselesi değildir. Alevi-Sünni meselesi değil. insanlık ve insanlık. Ama biz iktidarda olduğumuz sürece adalet yerini bulacaktır. İktidarda olduğumuz sürece 51 Kürt kardeşimi katledenlere ‘hapisten çık’ demeyeceğiz. Hepsi faturalarını ödeyecek.

Bu masa, küçük çocukların kullandığı bir örümceğe benziyor. Yönü veya yolu olmadığı için, onu nereye iterseniz oraya gider. Kılıçdaroğlu direksiyon başında görünüyor ama değil. Onun işi sadece mutfakta video çekmek, sahnede kalpler yapmak ve gülümsemek. Sabah erkenden masanın etrafında kimler kalkarsa örümcek o yöne yönelir. Sonra masadaki başka bir ortak sesini yükseltir. Bu sefer trend oraya dönüyor. Sonra başka bir ortak homurdanıyor. Zıplayın, bu sefer ayaklarınızı o yöne doğru çekin. Hani “Kafa demiri yok meydan ıssız” diye bir söz var ya da böyle bir durum var. İpin ucu başkalarının elindeyken kendilerine verilen hareket aralığında sürekli kenara savrulurlar.

Masada ne yaptığını bilenler de var. Örneğin bölücü örgütün liderleri ve siyasi uzantıları. Hatırlayın, ülkemizdeki 40 yıllık terör sorununu çözme sürecinde her türlü riski göze alarak bitirmek isterken, uzattığımız eli ısıranlar onlar değil miydi? Suriye’deki iç karışıklıklarda Kürt kardeşlerimin kanını provokasyonlarla sokaklara dökenler bunlar değil mi? Bugün ülkemizi Suriye yapmaya can atanlar bunlar değil mi? Soruyorum size Van bunca ihanetin neresinde? Kürt kardeşlerim bunca çileden neredeler? Bütün bu suiistimallerde ülke ve milletin menfaati nerede? Bu ülkenin 85 milyon vatandaşı, tarihinde daha güvenli, huzurlu, rahat ve müreffeh bir dönem yaşarken, Türkiye’nin eski karanlık günlerine dönmesi neye yarar?

Yurt dışında oy kullanacak vatandaşlarımıza saldırarak temel niyetlerini hemen gösterdiler” dedi.

Size fayda sağlamaz, milletimize fayda sağlamaz, ülkemize fayda sağlamaz. Ama birileri kanla, kavgayla, kaosla, cehaletle ve sefaletle beslendiği için bu tabloya çok muhtaçtır. Daha birkaç gün önce Çanakkale’de kahvehanelere baskın düzenleyerek, halkı döverek, yurt dışına oy vermeye giden hemşehrilerimize saldırarak gerçek niyetlerini gösterdiler. Ne yaptığını bilen, bilinçli ve görünmez bir FETÖ tablosu daha.

14 Mayıs’ta bu iki paletten hangisini istediğinize karar vereceksiniz. Türkiye’nin yoluna güven, barış ve refah içinde devam etmesini isteyenler ile yeniden ittifak, kavga, baskı ve zulüm peşinde koşanlar arasında seçim yapacaktır. Van’ın tercihinin Türk Asrı olacağından hiç şüphem yok.

“Köprü yer mi? Havaalanı yer mi? Ama biz onları BB Kimal’e bıraktık, iyi eğlenceler.”

Şu anda Vanlı kardeşimin 50 bini tarlada çalışıyor. Yoldan geçenler hariç. Bu bir şeye işaret ediyor. Bu da demek oluyor ki 9 gün sonra minibüsçü abilerim kutuları patlatacaklar. Bu başarılar birilerinin kabusu haline geldi. Okul yapıyoruz, üniversite açıyoruz, diyorlar ki, eğitimi ayağına getirdiniz. Hastaneler yapıyoruz, kaliteli sağlık hizmeti veriyoruz, Covid salgını gibi bir krizle mücadele ediyoruz ve onlar ‘Milleti hasta ettiniz’ diyorlar. Yol yapıyoruz. Köprüler, tüneller, havaalanları, hızlı tren hatları yapıyoruz, onlar da ‘insanlar yiyecek’ diyorlar. Veya briç yemek? Havaalanını mı yiyor? Ama onları afiyetle Kemal Bey’e bırakıyoruz.

Uçak yapıyoruz, helikopter yapıyoruz, yüksek teknolojili birçok proje gerçekleştiriyoruz ve onlar “ne gerek var” diyorlar. Evler, barajlar, sulama tesisleri yapıyoruz. İstihdamda, üretimde, ihracatta rekorlar kırıyoruz, tezahürat yerine karalamaya çalışıyorlar. Devletimizi sosyal yardımlarla yetimhane yaptık, yardım alan insanları da ‘erişteci, kömürcü’ diye aşağılıyorlar. Dış politikada onurlu bir konumla ülkemize güç katarız, milletimize sahip çıkarız, onlar gidip bizi yabancılara şikayet ederler. 14 Mayıs’ta asırlık Türkiye hayalimize sahip çıkmazsak onlarca, yüzlerce örneğini verebileceğimiz bu zihniyet ülkenin üzerine kara bir bulut gibi çökecektir. Bir afazi resminden bahsettiğimi sanmıyorum. Türkiye bu CHP ile 70 yılda çok şey gördü. Tabii geçmişleri bu olsa da bugün farklı şeyler söylüyorlar. Her seçim döneminde olduğu gibi, 14 Mayıs öncesinde de değer avcıları, vaat toplayıcılar ve elbisesiz hevesliler kargaşa yaratıyordu. Aman Allahım, atıyorlar, tutuyorlar, kırıyorlar, kapatıyorlar, tehdit ediyorlar. Dillerinin ucuna ne gelirse onu söylerler.

“İstanbul, İstanbul, bu senin kardeşin”

Son yerel seçimlerde ekmekten süte, sudan ulaşıma, internetten traktöre kadar her şeyi bedava yapacaklarının sözünü verdiler. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı buraya geldi mi? Geldi, değil mi? Burada da oluyorlar mı? İstanbul’u ziyaret etmemiştir. Çok nereye gittiğini biliyor musun? Bodrum’a. Bodrum, Bodrum. İstanbul batıyor, nerede? Bodrum’da sorulduğunda. Aksine milletimizi yordular. Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı aldım. İstanbul susamıştı. Çöp, çukur ve çamur. İstanbul böyleydi. İstanbul, İstanbul, bu senin kardeşin. Artık her şeyi bedavaya yapmaktan vazgeçtiler, yeni projelere, devraldıkları yarım kalmış işlere bile başlayamıyorlar. Çünkü bu ülkeye, bu millete, bu şehirlere hizmet kader meselesidir. Talihsiz bunlar, tembeller. İnanın önlerine beş keçi koysanız akşam hepsini kaybedecek kadar beceriksizler.

“Bu memleketin başına gelirse yarın ertesi gün işçi veya memur, emekli ay sonunda maaşını alıp alamayacağını bilemez.”

Allah korusun yarından öbür gün bu ülkenin başına gelse işçi, memur, emekli ay sonunda maaşını alıp alamayacağını bilemez. Geçmişte CHP’li memurlar maaşlarını alamıyordu. Sanayici, tüccar ve sanatkârlar önlerini göremeyecekler, ellerinden geleni yapacaklar. Yeni bir şey yapamayacaklar, onlara bıraktığımızı da talep edemeyecekler. Onlara verilen görev budur. Karadeniz gaz vanasını kapatın, betonu Orion Oil’in üzerine dökün ve TOGG raflarını yerleştirin. Utanmadan, sıkılmadan ne diyor biliyor musunuz? Hani S-400’ler vardı, Amerika’nın ‘Çıkar’ dediği şey. Şimdi bu ne diyor? “S-400 füzelerini depolayacağız.” bunu kim söyledi? Seyit Kemal. Güle güle Kemal, bu millet en güçlü savunma silahının depolara konmasına asla izin vermez.

“VAN’lı Kürt kardeşlerim gey ve trans olacak mı?”

81 ilimiz ve gencinden yaşlısına tüm evlatlarıyla ülkemizi yarınlara hazırlamak için çalışıyoruz. Bunu işletmeler, hizmetler ve yatırımlarla yapacağız. Ülkemizi yoksulluk ve zulüm günlerine geri döndürmek isteyenlere bu arenayı bırakmayacağız. Şimdi bir şeye geldiniz. Terörize etmekten LGBT’lere kadar bunca art niyetle çocuklarımızın geleceğine göz dikenlere fırsat vermeyeceğiz. Kürt Van kardeşlerim LGBTQ olacak mı? soruyorum tamam mı Çünkü Wan’lı Kürt kardeşim, ailenin kutsallığına inandığı şeyi yapıyor. Aile bizim için kutsaldır.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın